"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yargıtay’ın Bylock kararı

Kâzım GÜLEÇYÜZ
05 Ekim 2017, Perşembe
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin tutuklu iki hâkim hakkında verdiği kararda Bylock’u örgüt üyeliği için yeterli delil saymasına temyiz yoluyla itiraz edilince konu Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gitmişti.

Oradan çıkan karar da aynı yönde oldu. Ama kararla ilgili açıklamanın, önceden Adalet Bakanınca yapılması, olaya siyaset gölgesi düşürdü.

Aslında bu kararda da şu detay önemli:

“Bylock, örgüt talimatıyla bu ağa dahil olunup, gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tesbiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır.”

Örgüt tanımıyla ilgili mülâhaza ve itirazlarımızı mahfuz tutarak soruyoruz:

Yargıtay Bylock’un delil olmasını, “her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tesbit” şartına bağlıyor; peki bu tesbiti kim hangi kriterlerle nasıl yapacak? Hele servis sağlayıcılar tarafından verilen bilgilerin güvenilirliği bunca tartışmaya konu oluyorken...

İşin asıl önemli tarafı ise, terör örgütü üyeliği ithamının dayandırıldığı kıstaslar.

Bu kıstaslar Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 1995/9306 E. 1995/383 Sayılı kararında şöyle tanımlanıyor ve sıralanıyor: 

“Silahlı terör örgütü üyeliği” suçu, “silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyip gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle; eylemin iradî olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle” hareket edilerek “kasten” işlenen bir suçtur.

Ayrıca yasadışı örgüte kesintisiz, sürekli, uzun zaman devam eden yardım ve lojistik desteğin bulunması gerekir. Kısa bir eylem organik bağ ifade etmez. 

Keza örgüte üyelik için, örgüt organlarının kişiyi üye olarak kabul etmesi gerekir, tek yanlı olarak örgüte üye olunamaz.

Özetle hiyerarşi, süreklilik, fonksiyonel katkı ve örgütle organik bağ varsa silâhlı terör örgütü üyeliğinden söz edilebilir.

Bu kriterler Bylock kararı için de geçerli. Ama kararda bunlar hatırlatılmadığı için, mahkemeler Bylock’u tek başına delil sayarak mahkûmiyete hükmetmeye başladılar. 

Bunun sorumlusu da Yargıtay.

***

- Çok yönlü ağır baskılar altındaki günümüz yargısından, mağduriyetleri telafi edecek, adalet ve hakkaniyete uygun kararlar çıkması mümkün mü?

 

- Bazan zulüm ağır basıp öne çıkmış gibi görünse de bu hal devam edemez; nihaî aşamada kazanan hep hak, hukuk, adalet ve vicdandır.

- Uzun zamandır beklenen kitap #3DalPapatya çıktı... - http://www.yeniasya.com.tr/video/uzun-zamandir-beklenen-kitap-3dalpapatya-cikti_443729

Okunma Sayısı: 21467
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp

    5.10.2017 12:34:10

    Gerek AYM'nin ve gerekse Yargıtay'ın önceki karar ve içtihatlarıyla ve asıl önemlisi de hikmet-i vücudu ile de ters düşen bu ikircikli tavrı da net olarak gösteriyor ki; yargı, tarafsız ve bağımsız değildir. Kaldı ki Ergenekon davasında "uzun tutukluluk halini hak ihlali" sayan AYM değil miydi? Böylece Türkiye darbe ile yüzleşme darbecilerle hesaplaşma tarihi fırsatını kaçırmadı mı? Peki değişen nedir? İktidar? Yargı? OHAL? Meselenin özü; hukukî değil siyasîdir. Öyle olmasa, AYM gibi bir Yüksek Yargı kurumu kararında, 1982 darbe Anayasasıyla kurulmuş bir kurum olan MGK'nu referans gösterir, ona atıf yapar mı? Demokratik Hukuk Devletinde; hukukun üstünlüğüyle, yargı tam bağımsız ve tarafsız, yargıçlar da âdil, cesur ve vicdanı hür olmalı ki, "adâlet ve hakkaniyete uygun kararlar" çıksın değil mi? Demek adâlet; cesaret ve hürriyet ortamında daha âdil tecelli ediyor(muş).

  • Ali Tam

    5.10.2017 12:29:22

    Bu karar emsal tutulursa örnegin Byanvagon diye bir site kurulsa oraya girenlerden bazilarinin olaylari olsa geri kalanlarin hepsi devleti yikma ithami dahil suclu sayilabilecek. Kaldi ki bir kooperatifin üyeleri de ayni akibetle muzdarib olabilirler, belki bir futbol takiminin taraftarlari bile benzeri ithamlardan korunmus degiller. Örnegin isimleri degistirelim Barcelona takimi hakkinda karar vermek bize birakilsa Ispanya'yi yikmak ve terör örgütü kurmaktan bütün Barcelona takimi oyunculari müebbet hapis istemiyle tutuklanmis olabilirlerdi. Ne de olsa ithal hukuktan ciksa ciksa böyle abuk kararlar cikar!

  • veysel

    5.10.2017 12:16:32

    Sesimizi birileri duysun artık. Biz bu boylogo vallahi de billahide 15 temmuz dan sonra duyduk. Bir yıldır zulüm yapıyorlar bunun vebali ni allahım sorsun .BIZE SÖYLENEN TARIHTE OĞLUM ASKER VE YANINDA TELEFON DAHI YOK başka ne diye. Allah islah eylesin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı