"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yerel seçim ve AKP

Kâzım GÜLEÇYÜZ
31 Ekim 2018, Çarşamba

Yerel seçimler yaklaşırken iktidar bloku 24 Haziran’daki ittifakı devam ettirme sinyalleri veriyordu ki, beklenmedik bir gelişme ile ittifak dağıldı.

24 Haziran’da merkezî iktidarı bir şekilde alarak ülkeyi “tek adam” rejimine teslim eden AKP-MHP ittifakının yerel seçim öncesi çökmesi, bütün hesapları alt üst etti.

Ve iktidar medyasında şimdiden arz-ı endam etmeye başlayan kimi anketçilerin “24 Haziran tablosu devam ediyor” diyerek başlattıkları algı operasyonları boşa çıktı.

Gelişmeler de iktidar açısından sıkıntılı.

Özellikle döviz ve enflasyondaki yükseliş ve zam dalgasının cepleri yakacak boyutlara ulaşması, iktidarı çok tedirgin ediyor.

İddialı söylemlerle açıkladıkları YEP işe yaramayınca, yüzde 10 indirim kampanyasına sarıldılar. Ama ekonomistler bunun da çare olmayacağını ısrarla söylüyorlar. Ki, öncü sinyaller de o yönde şekilleniyor.

Bakalım, gidişat ne gösterecek?

AKP açısından büyük sıkıntı kaynağı olan bir diğer konu, kendisine bağlı yerel yönetimlerle ilgili olarak parti tabanında biriken ciddî rahatsızlık, şikâyet ve tepkiler.

Bunlar o boyutta ki, iktidar medyasında bile açıkça dile getirilmeye devam ediliyor.

“Kibir âbidesi” nitelemelerinin; yolsuzluk, israf, hesapsız ve sorumsuz harcama, adam kayırma, kısa yoldan köşeyi dönme, rüşvet suçlamalarının ardı arkası gelmiyor.

İktidar partisinin yaptığı anketler, halkın yerel yönetimlerde en çok ranttan, yolsuzluktan, denetimsizlikten ve hizmet aksamalarından şikâyetçi olduğunu gösteriyor.

İşlerin yolunda gitmediğini epey zaman önce fark edip “metal yorgunluğu”ndan dem vuran Erdoğan, çareyi İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok önemli merkezdeki belediye başkanlarını değiştirmekte aradı. Ama bu değişimin iktidar için istenen sonucu verip vermeyeceği şu anda belirsiz.

Dahası, son örneği Ankara’da görülen halef-selef kavgalarının, umulanın tam tersi neticeleri beraberinde getirme riski var.

Asıl problem ise, ciddî şikâyet ve tepkiler söz konusu olduğu halde hiç dokunulmayan bazı belediyelerin durumundan kaynaklanıyor.

Bakalım, RP’nin çıkış yaptığı 1994 seçimlerine atıfla 94 ruhunu tekrarlayıp durmak, bu sıkıntıları aşmak için yeterli olabilecek mi?

***

Nureddin Tokdemir’in hatıraları

http://www.yeniasya.com.tr/video/nureddin-tokdemir-in-hizmet-hatiralari_476536

Okunma Sayısı: 4380
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    31.10.2018 10:34:40

    Son dönemde yerel yönetimleri kazanmak hizmet yarışından daha çok güç gösterisine dönüştü. "Kibir abidesi" tespitine katılıyorum. Şu anda özellikle (hepsi değil tabii) iktidarın yerelde görüntüsü "kibir" tanımına uygun düşüyor. Mesela, şehrimizde çok işlek bir cadde, cadde olmaktan çıkalı epey zaman oldu. Üstelik bu cadde hem vilayet hem belediyeye çok yakın. Fakat ciddi anlamda ele atan hâlâ yok. Fakat halkın verdiği vergileri ilgisiz alanlara harcarken hem israf hem gösteriş/şov yapıyorlar. Zihniyet ve kafa yapısı değişmedikçe, başkanlar değişse ya da bütün yerelde hâkimiyet sağlansa ne olur? İktidarın yakalandığı 3M illetine (müsrif, mütehakkim, mütekebbir) yerel yönetimler de yakalanmış durumda. Yani yerelde de gidişat iktidar paralelinde devam etmektedir. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü, hürriyet ve adalet genelde de yerelde de olmalı ki seçim, gerçek anlamını bulsun ve işlevini görsün.

  • Gündüz Alp-2

    31.10.2018 10:16:51

    Yerel seçim yaklaştıkça, iktidarın atraksiyon ve ajitasyonu çoğalacak, halkın nazarı ilgisiz alanlara, muhalefet de kısır çekişmelerin içine çekilecek, eski defterler yeniden açılacak, yandaş medyanın iktidar yanlısı faaliyetleriyle ve yeni bir toplumsal algı operasyonuyla halkın iktidar tarafında saf tutması temin edilecektir. 16 Nisan halk oylaması ve 24 Haziran seçimlerini hatırlayalım lütfen. Öyle olmadı mı? Suçu ve günahı dış düşmana ve geçmişte yapılan hatalara yükleyerek halkta infial uyandırmak ve iktidarın yerelde de devamını sağlamak. Yani gerilim ve toplumsal kutuplaşmayı siyasal ranta çevirmek, oya tahvil etmek. Menfi ve menfaatçi siyasetin tarzı bu. Yerel yönetimlerin tamamı iktidar partisinin elinde olsa, şu anda ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik hayatına katkısı ne olacak? Devasa hale gelmiş hangi sorunu çözecek? Mesela, ekonomik krizi bitirecek mi? Demokrasi ve hukuku geri getirecek mi? Yargı bağımsız olacak mı? Toplumsal barış ve huzur gelecek mi?

  • Gündüz Alp

    31.10.2018 09:51:52

    Sayın Güleçyüz, her bakımdan zor ve zorlu bir süreçten geçmekteyiz. Bir yanda cepleri yakan, sessizce ve derinden giden bir ekonomik kriz öte yanda toplumsal ayrışmayı netice veren kayıkçı kavgalarının hız kesmeden devam ediyor olması. İftihar vesilesi ne kadar milli-manevi değer varsa hepsini menfi siyaset alet ederek itibarsız hale getirdik. Son tartışma: Şehadet. İktidarın tekeline aldığı ve siyasetine alet ettiği bütün dini-milli konularda tek yetkili onlar. Muhalefet ve diğer kesimler ise konuya "fransız" yani "cahil." Teknolojinin zirve yaptığı 21 yy.da Ekim ayında, askerin donarak ölmesi (CB 'donarak şehadete yürümek' diyor-Basın) incelenmesi ve sorumluların bulunması gereken ciddi bir sorun iken bunun üzerinden kısır tartışmalarla ülkenin acil sorunları öteleniyor. Ekonomik kriz gündemden adeta kalktı. Muhalefetin bu konuyu ıskalamaması gerekir. Zira önümüzdeki yerel seçimde bunun sandığa yansıması mutlaka olacaktır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı