"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cennetî bir hal

23 Ağustos 2018, Perşembe
Van’a ulaştığımızda tebessümle, bir hoşluk içerisinde bizi bekleyen kardeşlerimizin, ağabeylerimizin bulunması apayrı bir güzellikti. Altmış, yetmiş yaşlarında emekli olmuş Vanlı ağabeyler, torunları, çocukları mesabesindeki kardeşlerine kahvaltıda hizmet ediyorlar. O hizmet etmekten de lezzet alıyorlar. Bu ne cennetî bir haldir. Bu ne yaşayan bir kardeşliktir. Tebrikler!

VAN İZLENİMLERİ-3

SEBAHATTİN YAŞAR

syasar33@yahoo.com

 

***

Said NursÎ dehasında Van ve Nurs arkaplanı 

Bir fikir hareketini, bir dâvâyı, bir eseri, o eserin müellifini ele alırken, ilk değerlendirilmesi gereken konuların başında, o müellifin, o eserlerinin, o dâvânın oluşum ortamlarını, o dâvâyı ortaya çıkaran şahsiyetleri, o şahsiyetlerin aile ortamlarını, maddî ve manevî imkânlarını ele alıp görünür hale getirmektir olmalıdır.

Bugün altmışı aşkın farklı dile çevrilen Risale-i Nur eserlerini bilmek, müellifi Bediüzzaman Said Nursî’yi tanımak için o şahsiyetin yetiştiği aile ortamını, akraba çevresini, onu etkileyen tabiatı, sahip olduğu maddî ve manevî imkânları bilmeye ihtiyaç vardır. Bu hususiyetler bilinmeden, görülmeden ne o eserler tam anlaşılabilir ne de o eserleri meydana getiren müellif.

Büyük şahsiyetlerin doğup büyüdüğü vatanında, ilim tahsil ettiği eğitim ortamlarında, insanlarla iletişim içerisinde olduğu sosyal mekânlarda aslında onun hayatına, dâvâsına ve prensiplerine dair pek çok izler bulmak mümkündür.

Ruhun şekillendiği aile atmosferinin nasıllığı, anne faktörü, baba faktörü, o aileyi etkileyen maddî ve manevî unsurlar, akraba çevresi, aileyi etkileyen toplum ortamı hepsi kişi oluşumunda bir şekilde etkisi olan faktörlerdir.

Bediüzzaman Said Nursî’yi doğru anlamak için, onun hayatının şekillendiği aile atmosferini maddî ve manevî olarak çok iyi ele almak gerekir. Şahsiyetin, doğduğu ev şartları, anne babanın ekonomik, kültürel ve ahlâkî yaşantısı, temas halinde bulunulan akrabalar ve sosyal çevre kişinin nasıl bir köklerden geliyor olduğunun habercisidir.

Van Mevlidi’nde işte böyle derinlikli bir arka plan okunmaktadır. Bediüzzaman’ın hayat serüvenine bakıldığında oldukça ibret alınması gereken detaylar vardır. Ve bu detaylar oldukça önemlidir. Bu gibi faaliyetler bu detayları daha yakından görme ve hissetme adımlarıdır.

Van Mevlidi, bölgeye farklı bir gündem açmaktadır

Van’a ulaştığımızda tebessümle, bir hoşluk içerisinde bizi bekleyen kardeşlerimizin, ağabeylerimizin bulunması apayrı bir güzellikti. İnsan böyle durumlarda kendini daha bir özel hissediyor. Bu dâvâ şuuru, bu çağa oldukça yakışan bir özelliktir. Sadece Allah rızası için sizinle ilgilenen birilerinin olması, bu asırda sahabe ruhu gibi yüksek bir maneviyat taşıyan bir özellik.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin Nurs Köyü’ndeki evi halen dimdik ayakta ve içi dışı yaşamaya uygun. Tamamen taştan yapılmış yapı, oldukça orijinal bir güzellik sergiliyor.

Altmış, yetmiş yaşlarında emekli olmuş Vanlı ağabeyler, torunları, çocukları mesabesindeki kardeşlerine kahvaltıda hizmet ediyorlar. O hizmet etmekten de lezzet alıyorlar. Bu ne Cenneti bir haldir. Bu ne yaşayan bir kardeşliktir. Tebrikler!

Tabiî farklı farklı şehirlerden gelmiş onlarca, yüzlerce Nur Talebeleriyle kucaklaşmak, hasbihal etmek apayrı bir Cenneti lezzet. Yaşları farklı, eğitimleri farklı, ırkları farklı, renkleri farklı, dilleri farklı, sosyal statüleri farklı, kültürleri farklı yüzlerce, binlerce Nur Talebesi muhabbetle boyanmış, uhuvvet içerisinde birbirleriyle kucaklaşıyorlar. Bu manzara çok dersler ihtiva ediyor!

Bu kadar farklılığı kucaklaştırabilen bir Risale-i Nur hazinesi Kur’ân’ın bir icazını üzerinde barındırdığının apaçık bir delilidir.

Bediüzzaman Said Nursînin Camisi olarak yeni bir cami inşaa edilmiş. Ama asıl Bediüzzaman'ın namazlarını kıldığı ve Kur'ân talimi yaptığı cami, betonarme caminin altında bulunuyor.

Van gölünde yüzmek oldukça güzel!

Rabbim, Vanlılara yüce dağların arasında kocaman bir deniz nasip etmiş. Van Gölü hakikaten büyük bir nimet olarak duruyor. Tabiî bu büyük nimet ne kadar değerlendiriliyor, kadri, kıymeti ne kadar biliniyor? O ayrı bir mevzuu.

Mahalli yöneticilerin, bilhassa suyun temiz tutulması noktasında göstermesi gereken hassasiyet kendini ciddî şekilde hissettiriyor. Suyun kirletilmemesi sadece mahalli yöneticilere bakmıyor tabi. İnsanların da o harika piknik mekânlarını, göle girme ortamlarını temiz tutmaları gerekiyor. Bu durumlarda karnemiz toplum olarak ne acı ki zayıf.

Şehir merkezinin farklı mahallelerini gözlemlediğimizde, belki de deprem sonrası ortaya çıkan ihtiyaçtan olsa gerek, her mahalde inşaat çalışmaları devam ediyor. Bu da şehrin düzenli bir hale gelmesini, temiz mahaller oluşturulmasını güçleştiriyor. Ama madem böyle bir depremle karşılaşıldı, hiç değilse bazı mahaller boşaltılsa idi, bazı mahallerin yolları genişletilse idi ve şehre nefes aldırılsa idi daha anlamlı olmaz mı idi, şeklinde insan düşünmeden edemiyor.

Van, Doğu’nun diğer şehirlerinde olmayan kıskandıracak güzelliklere sahip. Van Gölü bu güzelliğe apayrı bir değer katıyor. Ama insanın hemen sorası geliyor; Van Gölü balıkçılığın neresinde, ulaşımın neresinde, temizliğin neresinde, piknik alanları, göle girme imkânları noktasında olması gerekenin neresinde şeklinde pek çok sorular akla geliyor.

Yani bu artı özellikleriyle Van, neden bütün civar illerin bir cazibe merkezi haline dönüştürülmesin? Van, neden bir ‘Said Nursî butik şehri’ haline dönüştürülmesin? Van, sahip olduğu maddî ve manevî zenginliği ile bunu fazlasıyla hak ediyor ve yakışır.

Said NursÎ’nin doğduğu Nurs köyü tam bir tabiî turizm ortamı

Nurs Köyü, Bitlis şehir merkezinin biraz uzağında, yüce dağlar arasına gizlenmiş, oldukça kıymetli bir değer olarak duruyor. Kıymetli şeylere ulaşmak güçtür. Kolay ulaşılmayan kıymetlidir. Nurs da böyle bir yerdir. 

İnsan Nurs’a ulaşınca, Nur’un müellifinin burada doğduğunu anlıyor. Burası gerçekten pek çok medeniyet unsurlarından korunmuş bir mekân. Günahların olmadığı mekânlarda maneviyatın daha güçlü olduğunu burada insan daha kolay anlıyor. Birilerinin medeniyet diye anladığı ve yaşadığı unsurlardan Said Nursî’nin neden istifa ettiğini insan burada daha iyi anlıyor.

Nurs Köyü, Bediüzzaman Said Nursî’nin doğduğu ev, anne babanın, kardeşlerin yaşantısı, helâl haram duyarlılığı, oradaki sosyal çevre Said Nursî’nin çocukluk yılları hayat serencamından haber vermektedir. Çünkü kişinin şahsiyeti, anne babadan, akrabalardan, etkileşim içerisinde olduğu sosyal çevresinden bağımsız değildir.

Said Nursî’yi netice veren bir arkaplan olarak Nurs Köyü hakkındaki gözlemler başlı başına bazı gerçekleri gözler önüne seriyor.

Nur Köyü’nün maddî olarak ulaşımı güç olması halen oraların tabiî yapısının bozulmamasını netice vermiş. Said Nursî’nin burada zamanı geçmiş olan çocukluğu düşünüldüğünde bu tabiî doku çok daha güçlü şekilde muhafaza edilmekteydi.

Burada yaşayan insanların hayat şartları ve bu şartların yaşandığı dış çevre dikkate alındığında burada yetişen bir insan ister istemez pek çok olumsuz unsurdan kendini çekmiş olacaktır.

Nurs, zarurî olmayan ihtiyaçlardan aileyi alıkoyan bir özelliğe sahip. Hayat şartları mevsiminde belli işleri yapmayı gerekli kılıyor. Bu da helâl kazanç meşguliyetlerini belirlemiş oluyor. Tarla, bağ, bahçe işleri, küçük çaplı hayvancılık gibi kıt kanaat bir yaşamayı netice veren unsurlar olarak insanların hayat standartları birbirinden çok da uzak değil.

Said Nursî’nin Nurs Köyü’ndeki evinde sun'î bir şey yok. Herşey tabiî damı tamamen ağaçlardan örülmüş.

Bugün Said Nursî’nin doğduğu eve bakıldığında, ne demek istediğimiz çok daha iyi anlaşılacaktır. Küçücük taşların üst üste konmasıyla oluşturulmuş duvarlar arasında bir hayat insanla taşların ne kadar da yakın olduğuna dikkatleri çekiyor. Dam tam anlamıyla ağaç unsurlarıyla oluşmuş. Önce büyükçe ağaçların yan yana sıralanışı ve üstüne küçük ağaç dallarından dizilişi ve onun da üstüne toprak dökülmesiyle meydana gelmiş bir üst çatı (dam) kavramı. Pencereler, kapılar tamamen ağaçtan ve köyün maharetli ellerinden çıktığı anlaşılan bir san’at faaliyeti. Burada hayat en kolay, en tabiî şekliyle karşısına çıkıyor insanın.

Güzel olan şu ki, ne eve girilirken genel yapıda, ne kapıdaki süslemede, ne kilit olarak oluşturulmuş harika zekâ unsuru düzenekte ne pencerede ne içerideki insanı büyüleyen taş yapıda insanı rahatsız eden hiçbir şey yok. Tam aksine insanı bugünkü sahip olduklarımız anlamında bakıldığında sadeliğe, sükûnete, mütevazılığa, dünya ve dünyalıklara gönül bağlamamaya çağıran çok şey var. İnsan anlıyor ki, büyüklük ne kişinin oturduğu evde, ne kullandığı eşyalarda ne de maddî olarak sahip olduklarında. Büyüklük denen şey bunların dışında bir şey.

Said Nursî’nin doğduğu evi görünce insanda bir kanaat oluşuyor ki, evet Said Nursî gibi bir şahsiyet, ancak böyle bir evde dünyaya gelebilir ve yetişir. Bunun dışında bir şey olsaydı burası için fazlalık olurdu. 

İnsan dünyadan geçince, dünya ona hizmetkâr hale gelir. Allah’a dost olana her şey dost olur var ya işte bu da öyle bir şey.

Okunma Sayısı: 1430
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı