"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Aslolan ne olduğun, neye inandığın...

M. Latif SALİHOĞLU
11 Ocak 2018, Perşembe
Herkes için önemli ve öncelikli olan mesele, kendi rengi, kimliği ve kişiliğidir.

Hakikî terakki, daimî huzur, vicdanî rahatlık, ancak bu sûretle mümkün olur, yahut temin edilebilir.

Aksi yöndeki bir hareketle, başkasına özenmek, başkasını taklide yönelmek, başkasına benzemeye çalışmakla, gerçek anlamda ne terakki olur, ne de bir içhuzuru sağlanabilir.

* * *

Aynı şekilde, kendi doğrularını lisânen söylemeyi ve fiilen yaşamayı geri plânda tutarak, mütemadiyen başkasının doğrularını veyahut yanlışlarını dillendirip durmak da kimseye bir kemâlât kazandırmaz.

Kim hangi fikirde ise, ağırlıklı şekilde onu yazıp söylemeli. Kim hangi inanç ve itikâdın sahibi ise, yine onu yaşamaya ve yansıtmaya çalışmalı.

Tutarlılık, samimiyet, ciddiyet bundadır ve bunlarla ölçülür.

Böyle yapmayıp, yani kim olduğunu, neye inandığını değil de, adeta kim olmadığını ve neye inanmadığını söyleyip duranın kimliği gibi, kişiliği de şüpheli olup esaslı şekilde sorgulamayı gerektirir.

Öyle ya, kendini es geçerek veya unutarak hep başkasından söz eden kimse, ister istemez şu tarz sorgulamalara hedef olur: “İyi de kardeşim, sen kimsin? Neyi savunuyorsun? Kime ve neye hizmet ediyorsun? Hele önce seni bir tanıyalım; duygularını, düşüncelerini, konulara yaklaşım tarzını bir bilelim...”

* * *

Şüphesiz, herkesin bir konuda farklı düşünmek gibi, eleştirmek hakkı da vardır. Bu noktada herhangi bir sıkıntı yok. Sıkıntının çekilmez, katlanılmaz olanı, bir konu hakkında kendi fikrini, kendi yaklaşım tarzını hiç söylemeyip, her defasında başkasının söylediklerini nakledip onların sözlerine sürekli eleştirel manada, yani hep “tenkidkârâne” konuşup durma alışkanlığında yatıyor. Asıl bunu terk etmeli...

İnsanlar değil, fikirler çatışsın

Herkes kendi orijinalitesi ile yaşamalı. İnandığı ve savunduğu temel fikirlerini hür ve serbest şekilde dile getirmeli.

Aykırı da olsa, serd edilen fikirlere saygı duyulmalı. Aynı saygı ve nezaket çerçevesi içinde cevaplar da verilmeli, verilebilmeli.

Farklı fikirlerin hür zeminde çatışmasına fırsat verilmeli, imkân tanımalı. Buna fırsat verilmediği, yani zıt fikirler serbestçe çatıştırılamadığı takdirde, bu kez insanlar geriliyor ve birbirlerini kırıp dökmeye başlıyor. Gerilimin tırmanması aşamasında, ne yazık ki, silâhlar da kullanılıyor ve daha başka şiddet yöntemlerine de başvurulabiliyor.

Bütün bu menfiliklerin önüne geçmek ve medenî çerçevede diyalogları sürdürebilmek için, hürriyet ve demokrasi nimetinden âzamî derecede istifade etmenin yoluna bakmalı.

Hür ve demokratik zeminde dillendirilen zıt fikirlerin çatışmasıyla, hiç şüphesiz hakikat pırıltıları tecelli eder. Aynı şekilde, zayıf, çürük ve demode olmuş fikirler, mücadele meydanını terk etmeye mecbur kalır.

* * *

Demek ki, ne olursa olsun ve kim ne derse desin, yahut nasıl yorumlarsa yorumlasın, önemli ve öncelikli olan, kişinin kendi has fikirleri ve öz değerleridir. Bunları açık yüreklilikle söylemekten ve fiilen yaşamaktan asla çekinilmemeli. Çekinme, utanma ile kendini gizleme cihetine gitmenin hiçbir değeri ve yararı yoktur.

Herkesin, yani her farklı fikir sahibinin aynı serbestlik ve cesaretlilik içinde kendini ifade etmesi, dolayısıyla fikirlerin birbiriyle çatıştırılması, hem şimdiki insanlara, hem gelecek nesillere büyük bir iyilik yapılmış olur. İnsanlar, bu sûretle yanlış veya zararlı fikirlerin hamallığından kurtulur; kanat vazifesi gören doğru, faydalı, isabetli fikirlerin enerjisiyle yükselmeye başlar.

Evet, insanlar değil, farklı fikirler çatışsın. Zira, fikirlerin çatışmadığı yerde, ne yazık ki insanlar zamanla çatışmaya ve birbirini kırmaya yöneliyor.

Böylesi durumlarda, kutuplaşmalar daha bir keskinleşirken, hakikat pırıltıları ise sönmeye ve gizlenmeye yüz tutuyor.

İşte, bu menfi gidişatı tersine çevirmenin çaresine bakmalı.

Son söz yerine, Namık Kemâl’in şu vecizesini aktaralım: “Müsâdeme-i efkârdan bârika-i hakikat tecelli eder.” Yani: Fikirlerin çarpışmasından, hakikat şimşeği doğar.”

@salihoglulatif: Okunan Tevhidî-tefekkürî-imanî bahisler, ferdî-husûsî dairede de çokça istifadeye medar olur, olabilir... İçtimaî bahisler ise, adı üstünde, ancak "içtima" halinde olunca, ideal mânada anlaşılabilir ve tatbik sahasına konulabilir.

* * *

Evvelâ, sen “kendin” olacaksın: Asıl kimliğin, kişiliğin, rengin ile vitrininde kendi doğrularını yansıtacaksın. Aksine bir tutumla, vitrine başka neyi koyarsan, insanlar da seni ona göre tanır-anlar, ona göre yargılayıp sorgularlar.

Okunma Sayısı: 4997
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah TUNÇ

    11.1.2018 12:31:38

    Aslolan olduğu gibi görünmek,göründüğü gibi olmaktır.Bu da çok sağlam bir karakterin işidir.İnsan iradesine, kişiliğine,fikir ve düşüncelerine sahip olmalı.İnsanın dizgini kimsenin elinde olmamalı.Kimsenin aklıyla hareket etmemeli Kişi kendisi olmalı.Topluma,kişiliği, karakteri,fikir ve düşünceleri ile görünmeli.Fikir ve düşüncelerini hakkın hatırını gözeterek ifade etmelidir.İçtima-i ve siyasi meselelerde kollektif akıl ile hareket etmeli. Kişin tek başına bu konularda istikametli olanı bulması çok zor.Tek başına hareket edenlerin,siyasi ve içtimai meselelerde nasıl yalpaladıklarını,nasıl zikzaklar çizdiklerini,nasıl çelişkilerin içine girerek perişan olduklarını ibretle seyrediyoruz.Bu makale çok önemli. Çünkü kendini gizleyenlerin,çekinenlerin,olduğu gibi görünmeyenlerin, işi tenkit olanların,aklı başkalarının cebinde olanların durumunu ortaya koyuyor. Kanaatıma göre bugünkü sıkıntıların büyük bir sebebi bu tip insanların tutum ve davranışlarıdır.Tebrikler sevgili yazarım.

  • Zübeyir

    11.1.2018 09:24:36

    Tebrikler Aziz Ağabeyim. Şu merdane vaziyeti, hakikattar tesbitleri yaşayabilsek;ailevi, içtimai hastalıklarımız birer birer izale olur kanaatindeyim. Dualarla,

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı