"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yine mi cemaatlere devlet kontrolü?

Kâzım GÜLEÇYÜZ
04 Eylül 2018, Salı
Tarikat ve cemaatler hakkında son olarak Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da şu değerlendirmeleri yapmış:

* Tarikat ve cemaatler tarih boyunca ilim, irfan, bilgi ve hikmetin merkezi oldu. 

* Tarikat ve cemaat olarak bilinen teşekküller herşeyden önce sosyolojik bir gerçekliktir. Görmezden gelinmeleri veya ötelenmeleri bunu değiştirmez, tersine perdeleyip görünür olmalarını engeller.

* Cumhuriyetin ilk yıllarında çıkarılan kanun nedeniyle tekke, zaviye ve benzeri yapılar kapatıldı, tarikat veya cemaatler hukuken yok hükmünde kabul edildi. Bu durum gerçekte “yok” olmak anlamına gelmediği için bu yapılar fiilen ve sosyal bir gerçeklik olarak Cumhuriyet dönemi boyunca varlıklarını devam ettirdiler.

* Bu alanda belki de ciddi hatalardan biri, sosyal bir gerçekliğin kanunla yok sayılıp görmezden gelinmesidir. Çünkü bu durum, tam tersi bir etkiyle zaman içinde söz konusu yapılar için deyim yerindeyse perdeleme vazifesi görmeye başladı.

* Son asır boyunca din-devlet ilişkilerinde yaşanan gerilim ve gelişigüzel mülahazalarla dinini ve inancını yaşamak isteyen insanların ötelenmesi, söz konusu alanı daha da karmaşık hale getirdi.

* Dinin ana kaynaklarına ve ilkelerine ters düşmediği, toplumun huzuruna ve kardeşliğine zarar vermediği sürece hiçbir kişi, grup ya da oluşum zararlı kabul edilemez ve sakıncalı bulunamaz.

* “Benim tarikatım, tasavvuf anlayışım, cemaatim dışındakiler İslam ve hakikat dışı” gibi bir anlayışa fırsat verilmemeli.

Buraya kadarki tesbitlerle mutabıkız.

Sonrası için ise mülâhazalarımız var.

Ali Erbaş Hoca “Devlet ve Diyanet İşleri Başkanlığının rehberlik edip uzmanlarla bir araya gelerek bir disiplin ve düzenin mutlaka kurulması lâzımdır” diyor. Nasıl?

Ve “Dinin sivil yapısına gölge düşürmeyecek, doğru dinî bilgi ve samimî gayretle faydalı çalışmalar yapan oluşumları olumsuz etkilemeyecek, özgürlüklere halel getirmeyecek ve din güvenliğini sağlayacak bir kontrol ve rehberlik mekanizması kurulmalıdır” diye devam ediyor.

Peki, devletin ve Diyanet’in mevcut yapısıyla bu mümkün mü? Maalesef hayır...

***

Cemaatler devletleştirilemez (İki yıl önce Yeni Asya Vakfında verdiğimiz seminer) - YENİ ASYA 

Okunma Sayısı: 6319
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÜSEYİN İLHAN

    4.9.2018 12:30:19

    Hoşgeldiniz muhterem ağabeyimiz;CEMAATLERİ ZAPTI-RABT altına alamıyacağı için kapatan iktidar yerine bugünde iktidar kendi siyasi emel ve projelerine göre İĞDİŞ ETMEK için maalesef diyanet eli ile yanlışa kalkışıyor.Esasen DİYANET'İN ACİL OLARAK SİYASİ İKTİDARIN BASKISINDAN,NECİS SİYASETİNE ALET EDİLMESİNDEN KURTARILMASI LAZIM.kENDİ HÜR OLMAYAN DİYANET'in başkalarını kurtaracak halimi var ALLAH AŞKINA.

  • Gündüz Alp-3

    4.9.2018 10:19:11

    Zaman, boş işlere harcanacak kadar ucuz ve kıymetsiz değildir. Soysal, siyasal ve ekonomik hayatın devam ve istikrarı da hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğüne bağlıdır. Tekçi sistemlerin hâkim olduğu ülkelerde oraları "şahlandırdığı" veya "uçuşa geçirdiği" görülmemiştir. Öyle olmadığı halde iyi gibi gösterilen ahvalimiz buna şahittir. Hepimiz bu yangının yakıcılığını hissetmiyor muyuz? Bizim toplumsal barış ve huzura, dünyanın da Dünya Barışına ihtiyacı vardır. Dünya Barışına katkı sunacak İslâm Dünyasının hali ise ortada. Milyar dolarlarını halka değil birbiriyle kavga etmek için silahlara yatıran bir dünya. İşte böyle bir ortamda, toplumsal hayatımızın gerçekliği, harcı, sigortası, emniyet supapı olan müesseseleri imhaya yönelmek akıl kârı değildir. Artık yanlışta ısrar etmekten vazgeçelim. Yanlışın kimseye yararı da çıkarı da yoktur.

  • Gündüz Alp-2

    4.9.2018 10:04:12

    Hariçte dost ve müttefiklerle kavgalı, dahilde bıçak sırtında giden ve kriz noktasına gelmiş bir ekonomi, barış ve huzura muhtaç, ayrışmış bir toplum, yüklü dış borç, haddi aşmış cari açık, yükselen işsizlik ve hayat pahalılığı, canlı hayvan ve et, saman ve (5 ürün hariç) gıda maddelerini dışarıdan ithal eder hale gelmiş bir Türkiye gerçeği varken; bunları yok sayıp, toplumsal hayatımıza olumlu bir katkı sunmayacak bir işle vakit geçirmek doğru ve yararlı bir politika mıdır? Değilse iki de bir bu konuyu gündeme getirmenin anlamı yoktur. Artık himmet ve gayretimizi, ülkenin hem dışarıda hem içeride normale dönmesine harcayalım. Yargının en tepesindeki yetkili bile "liyakat, âdil, tarafsız, bağımsız, dürüst, erdemli" hukukçulara ihtiyaçtan bahsediyor. Bu vasıfta yargıçlar olmaz ise, hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğü nasıl korunacak, adalet nasıl tesis edilecek? Siyasal, sosyal ve ekonomik hayatta nasıl güven ve istikrar sağlanacak?

  • Gündüz Alp

    4.9.2018 09:38:34

    Sayın Güleçyüz, Yeni Asya Yargıtay Başkanı'nın sözlerini manşetten "ERDEMLİ HUKUKÇULARA İHTİYAÇ VAR" diye vererek asıl ihtiyacın ve odaklanmamız gereken şeyin ne olduğunu söylüyor. Ülkenin öncelikli sorunu demokrasi ve hukuktur. Bugün yaşanan krizin de sebebi, bu iki evrensel değerin (demokrasi ve hukukun) devlet hayatından uzaklaştırılmış olmasıdır. Krizi netice veren, toplumsal barış ve huzuru dinamitleyen böylesine öncelikli ve hayati bir sorun varken, toplumun harcı olan cemaat ve tarikatları, toptancı bir zihniyetle devletin ofisi haline getirmek, kendi ayağımıza kurşun sıkmaktır. Önce yüreklerin ardından ceplerin yandığı bir ülkede, önce bu iki yangını söndürmek olmalıdır. Yangını söndürdükten sonra da bir daha yangın çıkmaması için önlemler almak. Bunun başında hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğünü, sağlam ve esaslı kaidelerle devlet hayatına hâkim kılmak. Hedef saptırmak, ülkeyi ve milleti abes işlerle oyalamak kimseye yarar sağlamaz..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı