"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur Kur’ân’ın malıdır

M. Ali KAYA
15 Ekim 2016, Cumartesi
Kur’ân-ı Kerîm, Peygamberimizin (asm) kitabı değildir. Peygamberimiz (asm) Kur’ân-ı Kerîm’in muhatabı ve mübelliğidir. Peygamberimizin (asm) görevi kendisine vahyedilen Kur’ân-ı Kerîm’i tebliğ etmektir.

Tebliğ yalnız duyurmak anlamına gelmez. Tebliğ, ilân etmek ve duyurmakla beraber “beyan” etmeyi, yani izah etmeyi ve “tatbik” etmeyi, yani emirleri uygulayarak göstermeyi de içine alan bir hakikattir.

*

Mezhep imamlarının Kur’ân-ı Kerîm’den ve Peygamberimizin (asm) hadislerinden çıkarmış olduğu dinî hükümler, yani içtihatları, kendi fikirleri ve düşünceleri değil, Kur’ân’ın malıdır. Bu sebeple kendilerine mal edemezler. Onlar “Kur’ân’da Allah böyle emrediyor, Peygamberimiz (asm) böyle uygulamıştır” derler. “Benim fikrim ve görüşüm budur” demezler, diyemezler, dememişlerdir.

İnsanların kendi akıllarından çıkardıkları düşünce ve fikirlere “Felsefî düşünceler ve fikirler” denir. Dolayısıyla kimseyi bağlamaz. Ancak mezhep imamlarının Kur’ân ve Sünnet’ten çıkardıkları hükümler kendi fikir ve düşünceleri olmadığı için bütün inananları bağlar ve onlara karşı çıkan ve kabul etmeyen Kur’ân’a, Peygambere ve dine karşı çıkmış ve sapıtmış olur.

*

İnsanların görüş ve düşünceleri Kur’ân ve hadis yorumlarına girerse ve insanlar dine uymak yerine dini kendi düşüncelerine uydurmaya başlarlarsa din bozulmaya ve tahrif edilmeye başlamış olur. 

İncil ve Tevrat’ın tahrif olmasının sebebi budur.

İnsanlar dine uymak yerine şeytanın aldatması ve nefislerinin arzularına uymaları ile din tahrif edildiğinden yüce Allah “İmanı ve İslâmı” korumak için peygamberler göndermiş ve onların kalbine vahyederek dinini yenilemiştir. 

124 bin peygamberin insanlar arasından seçilmesinin sebebi budur.

*

Her şeyin bir sonu vardır.

Peygamberimiz (asm) son peygamber ve Kur’ân-ı Kerîm Allah’ın son kitabıdır. Peki, inkârcılar ve münafıklar Kur’ân-ı Kerîm’i heva ve heveslerine göre yorumlayarak tahrif edip Allah’ın dinini değiştirmek istemeyecekler midir?

Bu durumda dini kim koruyacak, Allah’ın (cc) kitabını ve Peygamberimizin (asm) sünnetini muhafaza etmek görevini kim yapacaktır?

Allah’tan korkan ve Allah’ın dinine sahip çıkan âlimler yapacaktır.

*

1924 senesinden sonra bu ülkede “din tahrif edilirken” “imanın esasları” felsefi fikirlerle saldırıya uğrarken Allah’ın kitabına sahip çıkarak “iman hakikatlerini” akıl, ilim ve mantık çerçevesinde izah ve ispat eden “Bediüzzaman Said Nursî”den başka âlim var mı?

Bediüzzaman, “Bu benim fikrim ve düşüncem değil; Kur’ân-ı Kerîm’in bir hakikatidir. Allah Kur’ân’da şöyle buyuruyor”, “Allah’ın sözü gerçeğin ta kendisidir”, “Peygamberin sözü gerçeğin ta kendisidir” diye izah ve ispat ettiğine göre şimdi bu Bediüzzaman’ın görüşü mü oluyor, yoksa Allah’ın kitabındaki âyetin izahı mı oluyor?

*

Bediüzzaman diyor ki: “Bu gerçekler Allah’ın kitabındaki gerçeklerdir. Ben bunları sizin anlayacağınız gibi izah ettim. Var mı buna itiraz eden? Akıl ve ilim Allah’ın kitabına ve Peygamberimizin (asm) sünnetine uymayı emreder” diyor. 

Bediüzzaman bunu “Risale-i Nur Külliyatı” dediği “Kur’ân tefsiri” eserleri ile söylüyor. Şimdi bu Risale-i Nurda izah edilen hakikatler Bediüzzaman’ın fikir ve düşünceleri mi oluyor, yoksa Kur’ân-ı Kerîm’in hakikatleri mi oluyor?

Bu durumda “Risale-i Nur Kur’ân’ın malı” olmuyor mu?

Bediüzzaman “Risale-i Nur benim değil; Kur’ân’ın malıdır” buyuruyor...

Peki bu söze neden itiraz ediliyor?

Okunma Sayısı: 2239
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı