"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

KHK’lı doktorlar: Meclis bu zulme geçit vermesin

Kâzım GÜLEÇYÜZ
06 Kasım 2018, Salı
Meclis gündemine “sağlıkta şiddeti önleme yasası” adıyla getirilen düzenlemeye sokuşturulan bir korsan madde ile, OHAL KHK’larının mağduru olmuş doktorların bu mağduriyetinin kalıcı hale getirilmek istenmesine dikkat çeken bir mesajı okuyucularımızla paylaşalım:

“KHK ile görevine son verilmiş, ama milletine ve devletine sadakatten hiçbir zaman vazgeçmemiş akademisyen bir genel cerrahî uzmanıyım. Hakkımızda herhangi bir hukukî karar olmaksızın idarî kararla işimize son verildi. Bu süreçte tekrar evimize ekmek götürebilmek için uzun uğraşlar verdik. Ve uzun süre işsiz kaldık. Yeniden hayatımızı düzene sokmaya ve evimize ekmek götürmeye başlamış iken sağlıkta şiddet yasası adı altında yeniden işsiz kalma ve açlığa terk edilme ile karşı karşıya kalıyoruz. Hem yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmaması, hem de yurt içinde çalışma imkânımızın elimizden alınması ailemizle beraber çocuklarımızın da aç bırakılmasına sebep olacak. Ayrıca çalıştığımız kurumlardaki birçok insanın da işsiz kalmasına ve insanların sağlık hizmetine ulaşmasının daha fazla zorlaşmasına neden olacak. Ortaya çıkacak bu büyük sosyal felâketin tarafınızdan dikkate alınarak gündeme getirilmesini rica ediyoruz.”

Mesaj, olayı gayet iyi özetlemiş.

Yapılmak istenen şey belli: 20 Temmuz OHAL sürecinde KHK’larla yapılıp çok vahim ve yaygın mağduriyetlere yol açan hukuksuzlukların, iki yıllık bir uygulamanın ardından OHAL’in kaldırılması sonrasında yasayla ve Meclis eliyle devam ettirilmesi.

KHK ile ihraç edilen doktorların SGK ile anlaşması olan sağlık kurumlarında çalışmasını yasayla engellemek, hem içlerinde çok değerli ve işinin ehli insanlar bulunan bu hekimlerin ve ailelerinin mağduriyetini daha ağır bir şekilde kalıcılaştırmak, hem de sağlık hizmetlerini onların değerli katkılarından mahrum etmek anlamına geliyor.

Haklarında herhangi bir yargı kararı olmadığı halde... Ki, faraza yargı kararı bile olsa, darbe dönemlerinde dahi görülmemiş bir acımasızlıkla bu insanları kelimenin tam anlamıyla bir “sivil ölüm”e mahkûm etmenin hangi kitapta yeri var ve olabilir?

Meclis böylesine bir hukuksuzluğa geçit vermemeli.

***

Tepeden inmeci anlayışa niçin hayır diyoruz?

http://www.yeniasya.com.tr/video/tepeden-inmeci-anlayisa-nicin-hayir-diyoruz_429245

Okunma Sayısı: 19018
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ayhan

    6.11.2018 17:20:51

    ara sırada olsa hakkı dillendiren yazilarin olmasi bir umit vesilesi.... KHK ile ihraç oldum bir yıl tutuklu kaldım halen daha iddaname yok... yurt dışı yasagim var.... kimse cesaret edip işe bile alamıyor.... dunyanin her tarafında çalışabilirim.... aptalligim ne diye sorarsanız Turkiye de calismayi tercih etmek.... simdi cocuklarimizi bile ise almiyorlar...yetmiyor y.disina cikmayada müsaade yok... istenilen sey nedir bilmiyorum ama o bende yok.... eski bir profesör NOKTA

  • Gündüz Alp-3

    6.11.2018 15:13:48

    Bugün Meclisin kürsüsünde vekilini konuşturmayan sistem, suskunluk devam ederse, yarın öbür gün modern bir Takrir-i Sükun ile tüm yurtta konuşmaya yasak getiremez mi? Hiç de zor değil. Bunun hem Türkiye'de hem dünyada yaşanmış binlerce örnekleri var. Baskı ve korkunun, keyfilik ve hukuksuzluğun hemen yanında ehliyet ve liyakatın olmaması, ülkemizin başına "kıyametin kopması" demektir. Nepotizm ve despotizm ikilisinin hakim olduğu ülkelerde toplumsal barış ve huzur, refah ve mutluluk, adalet ve hürriyet, demokrasi ve hukuk olabilir mi? Varsa böyle bir ülke biz de görmek isteriz. Artık ülkemize maddeten ve manen zarar veren şu anlamsız inatlaşmalardan, keyfilik ve hukuksuzluktan vatan ve millet lehine/hayrına olarak vazgeçelim. Millet, boğucu hale gelmiş ülke atmosferinden kurtulup, rahat bir nefes almak istiyor. Hakkımız yok mu ve layık değil miyiz?

  • Gündüz Alp-2

    6.11.2018 14:54:35

    Her şeye rağmen Millet meclisi yeniden kendi iradesine sahip çıkmalıdır. Muhalefet de demokrasi ve hukuku merkeze alarak, toplumsal kesimleri de dahil ederek geniş çaplı güçlü ve etkili bir kampanya yürütmelidir. Sorunların çözümü buradadır. Günümüz dünyasında antidemokratik bir sistemin ve uygulamanın uzun ömürlü olması mümkün değildir. Bugün baskı ve korkuyla devam ediyor olması, onun haklı, halkın da razı olduğunu göstermiyor. Mecliste bir vekil bile eleştiri dolayısıyla soruşturmaya uğruyorsa, halktan biri ne yapsın? Meclisin keyfilik ve hukuksuzluğa geçit vermemesi öncelikle kendi irade ve gücünü eline almasına bağlıdır. Zira kendi hukukuna sahip çıkamayan gayrıya nasıl sahip çıksın, onun hukukunu korusun? Fakat bu demek değildir ki demokrasi ve hukuk mücadelesi yapma imkanı yoktur. Asla. Bilakis, asıl şimdi hürriyet ve adalet, demokrasi ve hukuk ihtiyacı daha şiddetlidir. Siyasal, sosyal ve ekonomik hayatımız gidişat itibariyle her bakımından S.O.S veriyor.

  • Gündüz Alp

    6.11.2018 14:37:39

    Sayın Güleçyüz, bu öyle katmerli zulümdür ki, ancak demokrasi ve hukukun olmadığı kabile devletlerinde olabilir. OHAL darbe rejiminin KHK ile ihraç olunan binlerce kamu görevlisini bir yandan göreve iade etmiyorlar öte yandan çalışmasını engelliyorlar beri taraftan da yurt dışına çıkmasına mani oluyorlar. Bunun Türkçesi :Ölüme mahkum etmektir. Binlerce cana kasteden bir caniyi kuzu gibi besleyen devlet, 15 Temmuz'u bahane ederek ilan ettiği ve iki yıl sürdürdüğü antidemokratik OHAL ile çıkardığı KHK'lar ile yüzbinden ziyade çalışanını mesleğinden ihraç etti, hapse attı. Şimdi de inşa ettikleri tek adamlık rejimiyle OHAL'i bir başka şekilde kalıcı, Meclisi de işlevsiz hale getirerek keyfilik ve hukuksuzluğu devam ettiriyorlar. Son örnek, muhalefetten bir milletvekili iktidarı eleştirdiği meclis konuşmasından ötürü soruşturmaya tabi tutulması. Hani "kürsü dokunulmazlığı" vardı. Meclisi ve muhalefeti konuşamayan bir yönetim.

  • hasan

    6.11.2018 12:04:28

    Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz ve bu ülkenin evladıyız...doktordan terörist olmaz,teröristden doktor olmaz..zulüm üzerine zülüm bindirmenin bu ülkeye hiçbir yaraı yok. hem bu doktorlar mesleki olarak yetersiz olsa zaten meslekten men edilirlerdi.

  • Arif

    6.11.2018 00:21:46

    Avukatlık stajları ısmarlama yd kararlarıyla durdurulan KHK lılarin uğradığı zulmü Allah'a havale ediyoruz. Ismarlama kararlar zira. 1. İdare mahkemesi durdurmasa 12. İdareye ismarlaniyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı