"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

OHAL’de de U dönüşü

Kâzım GÜLEÇYÜZ
12 Haziran 2018, Salı
Erken seçim kararı ile OHAL’i 5. kez uzatma kararını aynı gün alan ve dahası seçim beyannamesinde “Halk tam olarak huzura kavuşuncaya kadar OHAL’i sürdüreceğiz” diyen iktidar, ne olduysa bu konuda da keskin bir U dönüşü manevrası yaparak seçim sonrasında OHAL’i kaldırmaktan dem vurmaya başladı.

Cumhurbaşkanı, seçimden hemen sonra OHAL’i masaya yatırıp, işi fazla uzatmadan kaldırabileceklerini söyledi. Başbakan da konunun yeni hükümet tarafından gündeme alınarak OHAL’in kaldırılacağını ifade etti.

Bu manevra, bir dizi sualin kapısı açıyor

Bir defa, madem kaldıracaktınız; niye bir defa daha uzattınız? Üstelik ısrarlı “Uzatmayın, kaldırın” çağrılarına kulak tıkayarak...

Dahası, düne kadar “OHAL kalksın” taleplerini “terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürmek” olarak görüp karalıyordunuz; şimdi ne oldu ki, siz de OHAL’i kaldırmaktan söz edenlere dahil oldunuz?

Üstelik seçim beyannamenizde bile “OHAL sürecek” derken, hemen peşinden OHAL’in kaldırılmasını seçim vaadi yaptınız!

Hangisini esas alıp itibar edelim?

İktidar şimdiye kadar hep “OHAL teröristlere karşı ilan edildi, halkın günlük hayatını hiç etkilemedi, OHAL’den dolayı hak ve özgürlükleri kısıtlanan hiç kimse yok” iddiasını tekrarlayarak bugüne geldi.

Ama şimdi, seçim bildirisinde “Sürdüreceğiz” dediği OHAL’i kaldırmayı seçim taahhütleri arasına dahil etmiş bulunuyor!

Müthiş bir tutarlılık örneği daha!

Bu yüz seksen derecelik çelişkili dönüşün tek sebebi var. O da Millet İttifakına dahil partilerin “İlk işimiz OHAL’i kaldırmak olacak” şeklindeki söylem ve vaadlerinin seçmen kitlelerinde mâkes bulmuş olması.

İktidar, hukuksuz OHAL uygulamalarının ve yol açtığı mağduriyetlerin, kendisini de hızla aşağı çekerek dibe vurdurduğunu, ancak bunu gördükten sonra anladı ve kafası nihayet “dank” etti. Ama geçmiş ola.

Sürecin başından itibaren yapılan uyarı ve çağrıları dikkate alıp gereğini yerine getirmiş olsaydı bu duruma düşmeyebilirdi.

Ama iktidar sarhoşluğunun getirdiği kibir ona bunları göstermedi ve duyurmadı. Bildiğini okumaya devam etti. Sonucu da böyle oldu. Kendi düşen ağlamaz ve zarara rızasıyla girene de merhamet edilmez.

***

- Devlet gücü ve iktidar başta olmak üzere bütün imkânlar ellerinde. Su gibi para akıtıyorlar. Bütün TV kanalları ve gazeteler emirlerine amade. Tek yanlı propaganda tamgaz. Ama yine de “Bir aksilik olursa...” diyerek tedirginliklerini açığa vurmaya başladılar. Diken üstündeler...

- BYEGM skandallarında son perde https://youtu.be/tzWB3zSxHq8

- Türkiye’nin ihtiyacı demokrat misyon https://youtu.be/7Ten1z86ROA 

Okunma Sayısı: 11297
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    15.6.2018 15:38:21

    Hukuksuz bir şekilde işten atılan yüzlerce emniyet çalışanı belki düzelir diye AKP ye verdi oyları ama bu defa imkansız. Bu adamlara vatan haini damgasını vurdular ve işten attılar,şu an durumları suriyelilerden çok çok kötü durumdalar. Bunların hesabını kim verecek.

  • Gündüz Alp-3

    12.6.2018 09:47:53

    Sayın Güleçyüz'ün bugün dokuzuncusu okuduğumuz "Türkiye'nin ihtiyacı Demokrat misyon" yazısının "Demokratlığın gerekleri" kısmında da ifade edildiği gibi, mevcut iktidarın tek adamlıkta karar kılması ve bunu cici ve şirin göstererek halka dayatması onların "demokrat anlayış" üzerine bir siyaset takip etmeyeceklerini göstermektedir. Oysa bizim ihtiyacımız hürriyetçi demokrasi, adalet, hukukun üstünlüğü, ortak akıl, parlamenter sistem gibi önemli ve hayati şeylerdir. Bu noktadan 24 Haziran'ın anlamı gayet açık ve nettir. Ya hürriyetçi demokrasi ve demokrat siyaset anlayışı ya da tek adamlık ve tekçi siyaset anlayışı. Aklı başında her insanın hürriyetçi demokrasiyi tercih etmemesi mümkün mü? Yeter ki akla kapı açılsın fakat iradesi elinden alınmasın. İnsanın fıtratı daima "hürriyet" der.

  • Gündüz Alp-2

    12.6.2018 09:26:15

    24 Haziran seçim kampanyası bütün sırların açığa çıkmasına vesile oldu. İktidar cenahı tekçi sistem ve tek adam üzerinden kampanya sürdürürken, Millet İttifakı hürriyetçi demokrasi ve gerekleri üzerinden kampanyasını devam ettiriyor. Üstelik OHAL'in baskı ve korku atmosferinde, iktidar yanlısı, tek sesli yandaş medya ortamında, âdil ve eşit olmayan şartlarda. Bir tarafta devletin bütün imkanlarıyla iktidar cenahı, diğer tarafta tabir caizse kendi yağıyla kavrulan Millet İttifakı. Himmetler de farklı. Birinin bütün himmeti bir şahıs, Millet İttifakının himmeti, vatan ve millet ile hürriyetçi demokrasi. Gücün zehirlediği 16 yıllık tek parti iktidarı ülkeyi, geçmiş asırda kalmış, demode olmuş tek adamlık sistemini dayatıyor. Keseyi de bunun tahakkuku için açtılar. Ülkenin kaynaklarına yazık değil mi?Milyonlarca işsiz insan iş ve aş bekliyor. "Kıraat" için hepimiz zaten "hane" sahibiyiz.

  • Gündüz Alp

    12.6.2018 09:07:41

    Sayın Güleçyüz, "zor oyunu bozar" derler. Millet İttifakının OHAL'i derhal kaldıracağını vaat etmesi, iktidar cenahının "OHAL sürecek" inadını kırdı. Fakat yine de şüpheliyiz. Çünkü söylemlerinde samimi iseler niye seçim sonrasını bekliyorlar ki? Meselâ, 16 yıldır emekliye iki bayram ikramiyesini dile getirmeyen, hatta bundan dolayı muhalefeti şiddetle eleştiren iktidar cenahı birden seçim öncesi emekliyi hatırladı ve iki bayram ikramiyesini hayata geçirdi. Aynı soruyu yine soruyoruz. Niye daha önce değil de seçim öncesinde ve seçime giderken? "Aldınız ya daha ne istiyorsunuz?" diye soran olacaktır. Bizim eleştirimiz ikramiyeye değil, bu ve benzeri şeyleri, oya tahvil etmek seçim malzemesi yapılmış olmasınadır. Menfi ve menfaatçi siyaset, oya tahvil edebileceği (milli-manevi) her şeyi alet olarak kullanmakta beis görmez. Görmüyorlar da.

  • Ali Tam

    12.6.2018 00:46:01

    Asrimizda su kaide oturmus: Siyasette er kisi (özü sözü dogru kisi) sözünden dönendir olmus. ABD Baskani kacinci defa bir dedigini fazla zaman gecmeden gecersiz ilan etti. Madem dünya siyasette ABD baskanini (siyasette müceddit imam) IMAM kabul etmis ve o bu denli DÖNEK, artik arkasinda CEMAAT olanlarin ne yapacagini siz düsünün. Iste bu igrenc, ufunetli Iblisi bile sasirtan siyasetten ALLAHA SIGINMAK en lüzumlu istianelerden olmus. KERHEN, istemeye istemeye bu siyaseti yapanlar arasindan birini devlet, millet, vatan icin ehvenüsser ölcütüyle secmek ZORUNDAYIZ. Üstüne üstlük bu secim icin tabanca cekip muhtari vuran divaneler bile ortaya cikiyor. Bu secimde U-Dönüsleri bile olagandir, SIYASET KERHEN BULASMAK ZORUNDA OLDUGUMUZ BIR HANEDIR. Begenilecek övecek tarafi kalmamis. Benim oy verecegim taraf MELEK GIBIDIR diyen kendini ALDATIR basini örse vurar kirar!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı