"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasi; susan milyonların sesidir

Kübra ÖRNEK
18 Haziran 2018, Pazartesi
SÜLEYMAN DEMİREL DEMOKRASİ VE KALKINMA MÜZESİ - 2

“Demokrasi; susan milyonların sesidir! Yoksulluğu, cehaleti, çaresizliği, haksızlığı milletin gücüyle yenmeye uğraştık.”

Barajlar Kralı Demirel

Müzeye konulan koleksiyonlarla; Türkiye’nin geri kalmışlıktan bugünkü duruma ve fakirlikten zenginliğe nasıl geldiğini, okur-yazarlığın nasıl yükseltildiğini, barajları kazandırarak çatlamış toprakların yeşile nasıl dönüştürüldüğünü, karanlıktan aydınlığa nasıl çıkıldığı anlatılmaktadır. “250 barajın, 1000 göletin sahibiyim” diyen ‘Barajlar Kralı’ olarak  anılan Demirel’in, müzede tablolarla yaptırmış olduğu  barajlar gösterilmiştir. Ülkemizin bu sürece inançla geldiğini söyleyen Demirel’in müzede şu ifadeleri yer alıyor, “Şu dağların ötesindeki Atabey Ovası’nın köylüleri ellerini şakaklarına dayar, ‘Şu Palatır bir yarılsa, Palatır’ın arasındaki Eğirdir’in mavi suları şu bizim topraklara bir aksa..’ İyi, ama sizin topraklara bu nasıl akacak; çünkü sizin topraklar o gölden daha yüksek. ‘O zaman pompa yoktu. Öyle denildiği zaman, ‘öyle mi?’ der, yine çatlamış toprakla mavi göğün arasındaki çilelerine devam ederlerdi. Şimdi buralar elma bahçesi. O Palatır yarılmış, o sular bu tarafa geçmiştir. Eğer bir ülkede halk bir şeyin peşine düşmüşse, evvelallah olmayacağı yoktur.”

“Büyük eserler milletlerin bütünlüğüne hizmet eder”

20 Şubat 1970 Demirel’in Başbakan olduğu dönemde açılan, Boğaz Köprüsü’nün temel atma töreninin görsellerinin yer aldığı bölümde başarı kadar güzel bir şey yoktur, başarının yerine konabilecek bir şey de yoktur, diyen Demirel’in sözleri yer alıyor, “Büyük eserler milletlerin bütünlüğüne hizmet eder. İstanbul Köprüsü, bir hayal, bir faraziye değil, bir hesap kitap işidir. İlhamını halktan alan, halkın arzu ve taleplerine dayanan hamlelerin kökü çok sağlam ve devamı emniyettedir. Medeniyet mücadelesinin her safhası gayret ister. Meşakkatlidir, cefalıdır.”

“Demokrasi, susan milyonların sesidir!”

Köyde doğan ve yetişen Demirel, halk ile yakından ilgilenerek dertlerine çare olmaya çalıştığını, müzedeki fotoğraflardan anlıyoruz. Bir bölümde şu ifadesi yer alıyor, “Evet benim devraldığım Türkiye Cumhuriyeti’nin1965’te ancak 300 köyünde elektrik vardı. Şehirde ne varsa köyde de o olacak diyerek yola çıktık. Demokrasi; susan milyonların sesidir! Yoksulluğu, cehaleti, çaresizliği, haksızlığı milletin gücüyle yenmeye uğraştık.”

“Köy düğünü ile evlendim”

İslamköy’de doğduğu köy evinin yer aldığı Müze Evi’ne geçtiğimizde tarihi tam manasıyla hissediyoruz. Eski eşyaların yer aldığı evde hatıralar portrelerle anlatılıyor. Avluyu geçtiğimizde üst katta şu ifadeler yer alıyor,“ 12 Aralık 1948’de, İslamköy’de evlendim. Eşim, yakınımdır. Biz büyük bir aileyiz. Esasen akrabalık münasebetlerimiz yanında, sıkı dostluk münasebetlerimiz de vardır. Eşimin babaannesi 1. Dünya Harbi’nde çok genç yaşta dul kalmış; babamın yardımıyla iki çocuk oğlunu büyütmüş. O zamanlarda İslamköy’den, 1. Dünya Harbi’ne giden 250’ye yakın erkeğin ancak yüz kadarı geriye dönmüş. 15 kişi şehit olmuş. Bir kimsesiz, ıssız manzara meydana gelmiş. Rahmetli babam hemen orada, herkese kol-kanat germiştir. Onun için eşimin babası, babamı; kendi babası veya kendi has amcası gibi, kendi has dayısı gibi bilir, pek çok sever, pek çok da hürmet ederdi. Öyle bir akrabalığımız vardır.” Köy düğünü ile evlendiğini söyleyen Demirel, şöyle devam eder, “Düğünü, anam, babam oranın adetlerine göre yaptılar. Ben Burdur’da, Hükümet Konağı inşaatını yapmakla meşguldüm. Oranın mühendisiydim. Henüz mühendis diploması almamıştık, ama bir ay sonra diploma aldık. Bizim köy düğünü üç gün olur. Düğün Perşembe günü başlar, Pazar günü gelin çıkar. Ben Cumartesi günü köye geldim. Perşembe ve Cuma günü yapılan düğünde yoktum. Her şey hazırdı. Oranın âdetlerine göre yapılmış bir düğündü.”

“Hayatımı dolduran eşimdir”

Demirel’in odasının olduğu katta yer olan tabloda, Demirel’in manidar sözleri yer alır, “Hayatımı dolduran eşimdir. Eşim bana, güç ve kuvvet verir. Beni eleştirir. Kendisi ile her şeyi tartışırım. Eve girerim ve ‘Nazmiye, ben geldim’ diye bağırırım. Bu, benim tabiî halimdir. Her güne şevkle başlarız, sevinçle bitiririz. Benim hayatımdaki kadın olarak eşimin değerini anlatamam. Bir karşılık ve değer biçmem de mümkün değildir.”

“Anamın diktiği çorapları giydim”

Müze Evi’ne girerken anne ve babasının resimlerinin asılı olduğu tabloda Demirel, ailesini anlatır, “Babam okula gitmemiştir. Ama, okuma yazma öğrenmiştir. Askerlikte, bir üniversite mezunu kadar tecrübe sahibi olmuştur. Kendisi bizi, bilmediği ufukların ötesine atacak kadar cesaret sahibiydi..” Annesi Hacı Umman’ın mütevekkil, mütedeyyin, çalışkan, yorulmak bilmeyen bir Anadolu kadını olduğunu söyleyen Demirel, şöyle devam etmiştir, “Önüne kattığı işi bitirmeden bırakmazdı. Hiç tükendiğini görmedim. Güzeldi, eli yüzü temiz ve nurluydu. Hepimizin çamaşırlarını kendisi elle diker, çoraplarımızı örerdi. Ben, üniversiteyi bitirinceye kadar, anamın diktiği çamaşırları, ördüğü çorabı giydim. Anadolu’nun mücadele gücünü, sağduyusunu temsil eden insanlardı anam ve babam. Anadolu insanının iyi örnekleriydiler. Anadolu, benim anam ve babam gibi yüz binlerce insana sahiptir. Onları anlatırken hepsini birden anlatmış oldum.”

Kendisini eleştiren karikatürlere de yer verilmiş

Halka seslendiği fotoğrafların yer aldığı bölümde ise Demirel’in, şu ifadeleri dikkat çekmektedir, “1965’de Türkiye’nin ancak % 67-70’i radyo dinleyebilmekteydi ve televizyon yoktu. Bizim birinci hedefimiz; radyonun, Türkiye’nin her tarafında dinlenebilir hale gelmesi, ikinci hedefimiz de televizyonun kurulmasıydı. Bana ‘Televizyon istemiyoruz ekmek istiyoruz’ diye pankart çıkardılar. Halka döndüm dedim ki ‘bu ekmeğe mani değil, aksine ekmek bu televizyondan çıkacak..”  Ve peşinden  “Türkiye’nin kardeşlerinin huzur ve refahından başka hiçbir niyeti, arzusu yoktur ve olamaz da. Bir ekmeğimiz varsa böleriz, sizlerle paylaşırız.” demiştir. Demirel’in sonsuz hoşgörüye sahip olduğunu ise müzenin içerisinde yer alan karikatürlerden anlıyoruz. Kendisine yapılan hakaretvari karikatürleri bile, hiçbir şikâyette bulunmadan yayınlanmasına müsaade ederek, müze de yer vermiştir.

“Tarhana çorbasına, bulgur pilavına kaşık sallardık”

Demirel’in doğduğu evde bulunan köy mutfağında eski bakır tencere, demlik, semaver, hamur açma tahtaları bulunuyor. Demirel, bu mutfakta pişen yemekleri severek ve büyük bir lezzetle yediğini şu sözleriyle anlatılıyor, “Kış günleri içinde çalı köklerinin yandığı sıcak ocakbaşımız ve evin ortasında kurulu, etrafında toplanıp yerde yemek yediğimiz bereketli soframız vardı. Dumanı tüten tarhana çorbasına, bulgur pilavına kaşık sallardık. Herkesin karnı doyardı. Toprağımızın bir kenarına ektiğimiz haşhaşın yağını çıkarır, kullanırdık. Üzümümüz, kendi bağımızdan çıkardı. Evimizin önünde güller yetiştirirdik. Böyle bir hayat tarzında da ailemi varlıklı, zengin zannederdim. Kendimi ise zengin bir ailenin çocuğu gibi bellemiştim adeta.” 

Bu vesileyle merhum Cumhurbaşkanımıza Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. 

Mekânı Cennet, ruhu şâd olsun.

Dizi Yazısı: Kübra Örnek

 

-SON-

Okunma Sayısı: 3133
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Şeyda Sultan

    18.6.2018 13:33:40

    Çok güzel bir dizi olmuş kardeşim ellerine sağlık..👏👏

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı