"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kemalist cendere ilânihaye taşınamaz

Kâzım GÜLEÇYÜZ
14 Kasım 2017, Salı
AKP adına son dönemde özellikle 29 Ekim ve 10 Kasım vesile kılınarak daha sık ve daha güçlü vurgularla tekrarlanan “Atatürk’le sorunumuz yok” mesajı aslında yeni değil.

Bu parti başından beri zaten böyleydi.

Hattâ bu konudaki yaklaşımlarının, partinin kurucu ve lider kadrolarının içinden çıktıkları millî görüş çizgisinden itibaren hep aynı olduğunu dahi ifade etmek mümkün.

Merhum Erbakan’ın “Bizim tenkitlerimiz 1938 sonrasına yönelik, öncesine değil” gibi beyanları bunun kayda geçmiş örnekleri.

AKP de bu çizgiyi devam ettiriyor.

Hem söylem, hem uygulama olarak.

Son dönemdeki en çarpıcı örneklerinden biri, 16 Nisan referandumuna konu edilen düzenlemelerin, 1950 öncesi tek parti ve şeflik dönemi referanslarıyla savunulması.

Birinci ve İkinci Cumhurbaşkanlarının da “partili” olduklarının ısrarla vurgulanması.

Bu dönemde her türlü muhalefeti tasfiye için izlenen yöntemin, cumhuriyet adı altında bir tek parti ve tek adam rejimi kurulurken takip edilmiş olan stratejilerle benzerliği de manidar.

O dönemde Kurtuluş Savaşının muzaffer komutanları dahil, yeni dönemde etkili olma potansiyeline sahip birçok önemli kişi farklı taktiklerle devredışı bırakılmıştı.

Şimdi de benzer tasfiyelerle bugünlere gelindi. Hattâ bu tasfiyeler, “bu yollarda beraber yürüyüp yağan yağmurda beraber ıslanan” kurucu kadrolara kadar uzandı.

Tek adama dönüştürülen “reis”in etrafı, vaktiyle 28 Şubat’ın tetikçiliğini yapanların da dahil olduğu, çok farklı görüş ve niyetlere sahip olan ekipler tarafından kuşatıldı.

Gelinen noktada Saray odaklı iktidar cenahı, M. Kemal’i “Atatürkçülerin elinden kurtarıp” iyice sahiplenme yarışına hız verdi.

Bu durum aynı yarışta geri kalmak istemeyen muhalefeti de bloke ediyor. Ve böylece zaten öteden beri mevcut olan Kemalist cendere siyasetin alanını daha da daraltıyor.

İktidarıyla ve muhalefetiyle Kemalist kalıp ve şablonlara iyice hapsolmuş güdümlü ve kısır bir siyasetin ülke sorunlarına sağlıklı çözümler getirebilmesi mümkün mü?

Ancak toplum bu tıkanıklığı ilânihaye taşıyamaz. Bulduğu ilk fırsatta kendi yolunu açar. Bütün mesele, doğru ve güven verici bir alternatifin ortaya konulabilmesi.

Gençlerle buluşmalarımızın ilk etabında bir araya geldiğimiz genç kızlarla müthiş verimli ve muhteşem bir toplantı yaptık. Gerçekleşmeleri hizmetlerimizi katlayacak harika fikir ve teklifler dile getirildi, heyecan verici projeler seslendirildi. Katılımcılara çok teşekkürler.

@o_yigit: ‘’Gençlerle Yeni Asya için ne yapabiliriz’’ toplantılarının ilki için @YeniAsyaVakfında idik. Genç kızlarımızla birçok konuyu ele alarak 7 saat müddetle konuştuk. Geleceğe güvenimizi bir kere daha teyit ettik. Ve bu buluşmalara devam dedik. Teşekkürler gençler.

 

Okunma Sayısı: 4451
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    14.11.2017 13:55:20

    Bir de meseleye şu iki cihetten bakarsak, fotoğrafı daha net görebilir, şu hâlin nasıl antidemokratik OHAL'e dönüştüğünü daha iyi anlayabiliriz, diye düşünüyorum. Birincisi, iktidarın aniden nükseden Atatürkçülük muhabbeti ve Atatürkçülük üzerine methiyeler düzmesi; diğer taraftan iktidara ideolojik olarak taban tabana zıt müfrit bir Kemalistin, siyasal İslamcı bu iktidara antidemokratik icraatları üzerinden güzellemeler yapması ve hatta Cumhurbaşkanını kastederek "Erdoğan İslâmî Kemalist (ne demekse-GA) oldu" (Cumhuriyet,20.9.2017) demesi. Birbirine bakan bu iki cihet bize yaşamakta olduğumuz ahvalin şerhini yapar gibi değil mi? Böylesine menfi ve menfaatçi, kalıpçı ve şabloncu bir "cendereye" hapsolmuş bir siyaset tarzı ile ülkenin sorunları çözülemez. Çare, çağın hususiyetine muvafık hürriyetçi demokratik siyasettir.

  • Gündüz Alp

    14.11.2017 12:09:57

    "Kemalist cendere" yalnızca siyaset alanını değil bütün toplumsal alanları daraltıcı mahiyetiyle bu asırda ülkenin sorunlarını çözmez. Çünkü C.Meriç'in dediği gibi "-izm'ler" "deli gömleği" olup, giyenlerin hareket serbestini elinden alır. Biz şaşırmadık fakat bir hayli şaşıranlar oldu. "Gömlek değiştirerek" iktidara gelen siyasal İslâmcı ideoloji, aslında zihniyetinin en kuytu köşelerinde saklı bulunan "Atatürkçülük sevdası"nı zaman ve zemini müsait olmalı ki; izhar ediverdi. Bunun "konjoktürel" olduğundan adımız gibi eminiz. Zira Çankaya Köşkünde oturmamak için Beştepe'ye "Külliye" inşa edenlerin Atatürkçülük dâvâsı "muvakkaten" olup, maksat hasıl olunca terk edilecektir. Çünkü menfi siyaset "menfaat üzerine" işlediğinden öyle iktiza ediyor. "Hakâiki" bırakıp siyaseti tercih edenlerin şaşırması da normaldir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı