"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kaşıkçı olayının düşündürdükleri

Kâzım GÜLEÇYÜZ
10 Ekim 2018, Çarşamba
Döviz krizinin, zam sağanağının, 15 yılın enflasyon rekorunun ve McKinsey skandalının iç içe geçtiği bir gündemle meşgulken Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda patlak veren benzeri görülmemiş olayın sırrı hâlâ çözülemedi.

Konsolosluğa giren, ama çıkamayan Suudi gazeteci Cemal Ahmet Kaşıkçı’ya ne oldu?

Reuters Ajansı’na konuşan iki Türk yetkiliye göre öldürüldü. Kim bu yetkililer ve niye o ajansa bu açıklamayı yapıyorlar?

Peki, konsolosluk önünde görüntülenen ve Suud istihbaratından oldukları belirtilen kişiler kim? Olayla ilgileri var mı, varsa ne?

Kaşıkçı’nın öldürülüp cesedinin parçalandığı iddialarının izahı ve mantığı ne?

Derken, “Hayatta” iddiası da ortaya atıldı.

Neresinden bakılırsa bakılsın, soru işaretleriyle dolu çok tuhaf bir hadise. Bir taşla birden çok fazla kuş vurma hedefleriyle kurgulanan bu olayda CIA-MOSSAD parmağı olabilir mi?

İsrail’le neredeyse müttefik haline gelen ve Trump’ın iyice avucuna alıp, Kralını “Biz olmasak iki hafta bile dayanamazsın” diye aşağıladığı Suud rejiminin Türkiye üzerinden böyle bir kumpasa hedef yapılmasını, “Gayrimeşru muhabbetin cezası, mahbubun gaddarane adavetidir (düşmanlığıdır)” hakikatinin ibretli bir örneği olarak değerlendirmek yanlış olur mu?

Peki, bu tertip için niye Türkiye seçildi?

Belli ki orada da başka fitneler var. Arap âleminde iyice yalnızlaşan Türkiye’yi Suudi Arabistan’la karşı karşıya getirmek gibi.

Kaşıkçı’nın Suud rejimini eleştiren ve demokrasiyi, hukuku, hak ve özgürlükleri, şeffaflığı vurgulayan kimliği ise hadisenin çok önemli bir başka boyutunu öne çıkarıyor.

Muhaliflerine hayat hakkı tanımayacak, hattâ onları vahşice katledecek ölçüde gözü dönmüş müstebit bir rejim imajı çizerek, onun üzerinden İslamı lekelemek.

Zaten İslam âlemindeki otoriter rejimlerin doğurduğu demokrasi ve insan hakları sorunları, hukuk ihlalleri, şeffaflıktan uzak uygulamalar, şer komitelerine, her zaman tepe tepe kullanabilecekleri boşluk ve fırsatları mebzul miktarda veriyor.

Bu durum, Üstadın 110 yıl öncesinden itibaren Müslümanlara yaptığı adalet, hukuk, özgürlük, demokrasi, şeffaflık çağrısının ne kadar hayatî önemde olduğunu kez daha gösteriyor.

***

-Kutlular Ağabeyin hizmet hatıralarından mesajlar

Okunma Sayısı: 4454
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    10.10.2018 14:03:53

    Dünkü yazınız terör konusundaki fâsit daire üzerine idi. Kısır döngü de dedikleri fâsit daire, sonucu çözüm getirmeyen politikaların, yöntemlerin tekrar tekrar kullanılması demek olduğundan; demokrasi ve hukuk olmadığı sürece fâsit daireler hep var olacaktır. Mesela, bugün, siyasal, sosyal ve ekonomik krizi netice veren yanlış politika ve yönetimde ısrar edilmesi de bir anlamda fâsit daire olup, sonuçta çözüm getirmemektedir. Yine mesela, enflasyonla (hayat pahalılığı) topyekun mücadele diyen yönetim, 9 Politika Kurluna CBK ile 76 üye atanıyor. Her birinin maaşı 12 bin TL'ye yakın. Hani israfa son verilecek tasarruf edilecekti? Bu mudur tasarruf tedbiri ve enflasyonla mücadele? 600 vekilli işlevsiz bir millet meclisine ilaveten -haricinde- bakanlar, bakan yardımcıları, danışmanlar, ofisler, kurullar, üyeler...Dev bir yönetim ordusu ve bütçesi. Elini taşın altına koyma ve kemer sıkma yine halka ve esnafa düşmektedir. İşte bir başka fasit daire de budur. Bu dairelerden çözüm çıkmaz.

  • Gündüz Alp-2

    10.10.2018 12:28:39

    İslam ülkelerinde olmayan demokrasi ve hukuk, maalesef şer ve sömürgeci güçlerin her zaman buralarda cirit atmasına imkan veren bir zemin oluşturmaktadır. Demokratik bir yönetimi ve hukukun üstünlüğünü hakim kılacak bir rejim kurmayı bir türlü beceremeyen İslam Dünyası, bir yandan kendine zarar verirken diğer yandan Dünya Barışına katkı sunamadığı gibi tam tersine İslamın parıldayan yüzüne ayna olması gerekirken perde olmaktadır. Şu yüzyılda demokrasi ve hukukun, İslama ayna olma bakımından ne kadar uygun ve müsait bir zemin olduğunu anlamış olmamız lazımdır. Fakat maalesef bu iki evrensel değeri heder eden, layıkıyla kullanamayan, kıymetini takdir edemeyen ülkeler de genel de İslam ülkeleridir. İşte özelde Türkiye'de genelde İslam Dünyasında yaşanan siyasal, sosyal / toplumsal ve ekonomik krizler, kaoslar, dar boğazlar, geriye gidişler hep otoriter yönetimlerin sonuç verdiği fenalıklar olup, faturasını da maalesef millet ödemektedir.

  • Gündüz Alp

    10.10.2018 12:11:08

    Üsame bin Ladin'in El-Kaide örgütü tarafından 11 Eylül 2001'de New York'taki İkiz Kulelere iki uçakla terör saldırısı düzenlenmesinin üzerinden 17 yıl geçti. İslamın parıldayan çehresine katran karası bir leke süren ve hafızalardan silinmeyen bu terör saldırısında 2 binden fazla insan hayatını kaybetmişti. İslamofobiyi iyice arttıran, saldırı sonucunda dünya kamuoyunda İslam -haşa- terör dini, Müslüman da terörist olarak lanse edilmiştir. Dünyadaki bu imajı düzeltemeye çalışırken sahneye çıkartılan terör örgütü IŞİD de aynı kirli senaryoya hizmet etmiş, İslamın asla leke kabul etmeyen parlak yüzüne yeniden kara bir leke daha çalmıştır. Şimdi de İstanbul'da Suud Başkonsolosluğunda bir Suudlu gazetecinin öldürülmesi olayı da aynı kirli amaca hizmet eden farklı ve kirli bir senaryodur. İslam bir kez daha Türkiye ve Suud üzerinden vurulmaya çalışılacaktır. İslama katiyyen leke süremezler. Fakat Türkiye ve Suudi Arabistan bakalım işin içinden nasıl çıkacak?

  • Ali Tam

    10.10.2018 07:45:09

    Devlet terörleri beseri terörden daha korkunc daha dehsetlidir. ZARARI UMUMADIR. Bu nedenle Suudi Arabistan, Türkiye ve maalesef Islam Dini ve Müslümanlar lekelenecektir. Evet, Suudi Arabistan Istanbul Konsoloslugunda bir gazetecinin girip cikmamasindan ötürü bir DEVLET TERÖRÜ olmadigini; gazetecinin hayattayken disari ciktigini veya yasadigini ispat ederek kanitlayamamistir. Bundan sadece Suudi Arabistan sorumludur. Fakat maalesef zarar umuma dagitilacaktir, zira Devlet Terörüdür. Türkiye AKP administrasyonuyla AB, Ekonomi, Adalet, Hukuk ve Mavi Marmara meselesinde de sinifta kaldigindan bu konuda MAALESEF iyimser olamiyoruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı