"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hukuk cinayetleri: Ne zamana kadar?

Kâzım GÜLEÇYÜZ
22 Nisan 2017, Cumartesi
Yargının devlet içi hizip çekişme ve kavgaları, rövanş hesapları ve siyasî mücadeleler için araç olarak kullanılması, en fazla adalete zarar veriyor.

Cumhuriyet adı altında kurulan tek parti ve tek şef rejiminin ilk yıllarındaki istiklal ve  27 Mayıs sonrasındaki Yassıada mahkemeleri, bunun yargı tarihimize geçen utanç verici örneklerinden ikisi.

İkisi de çok büyük zulümlere imza attı. 

Bunların dışında, Bediüzzaman ve Nur Talebelerine açılanlar başta olmak üzere ideolojik ve siyasî saikli davalar da ciddî mağduriyetlere ve hak ihlallerine yol açtı.

Aynı şekilde 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat dönemlerinde açılan yüzlerce sanıklı parti ve örgüt davaları da.

Bazıları onlarca yıl devam eden bu davaların hiçbirinden de bir sonuç çıkmadı.

AKP döneminde “darbeler ve darbecilerle hesaplaşma” gibi büyük iddialarla açılıp fiyaskoyla sonuçlanan Ergenekon, Balyoz, Askerî Casusluk, 12 Eylül ve 28 Şubat davaları bunların son örnekleri.

Üç buçuk sene önce “paralel yapı”yı tasfiye iddiasıyla başlatılıp 15 Temmuz sonrasında “F..ö” ismi verilen “silahlı terör örgütü”yle mücadele adı altında iyice hız verilen operasyonlar ise, evvelce benzeri görülmemiş ve öncekilere kıyasla çok daha yaygın mağduriyetlere yol açıyor.

Şu anda darbeyle de, silahla da, terörle de uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan on binlerce masum cezaevlerinde.

Bir ara muhtemelen ucu kendisine yakın isimlere dokununca Cumhurbaşkanına dahi “At izi it izine karıştı” dedirten, ama herhalde o hal savuşturulduktan sonra “Mağdur falan yok” söylemiyle yine örtülmeye çalışılan mağduriyetler var.

Keza Başbakana “Kurunun yanında yaş da yanıyor olabiliyor” dedirten uygulamalar.

Gerçekten F..ö soruşturmalarında görevlendirilen savcı birine “silahlı terör örgütü üyeliği” yaftası vurmaya görsün...

Sonraki aşamalarda ağır hak ihlalleri zincirleme silsile halinde sürüp gidiyor.

Nur’un başına gelenlerde de gördük. Tutukluluğun hiçbir haklı gerekçesi yokken bir türlü tahliye kararı çıkamadı. Ve durumu daha ağır niceleri var. Bu hukuk cinayetleri ne zamana kadar devam edecek?!

***

Hadis: Elinizde beraat etmesi için delil varsa maznunu serbest bırakın. Zira hâkimin afta yanılması cezalandırmada yanılmasından daha iyidir.

Keyfî ve hukuk dışı uygulamaların had safhaya çıktığı bir süreçte şu hadis de son derece anlamlı: “Şüpheli durumlarda cezaları kaldırınız.”

Adalet Peygamberinden (asm) güncel mesajlar -  http://www.yeniasya.com.tr/video/adalet-peygamberinden-asm-guncel-mesajlar_429751

Okunma Sayısı: 9121
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Bir vatandas

    22.04.2017 17:26:20

    Dogruyu konusan, hakkıyla gercekleri savunan, korkusuz, yürekli gazeteci şahsiyet, Allah sizden ebeden razi olsun. Özcan ERCİS abinin de yazilara yaptigi yorumlari da zevkle okuyoruz, saygılarimi sunarim.

  • Özcan Erkiş

    22.04.2017 14:26:16

    (4) Türkiye'nin davetiyle referandumu gözlemek için ülkemize gelen ve YSK'nın hukukla çelişen kararı ile şaibeli ve şüpheli hale getirilen referandum sonucuna dair raporunu beğenmeyen iktidar cenahı ile CB tarafından "terör örgütü temsilcisi"olmakla suçlanan AGİT heyetinin raporu yargı yolunu gösterirken, iktidar cenahı inatla işi oldu bittiye getirerek ve yargıyı baskı altına alarak, referandumu şüpheli ve şaibeli hâliyle kapatmak istiyorlar. Referandum bile şu hâliyle tek başına demokratik hukuk devletini henüz tam mânâsıyla tesis edemediğimizi göstermektedir. Utanç verici ve acı olan şu ki, haksız, hukuksuz, adaletsiz işler de hukuk eliyle ve hukuk adına, bizâtihi hukuk kullanarak yargı eliyle yapılmaktadır. Adalet de aynı şekilde hukuk içinde yine âdil, tarafsız, bağımsız ve cesur yargıçlar eliyle olacaktır inşâallah. Olacağına inanıyoruz. Çünkü ümitvarız.

  • HÜSEYİN İLHAN

    22.04.2017 14:18:50

    Sn.GÜLEÇYÜZ bahsettiğiniz hassasiyetler HAK-HUKUK-ADALET değerlerine sahip olan,bunlara saygı duyanlar için geçerlidir.HAK-HUUKUK-ADLET ten nasipsizlerin,işleri-güçleri haramilik olanların ve kalbi taşlaşmışların bunlardan anlaması zor.

  • Özcan Erkiş

    22.04.2017 13:59:59

    (3) Her şey 16 Nisan'dan sonra "en..en.." olacak diye tek adamlık sistemi için 16 Nisan'da referanduma gittik ve netice 50+1 ile iktidar lehine çıkmasına rağmen ilk icraat, antidemokratik ortamın devamı için OHAL'i 3 ay daha uzatmak olmuştur. Ardından partili CB, ardından da HSK'nın dizaynı olacaktır. Peki işsizlik ve hayat pahalılığı başta olmak üzere ekonomik ve sosyal problemler ile demokratik hukuk devletinin tesis ve temâdisi için sıra ne zaman gelecektir? Yâni partili CB. meselesi, demokratik hukuk devletinden önce ve öncelikli bir mesele midir? Artık millet ve memleket, adalet ve hukukun üstünlüğü, hürriyet ve meşveret, Meclisinşahsı manevisine istinat eden demokrasi hesabına alternatif girişimlerin ve oluşumların devreye girme vakti gelmiştir. Ve elbette böyle cesur hürriyetçi ve demokrat insanların var olduğunu biliyoruz.

  • Özcan Erkiş

    22.04.2017 13:41:55

    (2) Bir tarafta Efendimizin(sav)"Şüpheli durumlarda cezaları kaldırınız!" nurefşan beyanı öte yanda mer'i hukukun "Şüpheden sanık yararlanır!" ilkesi mevcut iken; kendilerine "dindar" denilen Siyasal İslâmcı iktidar, emsâli yalnızca Şeflik ve diktacı rejimlerde görülen haksız ve hukuksuz, binlerce insanın mağduriyetini netice veren antidemokratik icraatlara maalesef yine hukuku kullanarak imza atmışlardır. Yâni hukuk adaletin aracı olması gerekirken zulmün aracı hâline getirilmiştir. İnkârı da mümkün değildir. Hukuka ve yargıya olan güven de maalesef ciddi anlamda kaybolmuştur. Hakkımızda tanzim edilen uluslararası raporlar da "hukuksuzluğumuz" tescil edilmiş vaziyettedir. Yeni Asya'nın "Utandıran Birincilik! " başlıklı haberiniz bu hâlimizi teyit etmektedir. Bizim için bir zillet değil mi?

  • Özcan Erkiş

    22.04.2017 13:16:42

    (1) Sayın Güleçyüz, hak ihlâli ve adalet için var olan hukuk, çeşitli rezalet ve skandallar ile nihayet dediğiniz gibi "hukuk cinayeti"ne demir attı. Hergün Mağdur Kürsüsünüzde zulme maruz kalmış bir mağdurun mektubunu hep birlikte okuyoruz. Artık cinayeti işleyen fertleri değil hukuku konuşuyoruz. Ne acı değil mi? Bahsinden utanç duyduğumuz tek parti döneminin İstiklâl Mahkemeleri ile Yassıada'nın hukuk cinayetleri ve zulümlerini hâlen konuşup tel'in ediyoruz değil mi? Ya şimdi? "Terör örgütü "ilân ettikleri bir cemaati 15 Temmuz darbe girişimiyle ilişkilendirip binlerce insanı mağdur etmiyorlar mı? Gerçeklere gözümüzü, kulağımızı ve ağzımızı kapatmakla hakikat değişmez. İşte bu yüzden Yeni Asya'nın ve sizlerin hakkaniyetli tavrı çok ehemmiyetli, çok kıymetli ve çok anlamlıdır. Hak ve hukukun ihlâl edildiği şu zamanda hakperest olabilmek için herhalde YENİ ASYA olmak ve YENİ ASYA kalmak ciddi cesaret istiyor. Allah ebeden razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı