"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yine mi kutuplaştırma?!

Kâzım GÜLEÇYÜZ
30 Kasım 2018, Cuma 00:01
Bir ay önce “Yerel seçime ayrı gireceğiz” diyenlerin şimdi yeniden ittifaka sarılmaları, işin zora girdiğini görmelerinin getirdiği bir mecburiyet olarak yorumlanıyor.

Bunun anlaşılır bir mantığı var. Ayrı girseler kaybedecekler.

Ancak bu ittifaka biçtikleri misyonla bunu ifade ediş tarzlarının, bazı iktidar yorumcularını bile hayli rahatsız ve tedirgin ettiği görülüyor.

İki parti arasındaki konjonktürel bir ittifakı “millî bekanın ve geleceğin güvencesi” olarak niteleyen söylemler için “Siyaseti yok edecek veya sıkıştıracak bir töhmete dönüşmesin, siyasî rekabeti ortadan kaldırmasın, ötekileştirip toplumsal kopmalara yol açmasın” uyarıları yapıldı.

Ama görünen o ki, bunlara kulak verilmeyecek. Kendi ittifaklarını böyle “kutsayan”lar, yeni bir kutuplaştırma kampanyası açıp, karşılarında kurulması muhtemel muhalefet ittifakını ihanet ve terör destekçiliği ile suçlamaya başladılar bile.

Hattâ işi daha da ileri vardırıp “Cİ kaybeder, ötekiler başarılı olursa iç savaş çıkar” herzesini savuran bazı iktidar yorumcuları bile oldu.

Ne oluyoruz? Seçim mi yapıyoruz, savaş mı? Sandıkta neyi oylayacağız? Yeni dönemde yerel yöneticilerin kimler olacağını. Çok partili sisteme geçildikten bu yana defalarca yaptığımız gibi. Bunu bir savaşa çevirmenin mantığı ve izahı ne?

Ne demek “Onlar başarılı olursa iç savaş çıkarabilirler?” Bu ne biçim lâf? İktidarıyla muhalefetiyle seçime katılan partiler legal değil mi? İçlerinde legal olmayan ve “terör siyaseti ile iç savaş tahrikçiliği” yapan varsa, yolunu baştan kesin. Tüm muhalefeti şaibe altında bırakmanın âlemi var mı? 

Demokraside seçimi kazanmak da var, kaybetmek de. “Biz kazanırsak demokrasi! Onlar kazanırsa iç savaş!” Böyle birşey olabilir mi!

Umalım ki, bu söylem, iktidar fetişizmine kendisini iyice kaptırmanın fanatik meczubiyetiyle sınırlı münferit bir hezeyan olarak kalsın.

Ötesi, demokrasiyi de, birlik beraberliğimizi de, iç barışı da, millî beka ve geleceğimizi de tehdit eden çok büyük bir tehlikeye işaret eder: Millî iradeyi sadece kendisine verilecek oylarla tanımlayan anlayışın doğurduğu bir Frankeştayn canavarı. Siyaset hırsıyla “muhalefete muhalefet” üzerinden yapılan iç savaş tahrikçiliğine ve provokasyonlara asla müsamaha edilemez, edilmemeli.

***

Risale-i Nur ve medyadaki dili, cezaevleri dahil hiçbir yerde engellenemez

http://www.yeniasya.com.tr/video/risale-i-nur-ve-medyadaki-dili-cezaevleri-dahil-hicbir-yerde-engellenemez_479510

Okunma Sayısı: 3829
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    30.11.2018 10:04:12

    Siyasiler zannetmesin ki, vatandaş hiç bir şeyin farkında değil. Pek ala farkındadır. Fakat Yeni Asya ve emsali gazetelerin ve medya araçlarının sayıca az olmasından dolayı yandaş medyanın yoğun algı operasyonu ve hipnoz faaliyetine maruz kaldıklarından, doğru bilgi ve doğru habere ulaşmaları engellendiğinden -geçici olarak- belki "uyku" halindedir, denilebilir. İktidar ve şahıs "fetişizmi" ne acıdır ki "fanatizmi" netice vermiştir. Bugünkü eylem ve söylemler de işte bu iki illetin siyasal ve toplumsal yansımalarıdır. Ve bu sonuç, ülkenin bugünü ve istikbali hesabına hiç de iyi ve hayırlı değildir. Ülke insanlarını "adavete muhabbet" eder hale getirmiştir. Bunun birinci derecede sorumlusu, içeride ve dışarıda, tek başına 16 yıldır Türkiye'nin kaderine hükmeden siyasal İslamcı ideolojinin kadrolarıdır. Çünkü "iktidar" konumundadırlar. Hatta "devlet biziz" diyebilecek güce erişmişlerdir. Ne var ki bu güç ve iktidar olma durumu bile ekonomik krize engel olamamıştır.

  • Gündüz Alp-2

    30.11.2018 09:40:17

    Son kertede getirilen tekçi sistem bile kutuplaştırmanın sonucu değil mi? "Beka sorunu ve güvenlik" denilerek, sanki ülkenin bu hale gelmesinin sebebi parlamenter demokratik hukuk devleti imiş gibi lanse edilerek halk buna inandırılmıştır. Koalisyonların kötülüğünden bahisle çözümün adresi, tek partinin ve tek şahsın iktidarındadır, denilmiştir. Fakat söylenenlerin aksine şimdi ittifaklar savaşına şahitlik etmekteyiz. Kendi ittifaklarını öven, muhalefetin ittifakını yeren bir dil kullanan iktidar cenahı, acaba, toplumsal barış ve huzuru bozduğunun farkında değil mi? Farkında ise neden ısrarla bu dili kullanmaktadır? Bu dil ve seviyesiz üslup, sonuç itibariyle kullanana da hayır getirmez. Artık güzel sözler duymak, güzel işler görmek istiyoruz. İktidar hırsıyla yanan ve yakan bir siyaset anlayışı ve yönetimi istemiyoruz. Zira böyle bir siyaset, zihniyet ve yönetim anlayışı barış ve huzuru, refah ve mutluluğu getirmekten fersahlarca uzaktır.

  • Gündüz Alp

    30.11.2018 09:19:23

    Sayın Güleçyüz, herkesin mübarek cuma gününü tebrik ederim. Artık alıştırılmaya çalışılan bol "atraksiyon" ve bol "ajitasyonlu" bir seçim sürecine daha girdik. İktidar uzun zamandan beri deneyerek -ülke hesabına zarar getirse de- kendi adına yarar gördüğü "savaş stratejisini" takip ediyor. Özellikle haksız olduğu konularda hep taarruz halinde. İhtimal ki 31 Mart'a kadar bu taarruz harekâtı artarak devam edecektir. Yüzlerce kez dinlediğimiz (müflis tüccar misali) "eski defterler" yine açılacaktır. Neticesinde yerel idarecilerin seçileceği bir seçimi, meydan muharebesi haline getirerek toplumu geren ve ayrıştıran bir siyaset, kelimenin tam anlamıyla "canavarlaşmış" bir siyasettir. Her ne olursa olsun sırf "kazanmak" üzerine bina edilen seçim çalışmalarında ülkenin çözüm bekleyen sorunları yine ötelenmekte. Bir şahsın "protokol" sorunu bile milletin sorunlarının üstünde ve önündedir. Hizmet odaklı değil kazanmak odaklı siyaset bu olsa gerek.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı