"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tarihî ikazlar ve sonrası

Kâzım GÜLEÇYÜZ
06 Şubat 2019, Çarşamba
Bediüzzaman M. Kemal’in ısrarlı dâvetleriyle gittiği Birinci Meclis’te üyelere dağıttığı tarihî beyannamede, TBMM milletin dinî ihtiyaçlarını tatmin etmezse başka arayışların başlayacağı, bunun da otorite bölünmesi ile parçalanmaya yol açabileceği ikazında bulunmuştu.

Bu uyarılar etkili oldu ve birçok meb’usta mâkes buldu; ama Birinci Meclis dağıtıldıktan sonra maalesef boşlukta kaldı.

Cumhuriyet adı altında kurulan tek parti ve tek adam istibdadında ise, toplumun dinî ihtiyaçlarını karşılamak şöyle dursun, dini tamamen dışlamayı, hattâ tahrip etmeyi hedefleyen uygulamalara başlandı. Yanlış ve çarpık bir laiklik anlayışına dayandırılan bu uygulamalar, laik-antilaik ve Alevî-Sünnî gerilimi gibi potansiyel çatışma alanları için çok elverişli bir zemin oluşturdu.

Aynı derecede vahamet arz eden bir başka yanlış, dinin yerine milliyeti ikame etme gayretleriyle yapıldı. Ve bir dönem kafatası ırkçılığına kadar vardırılan katı, koyu ve şoven bir laikçi milliyetçilik anlayışıyla, seneler sonra çok daha tehlikeli boyutlar kazanacak olan etnik gerilim ve çatışmaların ortamı hazırlanmış oldu.

Türk-Kürt ayrımı bu ortamın en fazla öne çıkan temasıydı, ama bunun yanı sıra toplumun büyük kısmını tehdit unsuru sayan anlayış, ülkeyi Bediüzzaman’ın tabiriyle “kabil-i iltiyam olmayacak bir inşikak,” yani önü alınamayacak vahim bir parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya getirdi.

Dini karşısına alan laikçi milliyetçiliğin çok tehlikeli sonuçlarından biri de, anarşi ve teröre zemin hazırlaması oldu. Terör kâh Türk-Kürt ayrımcılığını, kâh Alevî-Sünnî çatışmasını, kâh laik-antilaik gerilimini, kâh zengin-fakir uçurumunu kullanarak, perde gerisindeki uluslar arası bağlantılı karanlık ve derin odaklar tarafından ortaya sürüldü. Ülkeyi karıştırmak için.

Ama ilginçtir; çatışma sebebi olabilecek ne kadar farklılık varsa tümünün sonuna kadar “kaşınmasına” rağmen, provokasyonlar ancak bir yere kadar gidebildi. Ve toplum, profesyonelce tezgâhlanmış son derece tehlikeli fitneleri dahi etkisizleştirip mevziî ve münferit olaylara dönüştürürken, nisbeten başarılı olmuş provokasyonlarla açılan yaraları tedaviye çalıştı. Ve bunda Bediüzzaman’ın çok büyük payı ve katkısı vardı.

Okunma Sayısı: 4805
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mikail Yaprak

    6.2.2019 16:09:01

    Mükemmel bir tahlil. Rabbim seni ve davamızı şerlerden ve fitnelerden korusun. Amin

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı