"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İstihbarat vesayeti

Kâzım GÜLEÇYÜZ
12 Ocak 2018, Cuma
Devletler için istihbarat, özellikle iç ve dış güvenlik açısından son derece önemli.

Ama o ölçüde önem taşıyan bir konu da, mahiyeti ve yapısı gereği gizlilik gerektiren istihbarat faaliyetlerinin demokratik denetim altında yürütülmesi. Ve işin bu ciheti, gelişmiş ileri demokrasileri dahi fena halde zorluyor.

ABD’de CIA, İngiltere’de MI6 gibi gizli servis- lerin çevirdiği dolaplar üzerine çekilen sayısız film bunun mebzul örnekleriyle dolu.

Dikta rejimleri ise varlık ve bekalarını istihbarata bağlamış olmaları ile maruf. Meselâ sokaktaki her üç, hatta iki kişiden birinin istihbarat elemanı olduğu yönündeki dillere destan söylentilere konu olagelen Suriye rejimi bunun en tipik örneklerinden.

Onun için muhaberat devleti deniliyor.

Peki, Türkiye’deki durum ne?

Tek parti ve ihtilâl dönemlerindeki uygulamalar, maalesef bizi de dikta rejimleriyle aynı duruma getirdi. Resmî ideoloji ekseninde hazırlanan istihbarat raporlarına göre oluşturulan politikalar içeride devleti milletten, dışarıda ülkeyi dünyadan kopardı.

1990’lara kadar askerî vesayetin sıkı kontrolünde olan, dahası demokrasiye ve sivil siyasete karşı bir operasyon aracı olarak kullanılagelen MİT’i sivilleştirerek demokratik denetim altına almaya yönelik ilk adım, merhum Demirel’in başbakanı olduğu DYP-SHP koalisyonu döneminde, müsteşarlığa sivil bir ismin getirilmesiyle atıldı. 

Ancak bilhassa gelinen noktada karşı karşıya olduğumuz tablo, konuya sadece sivilleştirme açısından değil, meselenin özünü oluş- turan demokratikleşme boyutuyla yaklaşılması gerektiğini ortaya koyuyor.

Yaşadığımız süreçte yargının da, yasamanın da, yürütmenin de istihbarat manipülasyonları ile yönlendirildiğini, hatta yönetildiğini gösteren işaretler giderek çoğalıyor.

Gündemdeki malum davaların istihbarat kaynaklı liste ve raporlar esas alınarak görülmesi, MİT’in kendisinin dahi “Adlî delil sayılmaz” notuyla gönderdiği raporların bazı mahkemelerce “delil” sayılıp kararların bunlara bina edilmesi, kimi “hâkim”lerin sanıklara “Beni sadece MİT listesi bağlar” demesi ve tutuklamaların da, tahliyelerin de bu liste ve raporlar üzerinden yapılması gibi. 

(Devam edeceğiz inşaallah.)

“Dindar”ların çoğunun masumlara yapılan zulümlere duyarsız kalıp daha ötesinde alkış tutarak adalet, merhamet, empati ve vicdan sınavlarını kaybettiği dehşet verici bir süreçte herşeyi göze alarak hakkı tutup kaldırma kararlılığı ile haktan yana durabilenlere ne mutlu.

27.4.17’de yaptığımız scope yayını: Gittikçe ağırlaşan OHAL bilançosu ve Türkiye’ye kaybettirdikleri - YENİ ASYA http://www.yeniasya.com.tr/video/gittikce-agirlasan-ohal-bilancosu-ve-turkiye-ye-kaybettirdikleri_430437

 

Okunma Sayısı: 5726
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp

    12.1.2018 23:45:19

    Askeri vesayet, sivil vesayet, istihbarat vesayeti vesair vesayet türleri, otoriter rejimlerin farklı türev ve versiyonlarıdır. İsimleri farklı olsa de mahiyetleri aynıdır. Hukukun üstünlüğü, kuvvetin kanunda ve kanun hakimiyetinin olduğu bir demokratik hukuk devletinde bir yargıç,MİT tarafından kendisine gönderilen ve üzerinde "adlî delil sayılmaz" notuyla gelen rapor ve listeleri "delil" kabul ediyor ve hatta hukuku ve kanunu gözardı ederek "beni MİT listesi bağlar" diyebiliyorsa; kimse kusura bakmasın orada ne hukukun üstünlüğü ne demokratik hukuk devleti vardır. Bu söz bile yargının bağımsız hareket edemediğine bir delildir. Biz yine de yargıdan ümidimizi kesmedik ve hâlâ hak, hukuk ve adâlet demeye devam ediyoruz.

  • murat dağ

    12.1.2018 20:53:36

    BU ülkede istihbarat kurumları,her zaman muhalifleri fişlemede kullanıldı. AMACINA HİZMET ETMEDİ MAALESEF.

  • murat dağ

    12.1.2018 20:51:47

    Gündemdeki malum davaların istihbarat kaynaklı liste ve raporlar esas alınarak görülmesi, MİT’in kendisinin dahi “Adlî delil sayılmaz” notuyla gönderdiği raporların bazı mahkemelerce “delil” sayılıp kararların bunlara bina edilmesi, kimi “hâkim”lerin sanıklara “Beni sadece MİT listesi bağlar” demesi ve tutuklamaların da, tahliyelerin de bu liste ve raporlar üzerinden yapılması gibi. mor beyin olayı her şeyi açıklıyor.ANLAYANA

  • abdullah

    12.1.2018 09:06:06

    İstihbarat adalete, hukuka, huzura, temel hak ve hürriyetlere, birlik ve beraberliğe, yolsuzlukları önlemeye hizmet ediyorsa güzeldir. Yoksa insanları fişlemek için kullanılıyorsa TCK md.134-135 teki özel hayatın gizliliğini ihlal ve fişleme suçları işleniyor demektir. İNSANLARI DÜNYA GÖRÜŞLERİNE GÖRE, FELSEFE VE İNANÇLARINA GÖRE FİŞLEMEK SUÇTUR.TCK 135

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı