"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İlm-i Muhit (2)

M. Fahri UTKAN
25 Kasım 2016, Cuma
Cenâb-ı Hakk’ın muhit ilmi dediğimizde başka neler girebilir bu ilmin içine?

Meselâ; “Şu camid güneş, şu âciz insan, şu şuursuz röntgen şuâı gibi zînurlar, hâdis, nâkıs ve ârızî oldukları hâlde, onların nurları, mukabilindeki her şeyi görüp nüfuz ederlerse, elbette vâcib ve muhit ve zâtî olan nur-u ilm-i ezelîden hiçbir şey gizlenemez ve haricinde kalamaz. Şu hakikate işaret eden, kâinatın had ve hesaba gelmez alâmetleri, ayetleri vardır. 

Ezcümle: Bütün mevcudatta görünen bütün hikmetler, o ilme işaret eder. Çünkü hikmetle iş görmek, ilimle olur. Hem bütün inâyetler, tezyinatlar, o ilme işaret eder. İnâyetkârâne, lütufkârâne iş gören, elbette bilir ve bilerek yapar.”1 

Çünkü “Hem kudret ve irade ve ilm-i muhîtiyle her şeye tasarrufatı, her şeyin en cüz’î işlerine müdahâlesi, rububiyeti vardır. Her şey, her şe’ninde O’na muhtaçtır; O’nun ilim ve hikmetiyle işleri görülür, tanzim edilir”2

Yine her varlığa baktığımızda bir hikmet içinde yaratıldığı ve bir intizam içinde hayatını sürdürdüğünü görüyoruz bütün bunları o varlık kendi yapmadığına göre bilen bir Zat bütün bunları bilerek yapıyor. Bu da ancak bir ilm-i muhit sahibinin işi olabilir.

Varlıkları incelediğimizde, onları meydana getiren her bir azası belli bir ölçü içinde, hepsinin yaratılma amaçları farklı, farklı şekillerde yaratılmaları, yine bir ilm-i muhiti gösteriyor. 

“Hem bütün eşyanın san’atındaki ihtimâmat ve san’atkârâne tasvirat ve mâhirâne tezyinat, bir ilm-i muhiti gösteriyor. Çünkü binler vaziyet-i muhtemele içinde, muntazam ve müzeyyen, san’atlı ve hikmetli bir vaziyeti intihap etmek, derin bir ilimle olur. Bütün eşyadaki şu tarz-ı intihabat, bir ilm-i muhiti gösteriyor.”3 

Bütün varlıkların, özellikle hayat sahibi olanların yaratılmalarında görülen mükemmel bir kolaylık, mükemmel bir ilmi gösterir. Çünkü bir zat ne kadar iyi ve çok bilirse o işi o kadar kolay yapar. 

“İşte şu sırra binaen, her biri birer mu’cize-i san’at olan mevcudata bakıyoruz ki, hayretnümâ bir derecede suhuletle, kolaylıkla, külfetsiz, dağdağasız, kısa bir zamanda, fakat mu’ciznümâ bir surette icad edilir. Demek hadsiz bir ilim vardır ki, hadsiz suhuletle yapılır. Ve hâkezâ, mezkûr emâreler gibi binler alâmet-i sadıka var ki, şu kâinatta tasarruf eden Zâtın muhit bir ilmi vardır. Ve her şeyi bütün şuûnâtıyla bilir, sonra yapar.

Madem şu Kâinat Sahibinin böyle bir ilmi vardır. Elbette insanları ve insanların amellerini görür ve insanlar neye lâyık ve müstehak olduklarını bilir; hikmet ve rahmetinin muktezasına göre onlarla muamele eder ve edecek.” 4

Dipnotlar:

1- www.risaleinurenstitusu.org › Risale-i Nur Külliyatı › Mektubat › Sayfa 235

2- Mektubat.644. yeni tanzim

3- Agy.

4- Agy.

Okunma Sayısı: 1329
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı