"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Üstad: Mahpusların % 80’i masum iken...

Kâzım GÜLEÇYÜZ
20 Ağustos 2017, Pazar 09:00
31 Mart’tan 20 Temmuz’a

Üstad Bediüzzaman’ın 31 Mart olayı sonrası yargılanıp beraat ettiği Divan-ı Harb-i Örfideki tarihî müdafaasından bazı önemli anekdotları güncel yorum ve izdüşümleriyle aktarmaya devam edelim:

Üstad mahkemeye soruyor:

“Bir masumu idam etmek mi, yoksa on câniyi affetmek mi daha zarardır?” (Eski Said Dönemi Eserleri, s. 143)

Bu son derece kritik ve önemli soru, darbeci cânileri cezalandırma gerekçesiyle nice masumun mağdur edildiği, yaşadığımız süreçte de tazeliğini koruyor. Ve şimdi de mahkemelerin mutlaka dikkate almaları gereken çok hayatî bir hususu hatırlatıyor.

Şu sual de yine Üstada ait:

“Maddî tazyikler ehl-i meslek ve fikre galebe etmediği gibi daha ziyade nifak ve tefrika (ayrılık) vermez mi?” (age)

Şimdi yapılanlar da bu soruda vurgulanan gerçeğin altını bir kez daha çiziyor.

Bir sosyal hareketi maddî tazyiklerle bitirme ve yok etme çabalarının toplumda onyıllarca onarılamayacak büyük sıkıntı ve bölünmelere yol açacağı uyarısı, bugün de geçerli değil mi?

Üstadın “Bir mâden-i hayat-ı içtimaiyemiz (sosyal hayatın esası) olan ittihad-ı millet, ref-i imtiyazdan başka ne ile olur?” suali de canlı ve güncel. İktidar çevrelerinin her alanda ayrıcalıklara sahip kılındığı ve kayırıldığı bir düzenle toplumda birlik sağlanabilir mi?

Aynı şey şu sual için de geçerli:

“Müsavatı (eşitliği) ihlâl ve yalnız bazıları tahsis ve haklarında kanunu tamamıyla tatbik etmek, zahiren adalet iken, bir cihette acaba müsavatsızlıkla zulüm ve garaz olmaz mı? Hem de tebrie (beraat) ve tahliye ile masumiyetleri tebeyyün eden (belli olan) ekser mahbusînin (mahpusların) belki yüzde 80’i masum iken, acaba ekseriyet nokta-i nazarında bu hal hükümferma olsa, garaz ve fikr-i intikam olmaz mı? Divan-ı harbe diyeceğim yok, ihbar edenler düşünsünler.” (age)

Aynı ithamla suçlananlardan bir kısmının tutuklu, bir kısmının tutuksuz yargılandığı; “arkası sağlam” olanların kayırıldığı; en az yüzde 80’i masum olan insanların eşitsiz ve adaletsiz uygulamalarla mağdur edildiği ve bunlarda asılsız ihbarların etkili olduğu bir süreçte, 108 yıl önceki bu tesbit ve uyarılar ne kadar manidar, değil mi?

***

- Haksız tutukluluğa, daracık havasız bir yere tıkılan masumları 3 gün susuz bırakmak gibi eziyetleri de -ekleyenlere yazıklar olsun.

 

- Haksız tutukluluklar Ramazan’da bitsin dedik, olmadı; bayrama kalmasın dedik, yine olmadı. Bari Kurban Bayramı öncesi tahliye edin.

- CB: “Yargı en âdil kararını verecek, mağdur ve mazlumlar haklarına ulaşacak.” Ya darbe ve terörle alâkaları yokken içeri tıkılan masumlar???

Okunma Sayısı: 11018
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • serman

    20.08.2017 20:47:37

    Risale i Nur talebesiyim diyen divan ı harbi örfi adlı risalede ki bu 13 suali ve bir de yarım suali iyi tetkik edip anlamalıdır.gunumuz hadiseleriyle ilgili analiz muhakkikane olmuş.bu hakikatler asrımızın reçetesidir.

  • Özcan Erkiş

    20.08.2017 17:07:07

    ( 6 ) Üstad Hz.leri Divan- ı Harpte yalnızca şahsi hukukunu değil kendi gibi binler insanın da hukukunu savunuyor ve yargıya harika bir hukuk dersi veriyor. Başta masumiyet karinesi olmak üzere suçun ve cezanın şahsiliği, suç ve cezanın kanunîliği, kanun önünde eşitlik gibi hukukun evrensel düsturlarına dikkat çekerek; bunların olmaması halinde verilecek kararların zulüm, garaz ve intikam olacağını beyan ediyor. Adeta OHAL'in şu anki hukuksuz ahvâlini tasvir ediyor gibi değil mi? 108 sene evvel Üstad Hz.lerinin şahit olduğu zulüm, garaz ve intikamın bir benzerini OHAL'in antidemokratik ortamında bizler de yaşayarak siyasal İslâmcı iktidar döneminde tarihin bir kez daha tekerrür ettiğine şahitlik ediyoruz. Ne ibretâmiz bir hadise!

  • Özcan Erkiş

    20.08.2017 16:46:08

    İmparatorluk devrinde, istibdat ve tahakküm zamanında Divan- ı Harb-i Örfi mahkemesi bile Üstad 'ın hukuk ve adalet dersi veren sualleri karşısında dirayet ve cesaretle beraat kararı verebilen o günkü yargıya mukabil bugünkü yargı ve yargıçların tavrını sorgulamak icap etmez mi? Arada 108 senelik fark var. Şimdiki kuvvetler ayrılığının olduğu demokratik hukuk devletinde, üstelik yargı ve yargıçlar Anayasa koruması altında iken bile o günkü Divan- ı Harbin gösterdiği cesaret ve dirayeti gösteremiyorsa problem kimde? Yargıda mı yoksa yargının tarafsız ve bağımsız, yargıçların âdil, cesur ve hür olmasına mâni güçte mi? Ve yargıyı böylesine hukuksuz işlere zorlayan kuvvet nedir ki yargı bile bile lâdes diyor? OHAL bittiğinde, hukuk, adalet ve demokrasi avdet ettiğinde hukuksuz işlerin hesabı sorulmaz mı? Elbette sorulur ve sorulmalıdır. Eğer mümkünse, zalim izzetinde, mazlum zilletinde gitmemelidir.

  • Özcan ERKİŞ

    20.08.2017 11:54:23

    (4) Hiç değilse tutuksuz yargılanmaları her cihetten mümkün iken, talimatlarla, hukuksuz ve keyfi kararlar ile insanların hapiste tutulmaları daha fazla mağduriyet ve zulüm manasına gelmez mi? Ve bu vaziyet yargı için güven kaybı, masumlara garaz etmek ve intikam almak değil midir? 600 küsur küçük ve masum çocukların anneleriyle beraber hapiste olması nasıl bir hukuk ve adalet anlayışıdır? Hz. Üstad'ın suallerine ilave olunacak daha başka onlarca sual var. Fakat sözün bittiği noktada olduğumuzdan, yargı ve iktidar cenahı, kendilerine yapılan müspet ikazları bile "yargıya müdahale" olarak algılıyor ve menfi bir tavır takınıyorlar. Hak ve hakikati bilmeyene cahil diyorlar. Peki ya haksızlık ve hukuksuzluğu bildiği halde susana ne diyeceğiz?

  • Özcan ERKİŞ

    20.08.2017 11:40:56

    (3) Yine 20 Temmuz'da ilan olunan ve OHAL denilen gayri hukuki gayri insani rejimle bir imtiyazlılar sınıfı ortaya çıkmadı mı? Mesela darbe ve "f-ö" ayağının baklava- börekçisi bulunurken,ne hikmetse hiç siyasal ayağı ortaya çıkmadı yahut çıkarılmadı. Hatta mesela, damatlar için hukuk bile farklı çalıştı değil mi? Yine mesela "Allah ve millet bizi affetsin!" diyenler için yargı bir şey yapmadı. Demek ki bu süreçte bir de ayrıcalıklı "nepotizm"(kayırmacılık) hukukunun olduğunu gördük. Oysa demokraside kuvvet kanunda olup, hukukun üstünlüğü hükümfermadır, diye bilirdik. Demek "müsavat" denilen kanun önündeki eşitlik ilkesi, OHAL'de geçerli değil. "Dayısı olan" ile gariban olana OHAL'de hukuku farklı muamele edebiliyormuş. İşte Mağdur Kürsüsüne gelen mektuplar. Okuduğumuz zaman "Kanun önünde herkes eşittir!" diyebiliyor muyuz? Maalesef, diyemiyoruz değil mi?

  • Özcan ERKİŞ

    20.08.2017 11:30:47

    (2) 5.sual:" Hem de tebrie ve tahliye ile masumiyetleri tebeyyün eden ekser mahbusinin belki yüzde 80'i masum iken, acaba ekseriyet nokta-i nazarında bu hal hükümferma olsa, garaz ve fikr-i intikam olmaz mı?" Evet sualler bunlardı ve neticede Üstad Hz.leri Divan-ı Harb-i Örfide beraat ediyor. Şimdi her bir suali bugünkü tarafsız ve bağımsız olduğu söylenen yargıya sorup adalete tatbik edersek acaba nasıl bir netice çıkacaktır. 15 Temmuz darbecilerinin işlediği cinayetini hesabını masumlardan soran bir yargı, böyle yapmakla kime zarar vermektedir? Millet, memleket ve masumlara değil mi? Toplumun bir kesimini hedef alan, arkasında hangi "muktedir gücün" yahut ideolojinin olduğu şimdilik bilinmeyen ve "köklerini kazıyacağız!" dedikleri bir proje toplumda "nifak ve şikaka, kin ve adavete, tefrikaya" sebebiyet vermedi mi? Toplumsal barışı, ittihad ve tesanüdü, uhuvvet ve muhabbeti bitirme noktasına getirmedi mi?

  • Özcan ERKİŞ

    20.08.2017 11:10:15

    Sayın Güleçyüz, tabir yerinde ise Üstad Hz. sanki bugün yargılanıyor ve bugünün yargısına suallerini soruyor gibi. Aradan 108 yıl geçmişken o kadar güncel ki. Önce hak ve hakikat ihtiva eden, hukuk dersi veren beş suallerini okuyalım, sonra da bugünün haksız-hukuksuz ve keyfi kararlara bunları uyarlayarak hep birlikte kararımızı verelim. Türkiye hak, hukuk ve adalet var mı? 1.sual:"Bir masumu idam etmek mi, yoksa on caniyi affetmek mi daha zarardır?" 2.sual:"Maddi tazyikler ehl-i meslek ve fikre galebe etmediği gibi daha ziyade nifak ve tefrika vermez mi?" 3.sual:"Bir maden-i hayat-ı içtimaiyemiz olan ittihad-ı millet, ref-i imtiyazdan başka ne ile olur?" 4.sual:"Müsavatı ihlal ve yalnız bazıları tahsis ve haklarında kanunu tamamıyla tatbik etmek, zahiren adalet iken bir cihette acaba müsavatsızlıkla zulüm ve garaz olmaz mı?"

  • Ali Tam

    20.08.2017 09:45:22

    Mahkemelerin dikkate almasi gereken BÜTÜN ÖNEMLI HUSUSLARA ragmen. Maznunlar icin gercekten HAK ve ADALET dagitip BERAAT karari verirlerse -Hakimler, Savcilar görevden alinma tehditine maruzsa ve bu yüzden korkuyorlarsa ki durum onu gösteriyor... - Hakimler, Savcilar görevden alindiktan sonra baskin yapilip itham, tutukluluk ve hapisle tehditedilerek ailecek magdur duruma düsme korkularina maruzsa ki durum onu gösteriyor... Türkiye de Adalet ve Hukuk katledilmistir ki durum onu gösteriyor. Memuriyette ve Askerlikte artik tek yazilmamis yasa gecerli gözüküyor: Ahbap-Cavus, Kaselislik iliskileri ile kazaniliyor ve husumetle kaybediliyor bu basamaklar. Olmasi gerekenleri yazmaya devam magdurlar masumlar haklarini bilsinler istikbalde kör sagir dilsiz gibi davranmasinlar. Halk olarak yeter artik söz milletin diyebilsinler. -

  • veysel

    20.08.2017 07:47:31

    Yazilariniz için allah razı olsun. Baylok ta hata var baylok ta hata var baylok ta hata var bu yüzden binlerce kişi madur ediliyor örnek oğlum 27 / 08 / 2014 te Kastamonu acemi birliğinde asker iken yanında telefonu yok üstelik kullanmadığı hatta baylok uygulama si var diye bir yildir terörist listesinde ve mesleginden ihraç edilmiş durumda. Ailece psikolojik tedavi ye başladık eşinden ayrıldı bir sene önce aldığı eşyaları yok fiyat a satmak durumda evinin kirası nı ödeyemez durumda Yeter artık bu yapılan zulüm.bağış lanma değil adalet istiyoruz .sesimizi duyun ve bu yanlıştan dönün. Vallahide billahide bu lanet programin adını 15 temmuz dan sonra duyduk oğlumun ve bizlerin bu örgüt ile bir bağımsız kesinlikle yok. Sayın yetkililer hem masumlari kurtarın hem de daha fazla günaha girmeyin.saygilar

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı