"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Temizlik dert mi?

M. Fahri UTKAN
11 Mart 2018, Pazar
Bildiğiniz gibi, bizler için Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadis-i şeriflerde temizlik ve ibadet üzerine birçok emir ve tavsiye vardır. “Her şeyi iyi temizleyin! Temizlik imana, iman da Cennete götürür.” (Taberani), gibi.

Âyetlerde de, “Şüphe yok ki, Allah, tövbe edenleri de, (maddî-manevî kirlerden) temizlenenleri de sever.” (el-Bakara, 222) buyurulmaktadır.

Temizliği, sadece beden temizliğine hasretmek yanlış olur. Beden temizliği kadar, hatta ondan da önce kalb temizliği, niyet dürüstlüğü, ahlâk güzelliği gereklidir. Nitekim niyeti temiz olmayanın ibadeti halis olmaz, dolayısıyla Allah katında kabul görmeyebilir. Bu sebeple mü’minde kalp temizliği ile beden temizliği birleşmeli, her ikisinin de temiz tutulması halinde kâmil bir Müslüman olunacağı bilinmelidir. Beden ve kalp temizliği, İslâm’ın temeli ve en mühim bir esasıdır.

Nitekim Resûlullah Efendimiz (asm): “İslâm, temizlik temeli üzerine bina edildi” hadis-i şerifleriyle bu iki hususa işaret buyurmuştur.

Temizlik bir yönden ibadet olduğu gibi hadden geçtiğinde israfa veya ibadete engel olmaya veya ibadetleri geciktirmeye sebep olabilir de…

Burada şimdiye kadar geçen birkaç mefhumu ele alalım:

Sünnet: Peygamber Efendimizin (asm) yapmış olduğu ve bir mazeret olmaksızın terk etmediği şeylerdir. 

Temizlik: Sağlığa zarar verecek her türlü kir, toz vb. kötü şeylerin ortamdan uzak tutulma halidir. Dindeki temizlik ise kalbinin temiz olması yani kalbde kötü duyguları barındırmamaktır.

İsraf: İhtiyaç harici kullanılan her şey israf olarak ele alınır.

Temizlik deyince farklı iki hikâyeyi nazarlarınıza arz etmek istiyorum. 

Birinci hikâyemiz: 

“Uzun süre yolda olan Bektaşi’nin gömleği kirlenmiş. Görenler ayıplamışlar.

- Erenler gömleğin çok kirli yıkasana!

- Bektaşi “Nasıl olsa yine kirlenecek değil mi?”

- Sen de yine yıkarsın.

- Yine kirlenir.

- Yine yıkarsın.....

Bektaşi dayanmamış: Mirim başka işimiz yok da, biz bu dünyaya gömlek yıkamaya mı geldik?” 

İkinci hikâyemiz bir doktorun başından geçmiş bir olay: “Dün uykusuzluk yakınması ile orta yaşlı bir hanım başvurdu. Ellerindeki egzamayı görünce temizlikle arasının nasıl olduğunu sordum. ‘Aa, çok severiz temizliği’ dedi. Beş kız kardeşlermiş. Hepsi de çok titizmiş. Haftada iki kez camları silerlermiş. Dışarıdan gelince giysiler eve girmeden kapıda çıkarılırmış. Bu adet büyük ablalarının bir gün eve geldiğinde ‘Aman otobüs çok pisti’ demesiyle başlamış. Eşleri de aynı şekilde davranıyormuş.

Misafiri çok severlermiş, ama gittikten sonra duvarlar dâhil bütün evi silerlermiş.

Temizliğe iki farklı bakış. Birisi ifrat diğeri tefrit. Temizlik yapacağız, çünkü dinimiz ve Peygamberimiz (asm) emir ve tavsiye ediyor.

Titiz ve vesveseli ev hanımlarında, eğer temizlik ibadetlerin aksamasına sebep oluyorsa elbette tehlikelidir. İşte o zaman temizlik ibadet iken bize dert olabilir.

Titizlik bir çeşit vesvesedir. Vesvese de bilindiği gibi şeytandandır. Bu konuda sevgili Peygamberimiz (asm) şunları bildirmektedir: “Vesvese şeytandandır. Abdest alırken, guslederken ve necaset temizlerken, şeytanın vesvesesinden sakının.” (Tirmizi)

Cenâb-ı Hakk’ın Kuddüs ismi bizleri temiz bir kul olmaya çağırırken, elbette ki kendi huzuruna da selim bir kalp, temiz bir beden ve elbiseyle çıkmayı ihtar eder. 

Bu arada Üstad Said Nursî’nin dediği gibi; “Kötü hasletler, bâtıl itikadlar, günahlar, bid’alar; manevî kirlerden olduklarını unutmamalıyız.” 

(Lem’alar, 30. Lem’a, 1. Nükte)

Son olarak verdiği şu örneğe uygun hareket etmemiz gerektiğini bizlere ders veriyor: “Bir insan, bir ayda yıkanmazsa ve küçük odasını süpürmezse çok kirlenir, pislenir. Demek bu saray-ı âlemdeki paklık, sâfilik, nuranîlik, temizlik, mütemadiyen hikmetli bir tanziften, bir dikkatli tathirden ileri geliyor.” Onun için “Ey israflı, iktisatsız, ey zulümlü, adaletsiz, ey kirli, nezafetsiz, bedbaht insan! Bütün kâinatın ve bütün mevcudatın düstur-u hareketi olan iktisat ve nezafet ve adaleti yapmadığından, umum mevcudata muhalefetinle, mânen onların nefretlerine ve hiddetlerine mazhar oluyorsun. Neye dayanıyorsun ki, umum mevcudatı zulmünle, mizansızlığınla, israfınla, nezafetsizliğinle kızdırıyorsun?” 

(Lem’alar, 30. Lem’a, 1. Nükte)

Okunma Sayısı: 2444
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı