"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hürriyete hicret

M. Ali KAYA
16 Eylül 2017, Cumartesi 00:16
Peygamberimiz (asm) kendisine vahiyin gelmesiyle “Tebliğ” görevini yapmaya başladı. Bi’setin, yani nübüvvetin üçüncü senesinden itibaren de Allah’ın emri ile tebliğini açıktan yapıyordu. Mekke müşrikleri bunu büyük bir tepki ile karşıladılar.

Onlar şöyle düşünüyorlardı: “Biz Allah’ın evi olan Kâbe’yi koruyoruz. Putlara da bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye tapıyor, günahkâr insanları değil, günahsız olan putları aracı yapıyoruz. Biz bu halde iken Ebrehe’nin ordusuna karşı Allah da bizi korudu ve Ebabil kuşlarını göndererek Ebrehe’nin ordusunu helâk etti. Demek biz yanlış bir yolda değiliz” diyorlardı.

Bu düşünce onlara atalarının dininde ısrarcı olmaya ikna ediyordu.

Bu sebeple Peygamberimizin (asm) getirdiği Kur’ân-ı Kerîm’i red ve inkâr edemeseler de, anlamadıkları için iman hakikatlerini kabul edemiyorlardı.

Ne zaman ki Peygamberimiz (asm) Ebrehe’nin ordusu gibi bir mukavemetle karşılaşmadan Mekke’yi fethetti ve Kâbe’ye sahabe ordusu ile girdi. Onların bu algıları ve inançları yıkıldı ve gruplar halinde, fevc fevc Müslüman oldular. (Nasr Sûresi, 110: 2.)

**

Peygamberimiz (asm) 13 sene Mekke’de “Tebliğ” görevini hakkıyla yaptı. Kur’ânı okuyan ve Peygamberimizi (asm) dinleyen aklı başında ve kalbi selim sahipleri fert fert Müslüman oldular. Müslümanların sayısı yüzleri aştı. Ancak müşriklerin zulüm ve işkencelerinden dolayı hicret ederek adaleti ile bilinen Habeş hükümdarına sığındılar ve orada hürriyet içinde ibadetlerini ve ticaretlerini yaptılar ve adaletle muamele gördüler. 

Mekke müşrikleri zulümlerini arttırdıkları gibi yönetimin gücünü de kullanarak Müslümanlara Kur’ân okumayı, Kâbe’de namaz kılmayı ve dini tebliğ etmeyi yasakladılar. İnsanlara Peygamberimizle (asm) ve Müslümanlarla görüşmelerine izin vermediler. Gizlice görüşenleri tesbit edip işkenceye tabi tuttular. 

Peygamberimiz (asm) ve sahabeleri “Tebliğ” görevini, Kur’ân okuma ve namaz kılma gibi ibadetlerini yapabilmek için hürriyet ortamını aramaya başladılar. Medine onlara bu hürriyet ortamını sağladığı için Peygamberimizin (asm) izni ile Habeşistan’dan sonra Medine’ye hicret ettiler.

**

Nihayet Mekke’de müşriklerin işkencelerine sabreden bir avuç Müslüman kalmıştı. Müşrikler bu defa Peygamberimizi (asm) öldürmek için planlar yaptılar. Yüce Allah Peygamberimizin (asm) hürriyet ortamına, Medine’ye hicret etmesine müsaade etti. 

Peygamberimiz (asm) böylece istibdaddan ve baskıdan hürriyete hicret etti. “Cemaatten devlete” değil... Dinin ve Peygamberin (asm) böyle bir amacı olsaydı yüce Allah kendisine “Seni kul peygamber olarak mı göndereyim, yoksa kral peygamber olarak mı göndereyim?” buyurduğu zaman “Beni kul peygamber olarak gönder. bir gün tok olayım şükredeyim, bir gün aç kalayım sabredeyim” demezdi. “Şükreden bir kul olmayayım mı?” diye sabahlara kadar ibadet etmezdi. (Tirmizî, Şemâil, 44.)

**

Peygamberimizin (asm) hicretini (Hâşâ!) “Mekke’de başarılı olamadı, Medine’ye hicret ederek devlet kurdu ve devlet gücü ile başarılı oldu” şeklinde anlatanlar büyük bir yanılgı içindedirler. Medine’de devlet kurma imkânı zaten yoktu ve buna Medineliler de müsaade etmezlerdi. Zira hicretin birinci senesinde Medine’de Müslümanların sayısı 250-300 civarında idi. Medine’de o tarihlerde 7 bin Müşrik (Evs ve Hazrec Kabilesi) ve 3 bin Yahudi (Beni Kaynuka, Beni Nadr ve Benî Kureyaza kabileleri) vardı.

Siyasal İslâm’ın en büyük yanlışı dini devletle özdeşleştirmesi ve devleti önceleyerek dini ikinci plana bırakmalarıdır. Böyle olduğu için devlet kutsanmakta ve din adına devletin korunması için her şey feda edilmektedir. Bu da çok büyük zulümlere ve haksızlıklara sebep olmaktadır. Dinde esas olan “İman, ibadet, ahlâk, hukuk ve adalet” devlet sözkonusu olunca önemsenmemekte ve din dünya saltanatına feda edilerek dinî değerler dünya siyasetine alet ve basamak yapılmaktadır.

Okunma Sayısı: 938
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı