"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Göz göre göre

Kâzım GÜLEÇYÜZ
17 Mayıs 2018, Perşembe
Trump, eski başkanların sürekli ertelediği “ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma” kararını uygulayacağını açıklamış ve günü İsrail’in 70. kuruluş yıldönümü olan 14 Mayıs olarak deklare edilmişti. Ve dediklerini yaptılar.

Filistin’de Kudüs eksenli böyle bir krizin patlak vereceği, altı ay öncesinden belli olmuştu. Trump, eski başkanların sürekli ertelediği “ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma” kararını uygulayacağını açıklamış ve günü İsrail’in 70. kuruluş yıldönümü olan 14 Mayıs olarak deklare edilmişti. Ve dediklerini yaptılar.

Altı ay önce de aynen şimdikine benzer tepkiler verilmiş, İslam İşbirliği Teşkilâtı zirvesi olağanüstü toplantıya çağrılmış, ABD vetosu Güvenlik Konseyini yine tıkayınca konu BM Genel Kuruluna taşınmıştı.

Suudi Arabistan ve Mısır gibi “lokomotif” ülkelerin yasak savma kabilinden alt düzeylerde temsil edildiği İİT zirvesinin sonuç bildirisinde teşkilât üyesi İslam ülkelerine ve dünyaya Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanımaları çağrısı yapılmıştı.

BM Genel Kurulundan da, önceki dönemlerde benzerleri defaatle sâdır olmuş olan rutin “kınama” kararlarından biri çıkmıştı.

Sonrasında ise peş peşe ortaya sürülen başka gündemlerle konunun üstü örtülmüş ve mesele unutulmaya terk edilmişti.

Ama menhus projenin sahipleri açısından durum çok farklıydı. Onlar planladıkları şekilde işin sıkı takipçisi oldular, hazırlıklarını tamamladılar ve belirledikleri takvim çerçevesinde hadiseyi bu noktaya getirdiler.

Trump-Netanyahu ikilisi bunu yaparken, Suud, Mısır ve bazı Körfez ülkeleriyle el altından yürüttükleri, ama son dönemde bir ölçüde aleniyet kazanan temaslarla, Arap âleminden gelecek tepkileri elimine ettiler.

Gelinen nihaî aşamada, hem büyükelçiliği Kudüs’e taşıma projesini hayata geçirdiler,  hem Filistin topraklarındaki siyonist işgalin 70. yılını şenliklerle kutladılar, hem “ebedî Yahudi başkenti” ilan ettikleri Kudüs’te ezanı yasakladılar, hem de işgali protesto etmek için toplanan silahsız Filistinlileri katlettiler.

Bu göz göre göre gelen “tahrik içinde tahrik” senaryosuna karşı gösterilen tepkiler ise, altı ay öncesindekilerin aynen tekrarından başka birşey değil. Ve o zamanki tepkiler nasıl sonuçsuz kaldıysa şimdikilerin âkıbeti de pek farklı olacak gibi görünmüyor.

Kaldı ki, en fazla sesi çıkıyor gibi gözüken Türkiye’nin tepkisi de kınamaktan, lânetlemekten, üç gün yas ilan edip miting düzenlemekten öteye gitmiyor. Durum bu...

***

- Geçen yıl 29 Mayıs’ta Ramazan’a girerken yaptığımız scope yayınındaki çağrımızı bu Ramazan’da da tekrarlıyoruz: Adaletsiz uygulamalar Ramazan’da son bulsun - http://www.yeniasya.com.tr/video/adaletsiz-uygulamalar-ramazan-da-son-bulsun_433597

- Ramazan öncesi Filistin’de yine katliam... - http://www.yeniasya.com.tr/video/ramazan-oncesi-filistin-de-yine-katliam_461947

Okunma Sayısı: 6410
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    17.5.2018 10:26:02

    Şeklen ve zahiren bağımsız olan İslam ülkelerinin ittihad-ı İslâm'ı gerçekleştirerek artık işgal ve tasalluttan kurtulmak yerine,başı her derde girdiğinde himaye edici olarak ya ABD ya Rusya gibi çıkarcı güçlerle ittifak kurmaları ne kısa ne uzun vadede Orta Doğu'ya barış ve huzur getirmez. Bölgesel barışın ve huzurun yolu dikta yönetimlerini terk ile hürriyetçi demokrasiden, güçlü ittifak ve işbirliğinden geçmektedir. Bu gerçeği herkesin bilmesine rağmen uygulamaya gelince, dahili ve harici siyasal çıkarlar, ikbal ve iktidar hesapları baskın gelmekte ve savsaklama yolu tercih edilmektedir. Böyle bir yönetim anlayışı ile ülkeye de bölgeye de barış ve huzur gelmez. "Birlikte rahmet ayrılıkta azap vardır" gerçeğini yaşıyoruz. Uzaklara gitmeye gerek yok. İşte kendi ahvalimiz. Tekçi, baskıcı, dayatmacı yola girdiğimizden beri toplumsal barış ve huzur, güven ve istikrar, harici dostluk ve ittifaklar berhava oldu. Demek ülkeyi, bölgeyi, dünyayı yaşanmaz hale getiren kötü yönetimlerdir.

  • Gündüz Alp-2

    17.5.2018 09:55:12

    Başta petrol olarak pek çok enerji kaynaklarına sahip İslam ülkeleri bunları silah gibi kullanmak yerine, buralardan elde ettikleri servetleri, birbirlerini vurmak için silahlara yatırmaktadır. Durum böyle olunca, İsrail ve çıkarcı dostu olan ülkelerin Orta Doğu'da cirit atması normal değil mi? Sürekli başkalarını eleştirmek, düşman ilan etmek, tahkir ve tahrik edici politika takip ederek diyalog, müzakere, diplomasi kanallarını kapatarak olumlu sonuçlar almak mümkün mü? Artık kendi ahvalimizi gözden geçirme vakti gelmedi mi? İsrail ve ortağı kendi politikalarını izliyorlar. Önemli olan İslam ülkelerinin birlikte izleyeceğe politika nedir ve nasıl olmalıdır? Çeşit çeşit dikta yönetimi altında hayat süren İslam dünyasının acilen bu modern esir hayatından hürriyet, adalet, hukukun üstünlüğü, millet hakimiyetinin geçerli olacağı demokrasiye geçmeleri gerekmektedir. Sonra güçlü ve kalıcı bölgesel ittifak ve dostluklarla güçlerini birleştirmeli ve çıkarcılara karşı yek vücut olmalıdırlar.

  • Gündüz Alp

    17.5.2018 09:30:01

    Sayın Güleçyüz, Yeni Asya'nın bugünkü "MEYDANDA BAŞKA MECLİSTE BAŞA" manşeti, özelde Filistin genelde Orta Doğu politikasını özetler mahiyettedir. Tutarsız, çelişkili, ikircikli, dahile ayrı harice ayrı mesajlar veren bir dış politika ile ne sorunlar çözülür ne de kalıcı dostluk ve ittifaklar kurulur. Trump daha başkanlık kampanyasında Kudüs ile ilgili kararını açıklamıştı. Peki biz ve İslam ülkeleri ne gibi önlem aldı ve buna karşılık nasıl bir politika izledi bunun sorgulanması gerekmez mi? Bile bile lades demek diye buna derler. Zaten imamesi kopmuş ve etrafa dağılmış tesbih taneleri gibi bir görüntü veren Orta Doğu var. Böyle bir coğrafyada başta İsrail olmak üzere sair çıkarcı güçlerin cirit atacağı belli değil mi? Tekçi, baskıcı ve dayatmacı Orta Doğu yönetimleri de buna müsait zemin hazırlamaktadır. Kınama, lanetleme, mitingler ciddi anlamda caydırıcı yaptırımlar mıdır? Özgürlükler ve ittifaklar çağında yapılabilecek başka şeyler kalmamış mıdır?

  • Ali yilmaz

    17.5.2018 09:18:40

    Obama bizi kandirdi. Hilary clinton fetocu biz trump i destekliyoruz. Trump ile kazanan Turkiye oldu diyen bir havuz medyasi ve iktidar vardi. Hakikaten buyuk kazanmislar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı