"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

150 yıllık demokrasi

M. Latif SALİHOĞLU
19 Mart 2018, Pazartesi
GÜNÜN TARİHİ: 19 Mart 1877

Bugün adına Demokrasi dediğimiz Meşrûtiyet sistemine fiilî ve tatbikî sûrette adım attığımız (19 Mart 1877) tarihinin üzerinden yaklaşık yüz elli senelik bir zaman geçti.

Her ne kadar otuz yıllık bir kesinti (askıya alınma) hali yaşandı ise de, millet olarak bunun tadını almıştık bir kere; ondan vazgeçmek söz konusu olamazdı. Nitekim, 1908’de yeniden askıdan indirilen Meşrûtiyet sistemi, darbeler ve diktatörlükler sebebiyle ağır-aksak, yahut kör-topal şekilde de olsa, nihayet günümüze kadar hayatiyetini idame ettirebildi.

Buna da şükretmek lâzım. Zira, diğer Müslüman ülkelerin büyük çoğunluğu bu içtimaî nimetten hâlâ mahrum bir durumdalar.

Şimdi de, bakalım bundan yüz elli sene kadar evvel bu meyanda neler olmuş ve neler yaşanmış, neler...

* * *

Meşrûtiyetin 23 Aralık 1876’da ilân edilmesinden sonra teşkil edilen ilk Osmanlı Meclis-i Mebûsânı (Millet Meclisi), 19 Mart 1977’de açıldı ve normal çalışmalarına fiilen başladı. Meclis'in açılışı vesilesiyle geniş iştirakli bir merasim yapıldı.

Dolmabahçe sarayında düzenlenen merasimde yabancı temsilciler de hazır bulundu. Yeni teşkil edilen Meclis'in ilk başkanlığını Ahmed Vefik Paşa yaptı.

* * * 

Meşrûtî monarşi

Anayasanın (Kànun-i Esasî) kabulü ve Meşrûtiyetin ilânı bu tarihten yaklaşık üç ay kadar evvel gerçekleştirilmişti. Bu süre zarfında parlamentonun teşkili için gerekli hazırlıklar yapıldı.

Yeni rejimin adı "meşrûtî monarşi" idi.  Dolayısıyla, yapılacak olan düzenlemeler de buna göre dizayn edilecekti.  Ön hazırlık olarak, iki ayrı Meclis binası ihdas edildi. Çünkü, yeni sistem iki meclis tarzında işleyecekti: Biri Meclis-i Mebûsân, diğeri ise Senato manasında Meclis-i Âyân. Bu ikisine birden Meclis-i Umumî denildi. Nihayet, iş seçimlerin fiilî şekilde yapılması aşamasına geldi.

* * *

19 Mart’tan itibaren çalışmalarına başlayan ilk Meclis-i Mebusanın üyeleri, geçici bir talimatla vilayet, sancak ve kazaların idâre meclisi üyeleri arasından seçildi. İstanbul için ise, ayrı bir seçim tarzı uygulandı.

Mebusan Meclisi'ne 115 üye seçildi. Bunların 70'ten fazlası Müslüman, geri kalanı ise gayr-ı müslim temsilcilerdi.

Bu meclis, 28 Haziran 1877’de çalışmalarını tamamlayarak dağıldı.

Aynı seçim usûlüyle teşkil edilen ikinci Meclis-i Mebusan ise, 13 Aralık 1877’de toplandı. "93 Harbi"nin (1877 Osmanlı-Rus Savaşı) getirdiği sıkıntılar sebep gösterilerek 14 Şubat 1878’de tâtil edildi. 

İşte bu tatil, ne yazık ki çok uzun sürdü. Öyle ki, Mebûsân Meclisi'nin yeniden teşkili tam otuz sene sonra mümkün olabildi.

* * *

Osmanlı Anayasası olan Kànun-i Esasî gereği, Mebusan Meclisi ile birlikte Ayan Meclisi’nin de teşkil edilmesi gerekiyordu. Bu meclisin üye sayısı daha azdı. 25–30 kişilik Ayan Meclisi de, yine aynı tarzda teşkil edildi.

Meclisin üyeleri, daha çok elit tabakadan, yani seçkinler heyetinden müteşekkil idi. Bir nev'î senatörlük vazifesi görmekteydiler.

Osmanlıdaki bu ilk demokrasi denemesi, ne yazık ki iç ve dış gelişmelerin tazyikatı altında can çekişme noktasına geldi. Padişah Sultan II. Abdülhamid, ülkenin mâruz kaldığı çetin şartları gerekçe göstererek Meşrûtiyeti askıya aldı.

Meşrûtiyetin yeniden ilânı ve askıdan indirilmesi, 30 yıl sonra, yani 1908'in 23-24 Temmuz'unda ancak mümkün olabildi.

***

@salihoglulatif:

Kökü mâzide, uzun ömürlü, ulvî, mustakîm bir dâvanın sâdık-mâsum, muteber, mutedil, müeddep, müşfik ve muhlis neferlerinin, hayatını vakfettiği Nur ve Gül Fabrikasının geniş dairesi, meyvedar bahçesi ve yeşil alanı, militanca hareket edenlerin deneme ve cirit atma sahası olamaz.

Okunma Sayısı: 3066
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah TUNÇ

    19.3.2018 06:56:34

    ''Nur ve gül fabrikasının geniş dairesi, meyvedar bahçesi ve geniş alanının'' militanca hareketlerin deneme ve cirit atma sahası olmasına asla geçit verilmemelidir. Cemaatımız her yönüyle meselelerin şuurundadır;böyle hareketlere izin vermez.Her sahadaki hizmetlerimiz şura ile meşveret ile yapılıyor ve yapılmaya devam edecektir.Ferdi hareketlere hem nurun kudsi prensip ve kaideleri izin vermez,hemde uyanık nur talebeleri de buna müsaade etmez.Zaten bizim ve ülkenin başına ne kadar bela ve sıkıntı geliyorsa sebebi ferdi hareket ve şahısçılıktır. Yahu! Risale-i Nur'un en çok tahşidat yaptığı meselelerden biri de bu ferdiyetçilik olmasına rağmen, her ne hikmetse en çok bu noktada problemler çıkıyor.Yahu! Fahri Alem,Kur'anın şura ve meşveretle ilgili ayetlerine riayet ederek meşveretle işlerini görüyor ve Üstadımız, aynı mukaddes emirlere uyuyorsa, kim hangi cürret ve cesaretle bunun dışına çıkıyor ve ferdi hareket edebiliyor? Hakikaten anlamak mümkün değildir...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı