"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Âyetlerin âyetleri”

M. Latif SALİHOĞLU
03 Ekim 2018, Çarşamba
Bir önceki yazıda, dünyamıza nurlu yeni pencereler açtıran Risâle-i Nur hakkındaki “âyetlerin âyetleri” tâbiri üzerinde bir nebze durmaya çalışalım.

Söz konusu tâbirin geçtiği cümle, Birinci Şuâ, Yirmi İkinci Âyet’in (Yani “Tilke âyâtü’l-kitab”ın) izâhı bölümünde geçiyor. 

Aynen şu şekilde: "Bu asırda Resâili’n-Nur denilen otuz üç adet Söz ve otuz üç adet Mektup ve otuz bir adet Lem’alar, bu zamanda, Kitab-ı Mübîn’deki âyetlerin âyetleridir. Yani, hakaikinin alâmetleridir ve hak ve hakikat olduğunun bürhanlarıdır.”

Burada zikredilen “Kitab-ı Mübîn”den birinci kasıt, yaratılış kànunları ile vücuda gelen “Kitab-ı Kebir-i Kâinat”tır. İkinci derecede ise “kâinatı okuyan kitap” olarak, bizde Kur’ân-ı Azimüşşân’ın kast edildiği kanaatini hâsıl ediyor.

Bu mânâdaki kanaatimizi pekiştiren deliller ve işaretler, Nur Külliyatı’ndaki muhtelif bahislerde gayet açık ve vâzıh bir sûrette zikredilmiştir. İşte, büyük bir yekûn tutan o delillerden sadece Birinci Şuâ’da geçen bir kaç misâli burada iktibâsen takdim ediyoruz.

* * *

“1. Âyet” bölümünden: Risâle-i Nur, doğrudan doğruya Kur’ân’ın bâhir bir bürhanı ve kuvvetli bir tefsiri ve parlak bir lemâ-yi i’câz-ı mânevîsi ve o güneşin bir şuâsı ve o mâden-i ilm-i hakikatten mülhem ve feyzinden gelen bir tercüme-i mâneviyesidir.

“22. Âyet” bölümünden: Şu âyet-i azîme, sarîhan Asr-ı Saadette nüzûl-i Kur’ân’a baktığı gibi, sair asırlara dahi mânâ-yı işârîsiyle bakar. Ve Kur’ân’ın semâsından ilhâmî bir surette gelen şifâdar Nurlara işaret eder. Makam-ı cifrisî 1339 ederek, aynı tarihte Kur’ân’dan ilham olunan Resâili’n’Nur, bu asrın mânevî ve müthiş hastalıklarına şifa olmakla meydana çıkmaya başlamasından, bu âyet ona hususî remzettiğine bana kanaat veriyor. Ben kendi kanaatimi yazdım; kanaate itiraz edilmez. 

“24. Âyet” (Bir ihtar) bölümünden:  Risâletü’n-Nur, sâir telifat gibi ulûm ve fünûndan ve başka kitaplardan alınmamış. Kurân’dan başka me’hazı yok, Kurân’dan başka üstadı yok, Kurân’dan başka mercii yoktur. Telif olduğu vakit, hiçbir kitap müellifinin yanında bulunmuyordu. Doğrudan doğruya Kurân’ın feyzinden mülhemdir ve semâ-i Kurânîden ve âyâtının nücûmundan, yıldızlarından iniyor, nüzûl ediyor. 

“29. Âyet” bölümünden: Risâletü’n-Nur’un, Kitab-ı Münzel’in tam bir tefsiri ve mânâsı olduğunu ve ondan yabani olmadığını remzen ifade eder.

* * *

Evet, daha evvel de ifade ettiğimiz gibi, Kurân’ın malı ve hakiki bir tefsiri olması hasebiyle, ne kadar okunursa okunsun, asla usanç vermiyor. Tam aksine, her defasında ayrı bir feyiz veriyor, okuyan kimsenin dünyasında yeni kapılar, yeni pencereler açtırıyor.

Öyle ki, Nur Külliyatı’nı ömür boyu, dolayısıyla yüzlerce kez devrederek okuyanlar var. Yakînen de bir kısmını tanıma bahtiyarlığını yaşadığımız bu kimselerin anlattıklarını gıpta ile, hayranlık ile dinledik ve lisân-ı hallerinden de kendimize çok dersler çıkardık.

* * *

Netice itibariyle, şunu kat’i surette anladık ki, Risâle-i Nurlar İlâhî inayet altında olduğu gibi, aynı zamanda Kur’ân’ın feyzi ile, mededi ile yazılmış, daha doğrusu yazdırılmış ilhâm, sünûhât ve istihracat kabilinden ulvî ve makbul eserlerdir. Bu meyanda, bize pek düşündürücü gelen ibretlik birkaç noktayı daha ilâve etmek istiyoruz. Şöyle ki:

* Yaklaşık 45 yaşına kadar “Said-i Kürdî” lâkabıyla iştihar eden bir zâtın “Lisân-ı Türkî” ile muhteşem eserler yazması, fevkal-hâl, yani fevkalâde bir durumdur.

* Kezâ, bu eserler, ümmetin her kesimi ve her tabakası tarafından yüzlerce defa okunduğu halde bıkkınlık uyandırmaması ve usanç vermemesi, onun ulviyetine ve makbuliyetine kuvvetli bir alâmettir.

* Risâlelerin müellifini ortadan kaldırmaya matuf her türlü cinayete teşebbüs edildiği, hapis, zindan, sürgün, zehirlenme ve çürütme propagandalarına mâruz bırakılmasına rağmen, yine de vazifesini bihakkın tamamlamış olması, onun bu dehşetli zamanda tavzif edilmiş bir şahsiyet olduğu kanaatini gayet kuvvetli bir sûrette perçinlemiş oluyor.

Okunma Sayısı: 2180
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdag

    3.10.2018 16:03:47

    Allah razı olsun Lâtif Ağabey.. Bu güzel yazılarınızın devamını bekliyoruz inşâallah..

  • Ayhan Aydın

    3.10.2018 11:27:57

    Allah kaleminize kuvvet versin. Allah yar ve yardımcınız olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı