"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Suriye’siz Suriye toplantıları

Kâzım GÜLEÇYÜZ
04 Ekim 2018, Perşembe
Türkiye’de iktidar Suriye politikasını ABD ile yaptığı, ama uyulmayan Menbiç mutabakatı, Fırat’ın doğusundaki YPG yığınağı, Rusya ile vardığı ve nasıl işleyeceği hâlâ belirsiz İdlib anlaşması, ÖSO mensuplarının her gün vurkaç saldırılarına hedef olup zayiat verdiği Afrin gibi parçalı gündemler üzerinden yürütmeye çalışırken, Trump Suriye için bir “small grup” oluşturup toplantı organize etmiş.

Kaşla göz arasında kurulan bu “küçük grup”ta 7 ülke varmış: ABD, Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, İngiltere, Fransa ve Almanya.

New York ve Almanya dönüşü bunu duyuran Cumhurbaşkanı, “Türkiye’yi çağırmıyorlar, hattâ Suriye’yi de çağırmıyorlar” diye sitem edip, Merkel’e “Biz de ‘smaller’ (daha küçük) olanını yapalım” dediğini söylüyor.

Kast ettiği, Rusya, Almanya ve Fransa ile İstanbul’da yapılacak dörtlü bir toplantı.

Almanya ve Fransa Trump’ın grubunda da var. Bizimkinin farkı, Rusya’nın da katılımının öngörülüyor olması. Dörtlü toplantı yapılırsa Almanya ve Fransa ABD ile Rusya arasında mesaj alışverişi mi yapacak?

Trump’ın, small grubunda, ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik işgal politikalarındaki en yakın ortağı olan İngiltere’nin varlığı başlı başına bir mesaj taşırken, Arap âleminden üç önemli ülkeyi de işe katması manidar.

Türkiye’nin Arap dünyasından bu süreçlere dahil edebileceği bir partneri yok mu? 

Bari en azından Katar olmaz mıydı?!

Peki, İstanbul toplantısına Rusya’yı dahil ederken, Astana ve Soçi süreçlerini birlikte götürdüğümüz İran’ı neden dışlıyoruz?

Cumhurbaşkanının “small grup” tepkisinin en ilginç taraflarından biri, Suriye ile ilgili bir toplantıya Suriye’nin çağrılmayışına yönelik olanı. Yerinde ve doğru bir tepki. 

Ama dörtlü İstanbul toplantısını organize ederken, kendisi de aynı şeyi yapıyor. Dört ülke bir araya gelip Suriye’yi konuşacaklar, ama orada Suriye temsil edilmeyecek...

Kaldı ki, Türkiye’yi yönetenler 7 yıldır bütün ilişkilerini kopardıkları Suriye yönetimi ile hiçbir şekilde muhatap olmayacaklarını defalarca tekrarladılar. Şimdi hem Trump’a “Niye Şam’ı çağırmıyor?” diye sorup, hem de eleştirdikleri şeyi kendileri yapıyorlar.

Small olsun, smaller olsun, bu toplantılarda Suriye için ne konuşulacağı ise ayrı bir bahis.

***

Yeni dönemde AB ile ilişkiler

Okunma Sayısı: 1937
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    4.10.2018 11:47:11

    Uluslararası platformlarda partner olabilmeniz ve partner bulabilmeniz için güçlü ve saygın bir ülke olmanız gerekir. Bunun yolu da demokrasi ve hukukun varlığı ile insan haklarına riayetten geçmektedir. Demokrasi ve hukuku askıya almış, insan haklarını ihlal eden, üstüne üstelik bir de ekonomik krize girmiş bir ülkeye kim partner olur? "Ajitasyon ve atraksiyon" politikalarını bırakıp gerçekçi olalım. Bunlar dahilde iktidarın işine yarasa bile, hariçte ülkenin saygınlığına bir katkısı olmadığı bir yana itibarına gölge düşürmektedir. Mesela, keyfi ve hukuksuz olarak "terörist" diye etiketleyip tutuklatarak hapse attığımız on binlerce mağduru tahliye etmiş olsaydık bugün, affı konuşuyor olmayacaktık. Hür, medeni ve demokrat dünya nezdinde de "diktatör olmasa bile otoriter" devlet konumuna düşmeyecektik. Hâlâ yanlış politika ve yanlış yönetim tarzını gözden geçirmeyecek, suçu, "dış düşmana" ve "fırsatçılara" mı atacağız? Sıra ne zaman kendimizi sorgulamaya gelecek?

  • Gündüz Alp-2

    4.10.2018 11:33:51

    Şu andaki dahili sorunlarımız Suriye meselesinden daha önemli ve önceliklidir. Türkiye'nin beka ve güvenlik sorunu Suriye meselesi ile sınırlı değildir. Esas konu ve sorun; siyasal, sosyal ve ekonomik bir krizi ve yangını netice veren rafa kaldırılmış demokrasi ve hukukun bu ülkede yeniden tesisidir. Suriye gündemi, bize, en basitinden, 2024 EURO gibi bir spor etkinliğinin verilmesine bile engel teşkil eden demokrasi ve hukukun yokluğu ile insan hakları ihlali meselesini asla unutturmamalıdır. Mesela, beka ve güvenlik sorunu var diyenlerin herkesten önce, "Suriye'de falanın ne işi var?" dedikleri ve Uluslararası derecelendirme kuruluşlarına ayar çektikleri gibi, Türkiye'yi ekonomik ve yönetim anlamında denetleyecek/yönetecek ve para babalarına rapor verecek olan düşman(!) "ABD'nin McKinsey şirketinin burada işi ne?"diye sorgulaması gerekmez mi?

  • Gündüz Alp

    4.10.2018 11:13:04

    Sayın Güleçyüz, dış politika uzmanı değiliz. Ancak, bir gerçek var ki iktidarın Suriye politikası baştan yanlıştı ve o yanlışlık üzerine devam ediyor. Rusya ve İran'la beraber kaç defa toplanmalarına rağmen ciddi bir sonuç alınmadı. Zira menfaatler ve politikalar örtüşmüyor. Çünkü ABD, Rusya ve İran'ın Suriye'ye bakışı farklı noktalardan. Mesela, Türkiye'nin "Stratejik Ortağı" ABD bile Suriye sorunu için 7 ülkenin iştirak ettiği Küçük Grubu sessizce kuruvermiş. Türkiye'nin Arap Dünyasında partneri olduğunu söylemek ise şu anda pek mümkün görünmüyor. Yöneticilerimiz, Trump'a (istemedikleri) "Şam'ı çağırmadı" diye sitem edeceklerine, kendileri, (Şam'da cuma kılmak fikrini bırakıp) Şam yönetimi ile doğrudan, yapıcı bir diyalog kurmaları daha akılcı,gerçekçi ve tutarlı bir politika olmaz mı?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı