"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kalp ve akıl - 4

M. Ali KAYA
08 Temmuz 2017, Cumartesi
İnsan, en hassas cihazlarla donatılmış canlı bir makine gibidir.

Bu hassas cihazların merkezinde kalp yer alır. Kalp, bütün ruhî ve fikrî tavırların odak noktasıdır. Kalbin bu merkezî konumu, hem fizikî, hem de metafizik boyutumuz için geçerlidir.

Midenin gıdaya ihtiyacı olduğu gibi kalbin de gıdaya ihtiyacı vardır. Kalbin gıdası iman, ilim, fazilet ve ahlâkî meziyetlerdir. Kalbi gıdasız bıraktığınız zaman kalp boğulur ve sıkılır. Sıkıntıyı gidermek için onu ilim ve ibadete yönlendirmek yerine heva ve hevesin tatminine, oyun ve eğlencelere yönlendirilirse kalp ölür ve nefis akla ve bedene hâkim olur. O insan da manen ölmüş olur.

*

Akıldan hissesi ziyade olanlar, büyük bir nimete mazhar kılınmışlardır. Ebu Cuhayfe, Hz. Ali’ye (ra) “Yanınızda, Rasulullahın (asm) size özel bilgileri ihtiva eden bir kitap var mı?” diye sorar. Hz. Ali “Hayır, ancak Allah’ın kitabı ve bir de, Müslümana verilen fehim, doğru anlayış vardır” demiştir.

*

Aklın görevlerinden birisi de kendisine verilen hayal duygusunu hayra çevirerek “Tefekkür” haline getirmesidir. Tefekkür hayali de kullanarak aklın çalışması, varlıklar üzerinde düşünerek fikir üretmesidir. Bu şekilde akıl vazifesi olan gerçekleri kavramaya yönelmiş olur.

Bütün bunlarla beraber akıl her şeyi anlamaya yeterli değildir. Zaman içinde ilmin gelişmesi ile gelişir, tecrübe ile tekâmül eder ve olgunlaşır. İstişare ile başkalarının akıllarını da alarak büyür ve hakikatleri anlamaya başlar. Bunun için Hz. Hasan (ra) “Aklını çalıştıran, başkalarının akıllarına da müracaat eden adam tam adamdır” demiştir.

Bu sebeple akıllı insan aklına güvenmez, noksan aklını kemale erdirmek ve eksik bilgilerini tamamlamaya çalışmalı, anlamadığını tenkit veya inkâr etmek yerine anlamaya çalışmalıdır. Ne yazık ki insanların çoğu akıllarına güvenip anlamadıklarını inkâr ederek küfre düştükleri gibi, Müslümanların çoğu da anlamadıklarını inkâr ederek teknik ve teknolojide geri kalmışlardır.

*

“Küçüklükte öğrenilen ilim, mermere yazmak gibi, yaşlılıkta öğrenilen ilim, suyun üzerine yazı yazmak gibidir” sözü, mazeret olmamalıdır. Zira, Ahnef b. Kays, “Yaşlı bir zât, aklen daha kâmildir. Ancak, kalbi meşgûl olup, ma’nâyı araştırır ve dikkatini sebeplere verir” buyurdu. 

Resûlullah’ın (asm) ashâbı arasında, yaşlılar, olgun kimseler ve gençler vardı. Hepsi ilim, Kur’ân, sünnet öğreniyorlardı. Hepsi ilim deryası, fıkıh ve hikmet menbaları idiler. Ancak küçüklükte öğrenilen ilim, sağlam temellere oturur. Ancak, bir şeyin hepsi ele geçmezse, hepsini de kaybetmemelidir.

*

Birisi Ebû Hüreyre’ye (ra) “Ben ilim öğrenmek istiyorum. Ancak onu zayi etmekten korkuyorum” dedi. Ebû Hüreyre (ra) “İlim öğrenmeyi terk etmen, ilmi zayi etmeye yeterlidir” diye cevap verdi. Zira ilim hakikatten beslenirse insanı amele yönlendirir. Bu sebeple âlimlerden bazıları “Biz ilmi riya için öğrendik, ama ilim bizi ihlâsa sevk etti” demişlerdir.

*

Doğru bilgiler ve isabetli fikirlerle akıl kullanıldıkça artar; ihmal edildikçe azalır. Bazıları “Aklın alâmeti, anlayışın sür’atli olması ve fikirlerin isâbetidir. Zekânın ve cömertliğin bir sınırı yoktur” demişlerdir.

Uzun tecrübeler, geçmişten ders almak da aklı kemale erdirir. Bu sebeple “doğru tarih milletlerin hafızasıdır” denilmiştir. İslâm âlimleri: “Tecrübe, aklın aynasıdır. Gurur, cehâletin meyvasıdır.” Bu sebeple yaşlıların görüşleri övülmüştür ve denilmiştir ki: “Yaşlıların görüşlerine sarılınız. Zira, onların zekâları olmasa bile, tecrübeleri yeter.” 

*

Birgün Resûlullah (asm) Ebüdderdâ’ya (ra) “Ey Ebüdderdâ! Aklını arttır ki, Rabbine yakınlığın artsın.” buyurdu. Ebüdderdâ (ra) “Anam-babam sana feda olsun yâ Resûlallah! Aklımı nasıl arttıracağım?” diye suâl etti. Bunun üzerine Peygamberimiz (asm) “Haramlardan sakın, farzları yap, akıllı olursun. Sonra bunları, sâlih amellerle ziyâde eyle. Dünyâda aklın ve Rabbinin katında yakınlığın ve izzetin artar” buyurdu.

Okunma Sayısı: 880
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı