"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Beka say olursa hak edilir

Kübra ÖRNEK
11 Ağustos 2018, Cumartesi
“Bekayı hak tanıyan, say’i bir vazife bilir Çalış, çalış ki beka sa’y olursa hak edilir.”

Mehmed Âkif ERSOY’un bu mısraları bize yaratılış gayemizi hatırlatıyor. Çünkü insan çalışarak, faaliyet gösterebilecek mükemmel bir konumda yaratılmıştır. Ve fıtratında müthiş bir ebed arzusu vardır. Bu isteğine ancak çalışarak kavuşur. İlim ve duâ vasıtasıyla belli mertebelere ulaşır. Hayatı boyunca göstermiş olduğu gayret, dünya ve ahiret konumunu belirler. Kâinatta da, aynı tekâmül söz konusu. Baharda açan çiçekler dahi, yepyeni ve taze bir şekilde mükemmele doğru gidiyorsa, bu tempoya ayak uydurmak lâzım. 

Bediüzzaman, insanın rahatının çalışmakla mümkün olduğunu ifade ediyor, “Size meşakkatte büyük rahat var. Zira, fıtratı müteheyyiç olan insanın rahatı yalnız sa’y ve cidaldedir.”1 Ve umum rezaletlerin, rahatlığa meyletmekten geldiğini söylüyor. Demek gençlikteki rahatlık, çalışmamaktan ileri geliyor. Amaçsız, gayesiz bir nesil yetişiyor. Bunun önünü azim ve gayretle alabiliriz. Rahat sevgisi, uyku sevgisi, taam sevgisi maddî manevî kemalatlara engeldir. Tembelliğe sevk eden her şeyden kaçınmamız gerek. Meşakkat çekmeden bekaya ulaşamayız. Evet âyet ile de sabittir ki, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.”2 Başarının sırrı çalışmada gizli. Her kim olursa olsun, gayretinin karşılığını alıyor. Gençler de, hayatlarının en güzel zamanlarında gayreti elden bırakmazsa, meyvelerini daha dünyada iken yerler. Ebedî  ömrümüz önümüzde. Baki ömürde göreceğimiz rahat ve lezzet, dünyadaki çalışmalarımıza bağlıdır. En güzele talip isek, canla başla çalışacağız. 

 Zihnen ve bedenen de çalışmak zorundayız. Çünkü durmak bir nevi yokluktur. Kâinatta her şey hareket halindedir. Duran hiç bir şeyde hayır yok. Gençliğin içinde bulunduğu sefahet ve rezalet, bu durgunluktan kaynaklanıyor. Her genç, zamanının kıymetini bilse ömrünü boşa geçirerek heder etmez. Bediüzzaman, tembelliğe “Zindan-ı atalet” diyerek, karanlıklı vahim halinden bahsediyor.

 Bunları aşmak için, ümitsizliği gidermemiz gerek. Gayeler edinerek şevke gelmeli ve bu yolda çalışmalıyız. Ortası yok, ya bütün rezaletlerin yuvası tembellik zindanı, ya da ilerlemenin ve başarının anahtarı huzur sarayı. Zübeyir Gündüzalp gibi, “Tembelliğe, basit ve manasız zevklerime, müsaade etmeyeceğim!” diyerek başlayabiliriz. Haydi Bismillah!

Dipnotlar: 

1) Münâzarât, s. 70. 

2) Necm Sûresi, 53:39.

 

Okunma Sayısı: 797
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı