"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yasadışı telefon talimatı kimin işi?

Kâzım GÜLEÇYÜZ
15 Kasım 2018, Perşembe
Geçtiğimiz günlerde bize ulaşan bir okuyucu mesajını paylaşalım:

“Silivri Cezaevi C6 koğuşunda kalan eşime Yeni Asya Yayınlarından çıkmış olan Risale-i Nur Külliyatından Sözler’i aldım, fakat cezaevine almadılar. İlgili birime sorduğumda genel müdürlüğün telefon talimatıyla cezaevlerine Yeni Asya’yı ve yayınlarını almadıklarını belirttiler.”

Geçen yılın Nisan ayından itibaren gündeme gelen bu konuyu şimdiye kadar defalarca yazdık, konuştuk, yetkililere çağrıda bulunduk. Ama bu mesaj da gösteriyor  ki, bazı cezaevlerinde keyfîlik hâlâ sürüyor.

“Bazıları” diyoruz, çünkü bu keyfîlik Türkiye geneli için söz konusu değil. Cezaevlerinin epeycesine Yeni Asya da serbestçe  giriyor, bastığı Risale-i Nur Külliyatı da.

Zaten normali ve olması gereken de bu.

Defaatle vurguladığımız gibi, tutuklu ve hükümlülerin, kurum güvenliğini tehlikeye sokmayan ve müstehcen, gayri ahlâkî içerik taşımayan her türlü yayını talep ve temin etme hakları, ilgili kanunun bir gereği.

Nitekim geçen sene Mart ayı başında İzmir Şakran Cezaevi’nde Risale-i Nur’a getirilmek istenen yasak, manşete taşıdığımız gün mahkeme kararıyla kaldırılmıştı.

Tekrar ifade ediyor ve bir kez daha uyarıyoruz: Yasaya ve mahkeme kararına rağmen bu hakkı engelleyenler suç işliyor.

Hal böyle iken, “derebeylik” olarak nitelediğimiz kimi cezaevi yönetimleri bu hukuksuz ve keyfî engellemeleri ısrarla sürdürürken neye dayanıyor ve kime güveniyorlar?

Yukarıdaki mesajda bir ipucu var:

Genel Müdürlükten geldiği iddia edilen telefon talimatı. Doğruysa ne demek bu? Söz konusu Genel Müdürlük, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü olmalı. Ama telefon talimatı ne iş? Ve kimin marifeti?

Özellikle bu tür konularda bir talimat verilecekse, usul mutlaka yazılı olmasıdır. Ama yasaya aykırı bir talimatın yazıyla iletilmesi, imza koyanın başını ağrıtır. Onun için mi telefonla “iş bitirilmeye” çalışılıyor?

Ama o da çıkmaz yol. Ve yine aynı yere varır. Yapanlar kesinlikle sorumluluktan kurtulamaz.

Burada Adalet Bakanlığı yetkililerine tekrar sesleniyoruz: Bu kanunsuz talimatı veren kim ise bulunuz ve gereğini yapınız.

Bu iş çok fazla uzadı. 

Artık yeter!

***

Kimseye zorla dua ettirilmez

http://www.yeniasya.com.tr/video/kimseye-zorla-dua-ettirilmez_478128

Okunma Sayısı: 4734
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    15.11.2018 11:29:30

    Sıkça yasadışılığın konuşulduğu yaşandığı ve konuşulduğu bir ülkede, demokrasi ve hukuk keyfiliğe kurban verilmiş demektir. Sayın Ahmet Battal beyin bugünkü, "Cumhuriyet ne? Demokrasi nerede? (2)" yazısı "hedef ve menzil" ile geldiğimiz noktayı açıklama bakımından okunması gereken yararlı ve aydınlatıcı bir yazısıdır. Yoksa, yandaş basın ve menfi siyasetçiler, akıldâneleri Machiavelli'nin (1469-1527) dediği gibi hareket etmeyi tercih ederler: "İnsanlara bilmek istediklerini değil, duymak istediklerini söyleyin." İşte hür ve doğru basın bu noktada önem arz ediyor. Basının bu önemini çok iyi bilen Hitler'in propaganda bakanı J.Goebbels de (1897-1945) şöyle diyor: "Bana vicdan yoksunu bir medya verin, size bilinçsiz bir halk yaratayım." Daha başka incileri(!) de var fakat bu ikisi yeter. Yani kısaca, demokrasi ve hukuka (maddi-manevi) her bakımdan ihtiyaç var. İhtiyaç da her vakit tekrarlandığı için biz de, demokrasi ve hukuka her daim -usanç verse de- vurgu yapıyoruz.

  • Gündüz Alp-2

    15.11.2018 11:07:05

    Emre/talimata itaat kanun dairesinde olur. Suçu ve cezayı sonuç verecek, kanunsuz emir ya da talimat veren de o işi yapan da (emir yazılı değilse) sorumludur. "Emir kuluyuz" mazereti ve gerekçesi, kişiyi, yaptırımdan kurtarmaz. Zaten demokratik hukuk devletinde "emir kulu" kadrosu(!) olmayacağından, böyle talimat da böyle icraat da olmaz. Yaşadığımız şeyler, demokrasi ve hukukun olmadığından kaynaklanan keyfiliklerdir. Demokratik parlamenter sistemi terk ederek, meclisi işlevsiz kılarak, muhalefeti etkisiz hale getirerek, girdiğimiz bu yolun, keyfilik olacağını bilmemiz gerekirdi. Bu keyfilik bir müddet sonra kamuda nepotizm ve despotizmi sonuç vereceğinden, siyasal, sosyal ve ekonomik hayatta da olumsuz yansımaları olacaktır. Nitekim yandaş olmayan basından bununla ilgili doğru haberleri de okuyoruz. Hukuksuzluk ve keyfilik, çıkmaz sokaktır. Hatta, duvara toslamaktır.

  • Gündüz Alp

    15.11.2018 10:40:48

    Sayın Güleçyüz, yazınızdaki mesaja konu olay, Türkiye'nin yönetilme keyfiyetinin aynasıdır. Keyfilik ve hukuksuzluğun bir yansıması: "Telefon talimatı ile iş görmek." Bu keyfilik yansıması, şu süreçte, maalesef, genelde kamu kurum ve kuruluşlarında özelde cezaevlerinde az da olsa görülmektedir. Bulunduğumuz şehirde de gazete bayisi arkadaş, (bir dönem) Yeni Asya'nın cezaevine girişinin yasak olduğunu söylemişti. Şimdi bu yasak kalktı. Yasakçı zihniyet -kanun namına kanunsuzlukla- hukuku çiğnemek pahasına, temel hak ve özgürlükleri gasp etmekte beis görmüyor. Asıl konu ve mesele de bu cesaretin nereden alındığıdır. Öyle ya bir yetkili, kimden cesaret alarak kanunsuz bir işe imza atabilir. Demokrasi ve hukukun hâkim olduğu yerde, hukuksuz ve keyfi iş yapanların "yanına kâr olarak" kalmaz. Fabrika değil de cezaevi açmakla övünen bir iktidar döneminde, keyfilik ve hukuksuzluk olacak ki, cezaevi doluluk(!) oranına ulaşsın, değil mi?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı