"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sosyal ve psikolojik gruplar

M. Fahri UTKAN
20 Ekim 2016, Perşembe
Gelişim ve değişim hakkında bir şeyler yazmak, özellikle vizyon ve hedefler konusunda araştırma yaparken bir dergide ilginç bir benzetme gördüm.

Adını hatırlayamadığım bir hanım yazarımız atlar ile insanları davranış bakımından inceliyordu. Ben de ilgili yazıyı biraz kısaltıp yorumlarımı da katarak sunmak istiyorum.

“Atlar kendi türleri içinde sınıflandırılabilen ender canlılardan. 

Birinci gruptakiler Dolap Beygirleridir. 

Bu gruptakiler, gözlerinde at gözlükleri! (zaten başka ne gözlüğü olabilir ki!), boyunlarındaki çanla, bir kuyunun etrafında (veya modası geçmiş bir fikrin kıskacında) bir yerlere gittiklerini varsayarak dolanıp duranlardır. Boyunlarındaki çanın ahenkli tatlı sesi, sanki bir yerlere gidiyormuşçasına onları oyalar. Bu gruptakilere, bilgi, gelecek, fayda, uzlaşma ve gelişme adına yeni ve farklı hiçbir şeyi öğretemezsiniz. Bu değerleri enjektörle damardan vermeyi ve huniyle kafalarına boşaltmayı deneseniz bile başarısız olamazsınız. Toplumların her konudaki fanatiği bu kesimden çıkar. (Bu tür kişilerle uğraşmak hem insanı, eğitimciyi yorar hem de bütün çalışmasını heba olur. Bunlara bir hedef gösterdiğinizde, gözlerindeki gözlükler/bakış açısı yüzünden o hedefi göremezler ve daha evvel gösterilen yolda yürürler de yürürler.)

İkinci gruptakiler Sütçü Beygirleridir. Kendilerine öğretilen kalıplara eksiksizce uyarlar, yeni öğretilenleri de aksamadan belleklerine kaydederler. Bu gruptakilere, sadece gazetedeki başlıkları okuyarak destanlar yazan (özellikle TV’deki söylenenleri, anlatılanları başkalarına aktaran) tipler girer. Derinlemesine bilgi sahibi olmadan her konuda tartışmaya girip ikna olmamak için direnenler bu gruptadır. Bunlara da bilgi, gelecek, fayda, uzlaşma ve gelişme adına biraz emek harcayarak yönlendirmek ve katkıda bulunmak isteseniz bile, uzun süren çabalarınız çok az sonuç verecektir. Bu değerleri tablet haline getirip hap gibi yutmalarını isterseniz, yanınızda yutup sonra çıkarmanın bir yolunu mutlaka bulurlar. Ne yazık ki, toplumun en kalabalık grubu bu kişilerden oluşur. (Bunların eğitimleri de yukarıdakiler gibi çok zordur. Özellikle hep aynı TV kanallarını seyreden kişiler olduğunda bu daha zorlaşmaktadır.)

Son grupta Yarış Atları var. Bu gruptakiler de, aynı yarış atları gibi kendilerine yüklenen farklı olma misyonunu taşımanın sorumluluğunu da hissederek, önlerine parkurlar, manialar, hedefler, ulaşılmayı istedikleri amaçlar koyarlar, atlamak ve başarmak isterler. Ya doğuştan yarış atıyızdır ya da şartlar sizi yarış atı yapar. (Maalesef bu gruba çocuklarımızı, torunlarımızı biz anne babalar ve aile büyükleri sanki zorla, cebri olarak sokuyoruz gibi geliyor.) Daha küçük yaşlardan itibaren başkalarınca (özellikle kendini bilmez, kendileri başarılı olamamış, anne babalar tarafından) diğerlerine örnek gösterilen bu kişiler, hep vitrinde ve bakışlar altındadırlar. Belki sevilmemelerine rağmen hareketleri izlenir ve üstlerine oynanır yani haklarında konuşulur. Bilgi, gelecek, uzlaşma, fayda ve gelişme adına her şey, bu kişilerin hayat biçimidir. Hem bu değerleri yaşarlar hem de toplumda önder kimliğindeki liderler rolünü üstlendiklerinden, başkalarının da aynı değerleri paylaşması için mücadele verirler. (Bu durumda bu kişi dinî bir hizmetin içinde çok çok dikkatli olmalıdır)

Dünyadaki her şey hepimizin izlediğinden daha hızlı değişiyor. Biz, bu değişimleri kendi gelişme süreci içinde bazen yakalıyor, bazen de sadece sonuçlarını yaşıyoruz. Her şey bu kadar hızlı değişiyorken, değişmezlik kalıbı içinde yaşamanın insanlar ve toplum için ne kadar tehlikeli olduğunu görmemek imkânsız. 

Mükemmel bir vizyon oluşturup bu vizyona sıkı sıkıya bağlı kalmak, bazen hiçbir vizyona sahip olmamaktan daha tehlikeli. Başkalarınca doğruluğu kabul edilmiş, herkesin inanarak paylaştığı, gerçekleştirilebilir bir vizyon oluşturmak ve bu süreçte esas değerleri göz ardı etmeden, değişim ve gelişmelerden etkilenebilen bir vizyon oluşturmaktan geçer.

Vizyon; önce şahısların, sonra bu şahısların oluşturduğu ailelerin, toplumların, milletlerin gelişimini hayatî kalitesi için olmazsa olmaz değerler bütünüdür.

Şahıslar, şahsî vizyonlarını oluşturarak performanslarını arttırır, başarılar yakalayabilir. İşletmeler, kurumsal vizyon oluşturarak kazancın ötesinde sosyal sorumluluklarını yerine getirebilir. Toplum gelişmişlik vizyonunu benimseyerek diğer toplumlarla fark oluşturabilir. Yarış atlarının şahsî vizyonu toplumun diğer gruplarına da mesajlar verir. Bu sorumluluğu üstlenenlerin sayısı, ne yazık ki, diğer gruptakiler kadar çok değildir.

Eğer gerçek bir yarış atı iseniz, çok dikkatli olmalısınız. Ne dolap beygirlerini ne de sütçü beygirlerini ayakları tökezleyip yaralandıklarında vururlar, ama yarış atlarını öldürürler.”

Bilmiyorum bu yazıyı okuduktan sonra kendinizi hangi kategoriye dâhil ettiniz. Belki de bir hayvana benzetilmekten hoşlanmıyor olabilirsiniz. Ama şöyle dikkatle toplumu ve çevrenizi incelediğinizde bu üç kategori ve bunların dışında da bazı sınıf insanlar olduğunu fark edeceksiniz.

Bir vizyonu / hedefi olan kişi (yukarıdaki örnekte yarış atı olan), halkın nazarında daima gözetim altındadır ve örnek alınır. Bir hata yaptığında ise, örnek alan insanlar tarafından çok kısa süre içerisinde gözden düşürülür ve böylece neye uğradığını şaşırırlar.

Bir Müslüman da aynı şekilde devamlı kontrol altındadır. Zaten kendi şahsında bir grubu veya cemaati veya genel anlamda İslâm’ı bir dereceye kadar temsil etmektedir. Yapacağı bir hata, yanlışlık kendisinden değil sanki İslâm’danmış gibi algılanabilir. Onun için her bir Müslüman hareketlerine, davranışlarına, sözlerine çok dikkat etmelidir. 

Bir Müslüman’ın vizyonuna yani, ahsen-i takvim sırrına ulaşmak yolunda hiçbir yanlış adım atmasına izin verilmez, verilmemeli.

Okunma Sayısı: 921
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • omer caloglu

    20.10.2016 11:59:54

    Çok güzel anlatmıssiniz, herkes kendini tahlil etsin. Sizleri tebrik ediyorum. Kaleminize kuvvet. Allaha emanet olunuz

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı