"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

En sağlam güvence ümmetin ortak bilinci

Kâzım GÜLEÇYÜZ
06 Eylül 2018, Perşembe
Dini istismar eden ve bazıları suç örgütüne dönüşen dinî görünümlü yapıların “kontrolsüzlük, düzensizlik ve disiplinsizlikten ortaya çıktığı” görüşü ise tartışılmalı.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, tarikat ve cemaatlerin birer sosyal gerçeklik olarak toplumsal ve dinî işlevleri, din istismarının sebep ve etkileri, bu alandaki hukukî boyutun ve ideal tutumun nasıl olması gerektiği gibi konuların, güncel popülist, gelişigüzel tartışma ve mülâhazaların ötesinde etraflıca ele alınması gerektiğini ifade ediyor ki, haklı.

Gerçekten bu çok önemli ve hassas konuların sığ siyasî polemik, önyargı, saptırma, çarpıtma ve demagojilerden tamamen uzak, doğru bilgilere ve objektif tesbitlere dayalı bir zeminde, samimî ve yapıcı yaklaşımlarla ve alabildiğine geniş katılımlı müzakerelerle enine boyuna değerlendirilmesi gerekiyor.

Erbaş Hocanın, “Herhangi bir dinî yapı, tarikat, cemaat, dernek ve benzeri yapıların temel dayanağı ve çıkış noktası Kur’an-ı Kerim ve Sünnetin arzuladığı kâmil insanlar yetiştirmek olmalı” beyanı da, tarikat ve cemaatle derneği aynı kategoriye koymasındaki “terminolojik hata”dan sarf-ı nazar etmek kaydıyla, öz olarak doğru.

Dini istismar eden ve bazıları suç örgütüne dönüşen dinî görünümlü yapıların “kontrolsüzlük, düzensizlik ve disiplinsizlikten ortaya çıktığı” görüşü ise tartışılmalı.

Evet, kontrol, düzen ve disiplin eksikliğinin bu noktadaki payı elbette gözardı edilemez. Ama sorun bundan ibaret değil. 

Özellikle siyasetin bu konularda konjonktürel hesaplarla sergilediği samimiyetsiz tavırların rolü kesinlikle geçiştirilmemeli.

Asıl önemlisi, dinî görünümlü sapmaları, cemaatlerin tamamını suçlayıp kötülemek için malzeme olarak kullanma ve fırsat bilip “devlet kontrolü” projeleri için dayanak yapma hatasına bir kez daha düşülmemeli.

O sapmalara karşı en sağlam güvencenin, ümmetin ortak bilinci ve sağlıklı refleksleri olduğu gözden kaçmamalı. Ki, sapmalarla ilgili ikazların çok daha önce yine istikamet üzere yürüyen cemaatlerden sâdır olduğu, ama gerek siyasîler, gerekse Diyanet ve diğer ilgililer tarafından kaale alınmayıp, tam tersine yanlışta inat ve ısrar edildiği asla unutulmamalı.

Erbaş’ın “kontrol ve rehberlik mekanizması” olarak ifade ettiği sistem için ise, Bediüzzaman’ın yüz sene önce önerdiği ve hâlâ güncel olan özgün proje örnek ve esas alınmalı.

***

AİHM’in Risale-i Nur kararı 

Okunma Sayısı: 2449
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Kemal Refet AKAY

    6.9.2018 12:19:05

    S.A...Kazım GÜLEÇYÜZ Beyefendi Kardeşim inş iyisindir.İzin dönüşü aramıza döndün.Hoş geldiniz diyeyim.Uzun yıllardır Yeni Asya'yı ve yazılarınızı zevkle takip ediyorum.Çeşitli konularda camiamızın görüşlerini başarıyla dile getiriyorsunuz.Allah ebeden razı olsun.Canına ,kalemine sağlık... Çok haksız,yersiz yoğun eleştiri bombardımanına maruz kaldığınızı yakından biliyoruz.Sakın üzülmeyin meyveli ağaç taşlanır gerçeğini asla unutmayalım. Her hal ve şartlarda şahsınızda YENİ ASYA GAZETESİ VE YAZARLARI yanındayız.Gazetemizin fiyatı ne olursa olsun desteğimizi inş asla çekmeyeceğiz. Yeni Asya Medya grubunun çıkaracağı tüm yayınlarına desteğimiz devam edecektir.ALLAH (c.c) hepimizin yar ve yardımcısı olsun Öğretmen :KEMAL REFET AKAY-BURSA

  • Gündüz Alp-4

    6.9.2018 10:45:17

    Meselâ, Yeni Asya'nın manşetten verdiği "GENÇLER GÖÇÜYOR" diye haber verdiği beyin göçüne işaret eden vahim tablo karşısında DİB ne düşünüyor ve bir öneri/çözüm projesi var mı? Bugün beyin göçü, yarın iş gücü, sermaye ve yatırım göçü. Neden ve nereye kadar? Bunlar ve benzeri ciddi sorunlar, cemaat ve tarikatların devlet kontrolüne geçmesi meselesinden daha mı az önemli? Sosyal ve ekonomik hayatı derinden etkileyen kriz de bile cumada siyasal mesajlar veren DİB'in, Barış Dini İslâm'ın devletteki teşkilatı olarak, ortada kutuplaşmış/ ayrışmış bir toplum manzarası karşısında ülkenin barış ve huzuru adına sosyal projeleri olmalı değil mi? Özetle, DİB milletin paralarını ülkenin toplumsal hayatına olumlu katkılar sunacak projelere harcarsa daha menfaatli işlere imza atmış olur. Yeterince menfi/olumsuz şeyler zaten var.

  • Gündüz Alp-3

    6.9.2018 10:06:31

    Dinin istismar ve alet edilmesinin "en sağlam güvencesi ümmet bilinci" ise de "ümmet" kavramının bilincinde olan bir ümmet gerçeği var mı onu da sorgulamak icap eder. İşte İslâm Dünyasının hali. Milyar dolarlarını birbirini vurmak için silahlara yatıran İslam ülkeleri. 21.yy da bile hâlâ maddi-manevi ittihat ve tesanüdü becerememiş bir dünya gerçeğini yaşıyoruz. Bediüzzaman'ın altı hastalıktan biri olarak bir asır önce zikrettiği "Adavete muhabbeti" seven topluluklar haline geldik. Bunları ümitsizlik hesabına söylemiyorum. Gerçeğin peşinde olmamız icap eder. Hastalığı bilirsek tedavisi kolay olur. DİB de dini devleti kontrolü altına alacak çalışmalar yerine, genel anlamda toplumsal barış ve huzuru sonuç verecek projeler üzerinde çalışsa daha hayırlı bir iş yapmış olur.

  • Gündüz Alp-2

    6.9.2018 09:45:40

    DİB'in din istismarıdan bahsetmesi kolay olsa da dinin siyasete alet ve iktidara basamak yapılmaması gerektiğini üstüne basa basa vurgulaması ancak siyasal otoritenin etkisinden arındırılmış ve özerk bir DİB olmasıyla mümkündür. Şu anda resmi ideolojinin hükmettiği bir zaman ve zeminde, iktidarını devam ettiren siyasal otoritenin arzu ve talebini dile getiriyor olması; bir fayda, menfaat veya bir maslahattan kaynaklanmıyor. Olsa olsa ve varsa, daha önce dine mesafeli kimselerin dile getirdiği "cemaat ve tarikatların kökünü kazıma" projesinin, kamuoyu oluşturma yahut yoklama faaliyeti olabilir. Çünkü böyle bir projeyi kemalist/laik/seküler iktidarlar başaramamış. Şimdi ise iş başında %50+1 halk desteğe sahip "dindar iktidar" varken onlar vasıtasıyla yapmak daha kolay diye düşünmüş olabilirler. Onlarca ihtimal var. Ya tutarsa?

  • Gündüz Alp

    6.9.2018 09:32:31

    Sayın Güleçyüz, Diyanet İşleri Başkanı'nın cemaat ve tarikatların muhtemel din istismarından bahsederken, genelde siyasilerin, özelde de Siyasal İslâmcıların dine siyasetlerine alet iktidarlarına basamak yaptığını da bilhassa vurgulaması -hakkaniyet adına- gerekmez mi? Din istismarını Kur'an ve Sünnet-i Seniyye çerçevesinde hizmet yürüten hiçbir cemaat ve tarikat tasvip etmez. Ama aynı şekilde dinin siyasete alet iktidara basamak yapılmasını da. Maksat "üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi?" Teşhisi doğru yapmalıyız. Din istismarının olduğu bir gerçektir. Dinin alet edildiği de bir başka gerçek. Her ikisi de dine ve dindara zarar vermektedir. 16 Nisan 2016 halk oylaması ve 24 Haziran 2018 seçimi öncesi yapılan kampanyayı hatırlarsak, din istismarı ile dinin siyasete alet edilmesi konusunu daha iyi anlayabiliriz. Fakat bu konularda Diyanet'in sadra şifa açıklamalar yapmasını da beklerdik. Devletin resmi ofisi olarak yapabilir mi? Zannetmem.

  • Ali Tam

    6.9.2018 07:06:45

    Cemaatlerin ehl-i TAKLIT DEGIL ehl-i TAHKIK ( gercegi arastiran inceleyen sorusturan) kisilerden olusmasi gerektigini Risale-i Nur Külliyati bir yüzyili asan süredir ders veriyor. Akli agasinin, cemaat liderinin, abisinin, hatta bir parti liderinin cebinde olanlar HATA YAPARLAR. Cezayirli bir Basbakan ülkesinde karsit eylemleri sindirmek icin taraftarlarini karsitlarin üstüne sürerek sorunu cözdügünü bir Islamci Siyasal Lidere öneriyor. Sadik AHMAKLAR GÜRUHU her Islam beldesinin sorunudur. Bunu merhum ve muazzez Üstadimiz Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri görmüs ve bizi ihtar etmistir. Buna ragmen icimizden yüzde 85-90 a varan bir vahim cogunluk KUZU KUZU SIYASAL ISLAMA TAKLITCI OLARAK taraftar olmustur. Bu zehirli taklitci tarafgirlik ISLAH OLUNMAZSA KANSER gibi o vücüdu öldürecektir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı