"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dünyayı bırak, duâya sarıl

Kübra ÜNÜVAR
21 Ekim 2017, Cumartesi
Ne güzel buyuruyor Rabbimiz, “Deki; Eğer duânız olmasa Rabbimin katında ne ehemmiyetiniz var?”1 Yine başka bir âyette, “Rabbimiz buyurdu ki: “Bana duâ edin size cevap vereyim”2 diyor. Bu âyetleri Risale-i Nur’da duâ bahsinde görmüşüzdür. Peki, gerçekten düşündük mü duâmız olmasa ne ehemmiyetimiz var diye. Yoksa duâ etmek için mi duâ ettik bu zamana kadar?

Bakın Üstad Risale-i Nur’da ne diyor: “Duâ bir sırr-ı ubudiyettir; belki ubudiyetin ruhu hükmündedir.” Sadece bu ifade bile duânın ne kadar ehemmiyetli olduğunu gösteriyor. ‘Sırr-ı azim-i ubudiyet’ kelimesi bile ne güzel anlatıyor duâyı. ‘Kulluğun büyük sırrı ve hakikatidir’ diyor Üstad duâ için. İnsanın bıkmadan usanmadan duâ edesi geliyor. “Duâ, ubudiyetin ruhudur ve halis bir imanın neticesidir. Çünkü duâ eden adam, duâsı ile gösteriyor ki: ‘Bütün kâinata hükmeden birisi var ki, en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir. En uzak maksatlarımı yapabilir. Benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki, benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri O yapıyor ki, en küçük işlerimi de O’ndan bekliyorum, O’ndan istiyorum.”3  Bizler duâ ederken bunları düşünüyor muyuz? Yoksa duâmız kabul olmadı deyip, duâ etmekten vaz mı geçiyoruz? Belki de bazen vaz geçiriyoruz, olmadı diyoruz. Üstad bunun cevabını da Risale-i Nur’a yerleştirmiş. “Meselâ birisi kendime bir erkek evlât ister. Cenâb-ı Hak, Hazret-i Meryem gibi bir kız evlâdı veriyor. ‘Duâsı kabul olunmadı’ denilmez. ‘Daha avla bir surette kabul edildi’ denilir. Hem bazen kendi dünyasının saadeti için duâ eder. Duâsı ahiret için kabul olunur. ‘Duâsı reddedildi’ denilmez. Belki ‘daha enfa bir surette kabul edildi’ denilir. Ve hakeza…”4  Bizler de bazen bu dünyanın fani olduğunu unutuyoruz ve burada ebedî hayat süreceğimizi düşünüp, duâlarımızın hemen bu dünyada netice vermesini bekliyoruz. Ama bakın Üstad ne diyor; Duâ eden adam bilir ki birisi var, onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. O’nun kudret eli her şeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız; bir Kerim Zat var, ona bakar, ünsiyet verir. Hem onun hadsiz ihtiyacatını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını def’ edebilir bir Zatın huzurunda kendini tasavvur ederek, bir ferah, bir inşirah duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp, Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur der.” Biz de böyle diyenlerden olmalı ve Allah’ın rahmet hazinesinin geniş olduğunu unutmamalı ona göre duâ etmeliyiz. Kara gecede, kara taşın üstündeki, kara karıncayı görüp ona rızkını tayin eden Rabbim, kâinatta yarattığı en güzel mahluk olan insanı mı göremeyecek, duâlarına cevap veremeyecek? O zaman bizim her daim sesimizi işiten, ‘vermek istemeseydi, istemek vermezdi’ dediğimiz Rabbimize  Risale-i Nur’dan bir duâ paylaşıp hep beraber amin diyelim;  

“Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn, yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Külli Şey, 

Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlûkatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur’ân’a ve imana hizmet için, insanların kalplerini Risale-i Nur’a musahhar yap. Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahim’e Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur’a kalpleri ve akılları musahhar kıl. Bizleri, nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza eyle, Cennetü’l-Firdevste mesut kıl..” AMİN.

Dipnotlar:

1- Furkan 77. 2- Mü’min suresi 60. 3- 24. Mektup. 4- 23. Söz.

Okunma Sayısı: 1914
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı