"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tesettür hürriyeti

Kübra ÖRNEK
26 Ocak 2019, Cumartesi
Tesettür, akla gelen en basit anlamıyla örtünmektir. Yalnız kalp, ruh ve saire lâtifelerimizle düşündüğümüzde tesettürün sadece maddî bir örtünmekten ibaret olmadığını görebiliriz.

Tesettür, evvelâ bir iç duruş ve tavırdır. Kılık ve kıyafet, özümsenmiş tavrın sonrasındadır. Sonra kalbi örtmektir. O’nu hakikî sahibine açarak, O’nun hesabına bakarak muhafaza etmektir. Tesettür, insanî ve ahlâkî güzellikleri bezenmektir. 

İman ve ahlâktan gelen şuurla, insanın fikir ve his dünyasını dokumaktır. Hissiyat olduğunda hareket edilir. Hislerimizi galeyana getirerek bağ kurabilmektir. Tesettür, fıtratımıza nakşedilen edeple bakabilmektir. Gözümüze, gönlümüze, ruhumuza, aklımıza ve fikrimize sahip çıkabilmektir. 

Gönül gözümüzü kapattığımızda, baki hakikatleri görebiliriz. Ve nihayetinde tesettür, kalp ve ruhu manevî kirlerden temizleyerek, İlâhî emre boyun eğmektir.

Evet bütün İlâhî dinlerin ortak emri olan tesettürü sadece başörtüsüyle, maddî bir görüntüyle genellemek manevî yönlerimizi yok saymak olacaktır. Bu haksızlığı yapanların tesettür hakikatine ne kadar zarar verdiğini halen görmekteyiz. Günümüzün en mühim problemlerinden biri, tesettür hassâsiyetinin kaybolmasıdır. Bunun da ötesinde şimdilerde duyduğumuz güya başlarını örttükten sonra açılan saçılan insanların, içi boş gerçekleriyle hürriyete kavuştuklarını zannetmesi. Ve bunu iyi bir şeymiş gibi gençliğe takdim etmesi. 

Halbuki asıl hürriyeti, özelimizi istediğimiz gibi muhafaza hakkı veren tesettür kazandırıyor. Örtünmenin gerçek bir hürriyet olduğunu gören gözlere gösteriyor. Akıl ve irademizi kullanarak seçmek, bu hürriyete kavuşmak bizim elimizde. 

Ne yazık ki, tesettürün ruhuna uymayan bu tavırlar toplumu içinden çıkılamayacak durumlara götürüyor. Sosyal hayat ile birlikte aile hayatının da huzurunu bozan müstehcenlik, sefih medeniyetin desteğiyle hızla yayılıyor. Gençlerin zihinlerine müdahaleye kadar dehşetli planlar dönüyor. Tesettürün özellikle kadınları esaret altına aldığını söyleyen tuzaklar kuruluyor. Zındıka komiteleri, tesettür hakikatinin üzerini böyle örtmeye çalışıyor. Hâlbuki âyet-i kerime açıkça emrediyor: “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” 1 Hem âyetin manevî tefsirinde ise fıtrîliği ve esaret olmadığı ispatlanıyor: “Tesettür-ü nisvan (hanımların örtünmesi) hakkında Otuz Birinci Mektubun Yirmi Dördüncü Lem’ası gayet kat’î bir surette ispat etmiştir ki, tesettür kadınlar için fıtrîdir, ref-i tesettür fıtrata münafidir.” 2 “Kur’ân tesettürü emrediyor. Medeniyet-i sefihe ise, Kur’ân’ın bu hükmüne karşı muhalif gidiyor. Tesettürü fıtrî görmüyor, esarettir diyor.” 3

Tesettür Risalesini yazarak mimsiz medeniyete ilmî bir cevap veren Bediüzzaman Said Nursî, şu izahı yapmıştır: “Kur’ân’ın tesettür emri fıtrî olmakla beraber, o maden-i şefkat ve kıymettar birer refika-i ebediye olabilen kadınları tesettür ile sukuttan, zilletten ve manevî esaretten ve sefahatten kurtarıyor.” 4 Evet tesettür, kadınlara hakikî değerini veriyor. Bir elmas gibi görerek, güzelliğini baki bir âleme saklıyor.

Tesettür, sadece hanımlara has bir güzellik de değildir. 

Evvelâ tesettür âyeti erkeklere inmiştir: “Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır.” 5 Ancak kadınlar, aile hayatında ve dolayısıyla toplumda büyük rol üstlendikleri için, müthiş algı oyunları daha çok onlara yapılıyor. Değersiz bir meta imiş gibi gösteriliyor. İslâmiyet ise kadınlara hakikî değerini vererek başlar üstüne en alâ mertebeye koymuştur, Cenneti bir annenin ayakları altına sermiştir.

Velhasıl, iman ve ahlâk siperine sarılarak, şehevî duygularımızın en doğru ölçüsü olan iffeti takındığımızda, tesettürün temelini atmış olacağız. Tabiî ki, temeli sağlam atılmayan bir bina uzun süre dayanamaz. Araştırılmadan ezbere yapılan hareketlerin de devamı olmaz. Bu yüzden İlâhî emir olan tesettürü, ancak tahkikî iman ile kazanabiliriz. İnsan, içini imanın güzellikleri ile doldurduğunda, dışına da elbette yansıyacaktır. Aklı başında olan her İnsan, iradesini kullanacaktır. Demek insan, mahremini tesettür ile gizlediğinde hürriyete kavuşacaktır.

Dipnotlar:

1) Ahzab Sûresi, 33:59. 2) Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, s. 663. 3) Bediüzzaman Said Nursî, Hanımlar Rehberi, s. 136. 4) Bediüzzaman Said Nursî, age, s. 140. 5) Nûr Sûresi, 30.

Okunma Sayısı: 1566
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı