"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gri pasaportta skandallar serisi

Kâzım GÜLEÇYÜZ
16 Kasım 2018, Cuma
Geçen yıl yaz başında, şimdi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına dönüştürülmüş olan Basın, Yayın Ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’ne yaptığımız gri pasaport başvurusuna verilen “takdiren iptal sebebiyle red” cevabını Danıştay’a götürdüğümüzü o zaman duyurmuştuk.

Mahkemeden hâlâ karar çıkmış değil. Bunun önemli sebeplerinden biri, BYEGM’nin “İlgili birimler arasında yazışmalar devam ediyor” gerekçesiyle ek süre talep etmesi.

(Basın kartı başvurularının sonuçlandırılmamasına gösterilen gerekçe de aynı!)

Gri pasaport talebimizin red gerekçesi, Danıştay’a gönderilen ilk cevapta “Genel Müdürlüğün takdiri” olarak ifade ediliyor.

Bunun üzerine Danıştay 10. Dairesi, BYEGM’ye takdir yetkisinin hangi gerekçelere dayandığını soruyor ve şahsımıza yönelik olarak kamu yararı ve millî güvenlik politikası açısından ne gibi bir sakınca olacağının belirtilmesi gerektiğini bildiriyor.

Verilen cevapta “Başvuru millî güvenlik gerekçesiyle reddedildi” deniliyor. Bu gerekçenin dayanağı ise orta yerde yok!

Bize gri pasaport verildiği takdire nasıl bir millî güvenlik sorunu yaşanacağının izahı da!

Bu, skandallar zincirinin ilk halkası.

İkinci halka, cevabın şu bölümünde: 

“Yurt dışına çıkmak için gri pasaport olmazsa olmaz bir şart değil. Vize işlemleri tamamlandıktan sonra lacivert pasaportla da pekâlâ yurt dışına çıkılabilir. Gri pasaport verilmemesi, yurt dışına çıkış yasağı anlamına gelmiyor.”

Gri pasaportun özelliği, bir-iki istisna dışında çoğu ülkeye vizesiz giriş imkânı vermesi ve bize bu imkân çok görülüyor.

BYEGM, devamında şöyle diyor:

“Hal böyle iken bu konudaki ısrarın sebebi anlaşılamamış olup, bu durum, gri pasaport konusunda takdir yetkimizi kaldırarak, yargı kararıyla belli bir yönde karar vermeye zorlanmamıza yol açabilir!”

Lacivert pasaport neyimize yetmiyor da gri için bu kadar ısrar edip yargıya gidiyor ve yargı kararıyla takdir yetkilerini kaldırıp farklı bir karara zorlamaya çalışıyoruz, öyle mi?!

Peki, idarî yargı ve Danıştay niye var? İdarenin hukuka aykırı, keyfî tasarruflarını önlemek için değil mi? Ve yargı, kararını “bizim zorlamamız”la mı verecek? Bu nasıl mantık?

* Son dönemde medyayı iyice çoraklaştıran insafsız tasfiye dalgasının kurbanlarından Kürşat Bumin'i demokrat, duyarlı, vicdanlı, farklı fikirlere açık ve saygılı, üretken ve renkli kimliğiyle hatırlayacağız. Allah rahmet eylesin. Ailesinin ve basın camiasının başı sağ olsun.

***

İzlemek için tıklayınız:

Diyanet ve  siyaset

Okunma Sayısı: 3421
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    16.11.2018 10:23:44

    Zannediyorum, en büyük skandal da demokratik hukuk devletinin ve parlamenter sistemin tek adamlığa evrilmesi aşamasında yargının, hiç bir şey olmamış gibi bir tavır takınarak suskun kalmış olmasıdır. Bugün bu suskunluğun sonuç verdiği skandalın olumsuz neticelerini hem dışta/hariçte hem içte/dahilde, fatura ödeyerek yaşıyoruz. Daha ne kadar ne ödeyeceğimiz de meçhul. Siyasal, sosyal ve ekonomik hayatımızı ciddi anlamda etkileyen bu olaylar zinciri; bize, demokrasi, hukukun üstünlüğü, adaletin devamı için yargının tarafsız ve bağımsız, yargıcın da adil, cesur ve özgür olmasının ne kadar hayati öneme haiz olduğunu gösteriyor. Basın kartı ve gri pasaport gibi basit işlemler de bile keyfilikleri yaşamamızın sebebi, hukukiliğin yerini keyfiliğin almış olmasıdır. Demokrasi ve hukuk varsa, keyfilik yoktur. Eğer keyfilik varsa demokrasi ve hukuk yoktur, denilir. Vesselâm.

  • Gündüz Alp

    16.11.2018 10:06:03

    Sayın Güleçyüz, dünkü yazınızda bahsettiğiniz "Yasadışı telefon talimatı " ile bugünkü basın kartı ve gri pasaport uygulamasındaki tavır ve davranış aynı anlama geliyor: Keyfilik. Yani ne zaman "canım isterse." Demokratik hukuk devletindi hak ve hürriyetlerin verilmesi ya da alınması keyfilik üzerine değil hukukilik üzerinedir. Eğer kanuni bir engel yoksa, vatandaşın talep ettiği yasal hakkı ne ise verilir. Bir de "bizi zorlama yoksa mahkemeye gidersin" mealinde bir tehditle vatandaş üzerinde korku ve baskı oluşturmak kabul edilebilir bir şey değildir. Antidemokratik rejimlerin en büyük ortak özelliği, ülkede, korku ve baskı oluşturarak, halkı sindirmek, temel hak ve hürriyetler konusunda bile suskun hale getirmektir. Bu havanın oluşmasında en büyük pay/hisse sahibi de -maalesef- iktidar yanlısı basın/medyadır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı