"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İflâs eden modeller

Kâzım GÜLEÇYÜZ
16 Aralık 2018, Pazar
Fransa’daki olaylar üzerine, 13 yıl önce, 13.11.2005’te Yeni Asya’da çıkan ve Said Nursî ve M. Kemal kitabımıza da koyduğumuz “İflâs eden modeller” başlıklı yazımız (s. 103):

1789’daki Fransız İhtilâliyle temelleri atılan ve zaman içinde numaralandırılmış cumhuriyet aşamalarıyla defalarca revize edildiği halde jakoben ruh ve niteliğinden kurtarılamayan model, Fransa’da sık sık patlak veren iç kargaşa ve ayaklanmalarla sürekli sarsılıyor ve hep diken üstünde.

Öyle olması da normal.

Çünkü iknaya değil, dayatmaya dayalı bir modelin, biriken öfke dolu tepkilere sebebiyet vermesi kaçınılmaz.

Fıtraten hür olmak için yaratılan insan ruhunun, hangi sebep ve gerekçeyle olursa olsun baskı ve dayatmalara uzun süre dayanıp tahammül etmesi mümkün değil.

Onun içindir ki, baskılar bir yerden sonra mutlaka ters tepiyor. Baskılarla sağlanmış bir “düzen” ve “istikrar” da asla kalıcı olamıyor.

Göçmenlere yönelik dışlayıcı ve adaletsiz politikalarına başörtüsü yasağını ekleyerek dayatmacılığını katmerleyen Fransa, şimdi ektiğini biçiyor. Yaptığı baskıların karşılığını, önüne geçemediği ayaklanmalarla görüyor.

Fransa’da olanlardan, özellikle Türkiye’nin alması gereken son derece ibretli dersler var.

Çünkü Türkiye’de devlet modeli, Avrupaî hayat tarzını Fransız devriminde olduğu gibi bir “coup,” yani darbe yöntemiyle buraya taşımayı cumhuriyetten seneler önce kafasına koyan M. Kemal’in, eline fırsat geçer geçmez bu düşüncesini, yine Fransız sistemini örnek alarak tatbikata koyması sonucu oluşturuldu.

Demirel’in tabiriyle “koyu ve şoven Türkçülüğe” varan boyutta bir milliyetçilik ve bir dönem dinle ilgili herşeyi devlet ve toplum hayatından silmeyi hedefleyecek tarzda uygulanan baskıcı bir laiklik üzerine bina edilen bu model, tabiatıyla toplumda benimsenmedi.

Tersine, yine Demirel’in söylediği gibi, Kurtuluş Savaşında işgalcilere karşı aktif mukavemet gösteren halk, savaştan sonra da kendi devletinin uygulamalarına karşı pasif mukavemetle tepki gösterdi.

Ve ikisini de kazandı.

Sonuçta, bugün Türkiye’de uygulanan sistemin, başlangıçta M. Kemal tarafından öngörülen modele tam olarak uyduğu söylenemez.

Eğer Atatürk’ün 1920’li ve 30’lu yıllarda ihdas ettiği sistem hâlâ devam ediyor olsaydı, meselâ minarelerde hâlâ Türkçe ezanın okunması, cami sayısının 80 binleri aşmak şöyle dursun, o zaman var olan camilerin sayısının daha da azalması, dinî yayınlara müsaade edilmemesi, din eğitimi veren kurumların kesinlikle olmaması gerekirdi.

Türkiye’yi 1930’lu yıllara tekrar döndürme hedefiyle yola koyulan 28 Şubat projesinde, bu gelişmelerin bir kısmı tırpanlandı, ama onca çabaya rağmen çoğuna dokunulamadı.

Aynı şekilde, Kürtleri de bir “Türk boyu” sayan ve Güneydoğuyu “Ne mutlu Türküm diyene!” sloganlarıyla donatan milliyetçi görüş, bu yaklaşımını oradaki insanlara zorla ve dayatmayla kabul ettirmeyi amaçlayan baskıcı politikaları aynı katılıkta sürdürebilmiş olsaydı, Güneydoğu sorunu bugünkünden çok daha ileri boyutlarda başımızı ağrıtırdı.

Bu bakımdan, Türkiye çok partili demokrasiye geçtikten sonra Kemalist modelin aşırılıklarını törpüleyebildiği ölçüde insanlarını rahatlattı, birlik ve bütünlüğünü sağlayabildi.

Aşamadığı noktalarda ise sıkıntı sürüyor.

AB sürecinde önümüze konulan bilumum ayıplarımızın kaynağı, derin mahfillerde kök salmış ve işleyişi hâlâ etkilemeyi sürdüren Kemalist model ve zihniyetten başkası değil.

Bu itibarla, Kemalist modelin ilham kaynağı olan Fransız modelinin iflâsı, bizdeki yansımalarıyla da son derece önemli bir gelişme.

***

İzlemek için tıklayınız:

Fırat’ın doğusuna operasyon

Okunma Sayısı: 3763
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali R.Yardimoglu

    16.12.2018 20:13:53

    Zembilli Ali Efendiyi Kanuniye davasinda hakli cikardigi misilli, Ustad Bz.' nida 2. AHamid'e davasinda hakli cikaran modellemenin dogrulugunun isbatidir....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı