"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hukuk ihlallerine artık “dur” denilsin

Kâzım GÜLEÇYÜZ
06 Aralık 2018, Perşembe
AYM, Yargıtay, Danıştay Başkanları ile Adalet Bakanı ve Müsteşarının, yargıdaki işleyişle ilgili sorunlara vurgu yapan hayli gecikmeli beyanları, yaşadığımız süreçte çokça tekrar edilen “Herşey hukuk içinde yürüyor” sözünü tasdik değil, en yetkili ağızlardan tekzip eden sözler.

Çok fazla uzayan veya eksik soruşturmalar;  yazılması yıllarca geciken ve yazıldığında da son derece özensiz hazırlanan iddianameler; aleyhteki deliller kadar lehtekilerin de dikkate alınması prensibinin es geçilmesi; hiçbir delil gösterilmeden verilen ve “Deliller toplanamadı” gerekçesiyle habire uzatılan tutuklamalar; masumiyet karinesi, suç ve cezanın şahsîliği, savunma ve âdil yargılanma hakkı gibi en temel ilkelerin hiçe sayıldığı soruşturma, yargılama ve kararlar.

Davet edildikleri takdirde kendiliklerinden gelip ifade verebilecek insanların, onur kırıcı bir şekilde karga tulumba gözaltına alınarak, hattâ tutuklanarak itibarsızlaştırılmaları.

“Hükümetimiz getirdi” diye sürekli hatırlatılan “lekelenmeme hakkı”nın çiğnenmesi.

Ve yine hükümetin getirdiği sık sık ifade edilen adlî kontrol tedbirini uygulamak yerine tutuklama kolaycılığının tercih edilmesi.

Aynı suçlamalara muhatap olan farklı kişilere yönelik çelişkili ve “çifte standart” eleştirilerini tetikleyecek karar ve uygulamalar.

Soruşturma ve yargılama süreçlerini gerek siyasî müdahaleler, gerekse tek taraflı medya yayınlarıyla yönlendirme atraksiyonları.

Suçluluğu ancak kesinleşmiş mahkeme kararı ile hükme bağlanabilecek olan insanların, daha yargılama bile başlamadan peşinen suçlu ilan edilerek sosyal linç operasyonlarına ve yargısız infazlara hedef yapılmaları.

Yargı ve adaletle ilgili en yetkili ağızların nihayet seslendirmeye başladıkları acı tesbitlerde bunların sadece bir kısmı mevcut.

Ne yazık ki, hukukun en temel ilkelerinin ihlal edildiği uygulamalarla oluşan son derece ağır bir enkazla karşı karşıyayız. Bu enkazın bir an önce kaldırılması için, vahim gidişata fren koyacak bir iradeye ihtiyaç var.

Darbecilerle hesaplaşma iddiasıyla başlatılan bir süreçte darbeyle de, terörle de hiçbir alâkası bulunmayan nice masumun aileleriyle birlikte mağduriyetine yol açan on binlerce soruşturma, yargılama, karar ve işten çıkarma söz konusu.

Bunun giderek ağırlaşan vebalini hiç kimse taşıyamaz.

***

Manevî hizmetler bürokratik kalıplara hapsedilemez

http://www.yeniasya.com.tr/video/manevi-hizmetler-burokratik-kaliplara-hapsedilemez_478938

Okunma Sayısı: 4482
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ramazan GÖRGÜLÜ

    6.12.2018 18:48:24

    Değerli ağabey çok derin ve gittikçede sıradanlaşan derinleşen bir yaraya tercüman olu-yorsunuz Rabbim güç kuvvet ihsan eylesin.Uzun olacak ama bizlere ancak siz tercüman oluyorsunuz. Antalya Serikte Toros Kaynak Kolejinde memur olarak çalıştım. Okul kapatıl-dı darbeyi cemaat yaptı dedi en yetkili ağız. Oradaki Cumhuriyet savcısı (İsmet ÇINAR) okulda temizlikçi kadınlar dahil hepimize olaydan 1,5 yıl sonra soruşturma açmış. Gittim teslim oldum, orada değildim Kayseride bir otelde iş buldum çalışıyordum. Ben 2014 yı-lında BANKASYADA olan paramı çekip ziraate yatırdığım halde savcı bey beni suçlu bul-muş olmalı ki soruşturma açmış. Denetimli serbestlik verdiler Pazartesi ve cuma günleri en yakın karakola gidip imza vermem gerekti Çalışmak dışında bir gelirimiz yok maalesef. Bu imzadan dolayı 4 ayrı işyerinden işten çıkarıldım. Okuma yazma bilmeyen 50 küsur yaşın-da sadece okulda temizlik yapan bir kadına dahi soruşturma açabilen bu adalet sistemini tebrik etmekten başka elden ne gelir.

  • Ali Tam

    6.12.2018 13:26:31

    Onlarca yildir tanidigimiz halim, selim, sabirli, hak ve huku gözeten kisiler ortada propagandasi yapilan agresif husumetten maalesef nasiplerini aliyorlar. Demek ki diger orta halli kisilerin aldiklari zarar daha da vahim. Bu bir planli, projeli kasitli kutuplastirmamidir, öngörmesi zor bir durum. Insanlarimizin genelinde adalet ve hukukun ve vicdanin semalari kara bulutlarla örtülüyor algisi hakim. Bir yanda bunlari sallandiracaksin diye kinle vicdanlarinin mes'um kararini okuyanlar, karsilarinda zalimlerin zulmü diye isaret parmaklari. Cözümün mantik, belagat ve fesahat ile izahlara karni tok. Acilen iman zaafiyetinin tamirine yönelinmeli. Kolayca karsisindakini tekfir eden, sallandirilmaya layik gören eski dostlarin bu dönüsümü baska nasil izah edilebilir. Adalet dagitmak bu kosullarda ne kadar sihhatli isleyebilecek.Cevabi müskül ve yürekleri yakan elim bir hâl.

  • Abdullah

    6.12.2018 10:27:08

    Bu enva-i çeşit hukuksuzluklar,onur kırıcı muameleler,eğer bir insanın sağlam bir imanı olmaz ise her türlü ruhi bunalıma sebep olabilir!İnsanda büyük manevi tahribatları netice verebilir.Hatta bazı tamiri mümkün olmayan yaralar açabilir.Dehşetli kırgınlıklar,küskünler meydana getirebilir.Hatta yer yer düşmanlığa bile dönüşebilir.Bu hem kişiye,hem topluma büyük zarar verir.Toplumsal barışı da bozar.Buna kimsenin hakkı yok.Cenab-ı Haktan niyazım;bir an evvel sağ duyunun galip gelmesi,hak ,hukuk ve adaletin hakim olması ,,devlet,millet barışının,emniyet ve asayişin sağlanması,huzur ve sükünün temin edilmesidir.

  • Gündüz Alp-3

    6.12.2018 09:48:40

    Yaşanan hukuk ihlalleri yalnızca ülke içinde adaletsizliği mi sonuç veriyor? Bunun siyasal, sosyal ve ekonomik hayata yansımaları yok mu? Uluslararası ilişkileri etkilemiyor mu? Yani keyfilik ve hukuksuzluk, sanıldığından daha çok zarar veriyor. Onun için en başta yargı, ülkenin sağlam bir demokrasi ve hukuk zeminine oturması için, yapması gerekenleri adil, cesur ve özgürce yapabilmelidir. Bunun ön şart da tarafsız ve bağımsız olmasıdır. Adil, cesur ve vicdan hürriyeti içinde karar verebilmesidir. Yüksek yargının yüksek makamında oturanlar, sorunlarını çözmek istiyorlarsa, özgürlükçü demokrasi ve hukukun üstünlüğünü herkesten fazla savunmalıdırlar. Gücün ve iktidarın değil hak ve hukukun üstün olduğunu açıktan söylemeleri gerekiyor. İnsan onuruna yakışır bir hayat için adalete (yargı dahil) hepimizin ihtiyacı vardır. Denge ve denetimden azade bir sistemde de adalet nasıl sağlanır ki....

  • Gündüz Alp-2

    6.12.2018 09:33:12

    Darbe ile yüzleşme, darbecilerle hesaplaşma sürecinin sonucu ne oldu? Sanki bu ülkede hiç darbe yapılmamış, darbe teşebbüsleri olmamış, süreçler yaşanmamış gibi bizzat başlatanlar tarafından davalar sulandırılmış en sonunda da "kumpas" denilerek tarihi bir fırsat bir kez daha kaçırılmıştır. Yazık ki ne yazık. Faturayı millet ödemiş, tabiri caizse darbe, yapanların yanında kâr kalmıştır. 16 yıllık tek parti iktidarında bile darbe anayasası tümden değiştirilmemiş, sivil ve demokratik bir anayasa yapılmamıştır. 21.asırda hâlâ darbe anayasası idare olunan ve her geçen gün otoriter görüntüsü artan bir ülke olarak hür, medeni ve demokrat dünyada saygın bir yer edinmeye çalışıyoruz. Bir yandan AB'yi hedefliyoruz öte yandan AİMH'in verdiği karara "bizi bağlamaz" diyoruz. Bütün bu çelişkili ve tutarsız politikalar, dahilde ve hariçte sorunları artırmaktan başka bir işe yaramaz. Nitekim öyle de oluyor. Yaşanan kriz ve savrulmalar da bunun kanıtı değil mi?

  • Gündüz Alp

    6.12.2018 09:13:30

    Sayın Güleçyüz, bahsini ettiğiniz zevat, yargı ve evrensel hukuk kuralları ile ilgili sorunları koro halinde dile getiriyorlar. Peki çare ve çözüm ne, onu da söylemeleri gerekmez mi? İşte o noktaya gelince dolambaçlı yollara sapıyorlar. Mesela, yargıyı vesayet altına alanlara, baskı kuranlara, korku oluşturanlara, uzaktan kumanda ile müdahale edenlere açık ve net olarak : "Çare de çözüm de parlamenter, özgürlükçü, çoğulcu demokraside, kuvvetler ayrılığında ve yargının tarafsız ve bağımsızlığındadır. Getirilmek istenen ya da getirilen şu sistem ülkenin sorunlarını çözmez..." diyebiliyorlar mı? Onca keyfilik ve hukuksuzluk ile en temel evrensel hukuk kurallarının çiğnenmesi karşısında zaman zaman cılız da olsa çıkışlar olmuşsa da arada zaman geçince yine eski düzene dönülmüştür. Özetle, yargı önce kendine karşı âdil olmalı ki ülkede adalet olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı