"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

12 Mart Muhtırası, darbe tahribatını yaptı

M. Latif SALİHOĞLU
15 Şubat 2018, Perşembe
Yeni Asya’nın kuruluş safhası (9)

Darbe ve muhtıralar, Türkiye’ye yapılabilecek en büyük kötülük, hatta tam bir ihanet hükmüne geçmiştir. Zira, insanî, medenî, hukukî, siyasî, ikdisadî, askerî..., velhasıl hemen her sahadaki gelişmesine bir nevi takoz koymuş ve engel olmuştur.

İşte, o ihanetlerden biri de 1971’deki 12 Mart Muhtırası’dır.

Orduyu siyasî ve ideolojik emellerine âlet eden üst komuta kademesi, 12 Mart günü, Cumhurbaşkanlığı’na, Meclis Başkanlığı’na ve Senato Başkanlığı’na hitaben gönderilen ve Türkiye Radyoları öğle bülteninde okunmak üzere hazırlanan muhtıra metni şöyledir:

1- Meclis ve hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatlarıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk’ün bize hedef verdiği uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve Anayasanın kendi ülkesini işgal eden ordu öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür. 

2- Türk milletinin ve sinesinden çıkan Silâhlı Kuvvetleri’nin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliğini giderecek çarelerin, partiler üstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılâp kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir hükümetin demokratik kurallar içinde teşkili zarurî görülmektedir. 

3- Bu husus sür’atle tahakkuk ettirilemediği takdirde, Türk Silâhlı Kuvvetleri kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek, idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır.

* * *

Yukarıdaki “darbe tehditli” muhtıra üzerine, Başbakan Demirel, kuvvet komutanlarını görevden almayı ihtiva eden bir hükümet kararını hazırlattı ve bunu Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a götürüp onaylatmak istedi. Ne var ki, saatlerce uğraştığı halde, telefonla olsun Sunay’a ulaşamadı, randevü alamadı ve sonunda istifa etmeye mecbur kaldı. Demirel’in istifa mektubu şöyledir:

Cumhurbaşkanlığı Yüce Katına,

Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları tarafından zat-ı devletlerine, Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi Başkanlarına tevdi edilip bugün Türkiye Radyolarının saat 13.00 bülteninde Türk Kamuoyuna duyurulan muhtıranın Anayasa ve hukuk devleti anlayışı ile telifini mümkün görmediğimizden, hükûmetin istifa kararı aldığını saygı ile arz ederiz.

* * *

Gerek muhtıraya karşı ve gerekse muhtıra sonrası yaşanan gelişmeler karşısında, gayet cesur ve merdâne bir tavır takınan Yeni Asya gazetesi, hukuk, hürriyet ve demokrasi adına üzerine düşeni bihakkın yerine getirmeye çalıştı. Gelişmelerin özetini, 77 Yıllığı’ndan takip edelim...

Anayasanın, hukuk kaidelerinin ve İnsan Hakları Evren Beyannâmesinin ışığı altında, 12 Mart Muhtırası ve devamındaki gelişmeler, 22 Mart 1971 tarihli Yeni Asya’nın Başmakalesinde özetle aşağıdaki şekilde tahlil ediliyor:

“Cumhurbaşkanı, mevcut siyasî parti idarecileriyle yaptığı görüşmeden sonra, 19 Mart günü, Başbakan olacak partilerüstü mil- letvekilini bulmuştur. Bu milletvekili, eskiden beri sâdık bir CHP’li olan Nihat Erim’dir.

“Hadiselerin bu şekilde seyri ve muhtemel gelişmeler üzerindeki düşüncelerimizi şu birkaç noktada belirtmek isteriz:

1- Bir defa, ordunun müdahalesi ve mevcut kabinenin istifası vukû bulduktan sonra seçilecek Başbakanın, hakikaten gergin havayı yumuşatabilecek bir kimse olması lâzım. Ne var ki, yeni Başbakan namzedi, senelerdir CHP’lidir. O halde, muhtıranın gayesinden saptırılması mevzubahistir.

2- 12 Mart’an sonra en çok sözü edilen mevzulardan biri “Anayasaya uygunluk”tur. Halbuki, bir CHP’linin Başbakan yapılmasıyla, Anayasanın âmir hükümleri çiğnenmiştir. Buna ilâveten, Cumhurbaşkanı, Başbakan namzedini parlamentodaki ekseriyet partisi mensupları arasından tayin eder ve etmeli. Halbuki, gelişmeler bambaşka cereyan etmiştir.

3- Demirel kabinesi, güvenoyu alarak vazifeye başlamıştı. Ona güvenoyu verenleri, onun dışında birine güvenoyu vermeye zorlamak, Anayasayı zorlamak olur.

4- Demirel’in bütçesi, Meclislerden (TBMM+Senato) geçmiştir. Oysa, yapılan şey, Meclis’in tasdik ettiği bütçeye başkasının konmasını temin etmektir. Güvenoyu istismar edilmiştir.

5- Cumhurbaşkanının, partilerden yeni Başbakanı desteklemelerini istemesi, Anayasanın açık ihlâli demektir.

6- “Bana itimad oyu vermezseniz, ordu iktidara el koyar” diyebilen bir kimsenin Başbakanlığa getirilmesi, memleketin geleceği açısından endişe vericidir.

(Devamı var)

Okunma Sayısı: 3894
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı