"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Basra nasıl harap oldu?

M. Latif SALİHOĞLU
21 Kasım 2018, Çarşamba
GÜNÜN TARİHİ: 01-21 KASIM 1914

Komşumuz Irak’ın Bağdat’tan sonraki ikinci büyük şehri olan Basra, yaklaşık dört yüz yıl Osmanlı idaresinde kaldıktan sonra, 21 Kasım 1914 tarihinde İngilizler tarafından işgal edildi.

1990’lı ve 2000’li yılların başında ABD ve müttefiki olan ülkelerin ordu birlikleri tarafından da işgal edilen Basra, meşhûr Basra Körfezi’nin kuzey ucunda yer alır. Irak’ın en büyük limanı yine burada bulunmakta. 

Aynı zamanda zengin petrol yataklarına da sahip olan Basra, Irak’ın hem petrol üretimi, hem de dünya ülkelerine sevkiyatı noktasında da liste başında gelmekte.

Bölge halkının geçimi, daha ziyade petrol üretimi, sevkiyatı ve ticaretine dayanır.

İşte, bu derece ehemmiyetli olan Basra şehri ve stratejik coğrafyası, 21 Kasım 1914 tarihi itibariyle İngiliz Siyasetinin kurbanı olup elimizden çıkmış bulundu.

Koca Basra’nın bu acıklı vaziyeti, Osmanlı aydınlarının dilinde bir teessür ifadesi olarak "Ba'de harabi'l-Basra" şeklinde yer almaya başladı. "Basra harap olduktan sonra..." manasındaki bu deyim, benzer ve muhtemel âkıbetler hakkında kullanılmaya dün olduğu gibi bugün de devam ediyor.

Evet, bugün işte o gerçek Basra'nın hem madden, hem de mânen harap oluşunun 104. yıl dönümüdür.

Basra, o gün bugündür, maalesef bir türlü tam hür olamadığı gibi, ecnebi işgalinden de yakasını tamamiyle kurtaramadı. 

Kısacık bir tarihî seyir

Bir oldu-bittiye kapılarak 1914 yılı sonlarında Birinci Dünya Savaşı’na giren Osmanlı Devleti’nin başını ağrıtan cephelerden biri de, şüphesiz Irak Cephesi’ydi.

Koca Rus ordusunun yüklendiği Kafkas Cephesi’nde büyük sıkıntıların başgösterdiği aynı hengâmede, İngiliz kuvvetleri de Kasım ayı başında Irak Cephesi’nden Basra'ya yüklendi ve burayı yaklaşık 20 gün zarfında bütünüyle işgal etmiş oldu.

Tâ, Kànunî Sultan Süleyman zamanında Osmanlı idaresine girmiş olan Basra, yaklaşık dört asır (377 yıl) müddetle haricî saldırı ve tecavüzlerden daima mahfuz kalmıştı.

İşte, merkezî idareye bu derece bağlı olan Basra'nın düşmesi ve İngiliz idaresinin eline geçmesi, İttihatçıların başında bulunduğu Meşrûtiyet hükümetini ciddî şekilde sarstı.

Zuhûr eden tehlikenin aynı bölgedeki diğer merkezlere de sıçramaması için, güvenlik tedbirleri kademeli şekilde arttırıldı. Meselâ, Irak Cephesi ile Sînâ (Filistin-Suriye) Cephesi’ne büyük tahşidatlar yapıldı. Bu sayede, Şam, Halep, Bağdat, Musul ve Kerkük gibi büyük şehirlerin fiilen işgal edilmesi 3-4 sene kadar daha geciktirilmiş oldu.

* * *

Basra şehri dışında, özellikle Irak coğrafyasındaki bir çok merkezin elden çıkması, gariptir ki, ya savaşın bitmesine yakın zamanlarda, ya da Mondros’ta ateşkes antlaşması sağlandıktan sonra gerçekleştirilmiş olduğu görülüyor. Basra ise, Birinci Dünya Savaşı’nın hemen başlarında işgal edilmek sûretiyle, Osmanlı’nın bölge ve özellikle Körfez üzerindeki hakimiyetine çok ağır bir darbe vurulmuş oldu.

Bütün bunlar, “İngiliz Siyaseti”nin gizli iç yüzünü göstermesi açısından son derece önemli bir parametre hüviyetini taşıyor.

Zira, Osmanlı ile İngiltere’nin doğrudan herhangi bir sınır komşuluğu olmamasına rağmen, Birinci Dünya Savaşı boyunca, üstelik hemen her cephede karşımıza çıkanların başında, ateş gücü yüksek İngiliz kuvvetleri olmuştur.

Aynı İngiliz Siyaseti’nin, bugün de Ortadoğu coğrafyasında büyük pay ve tesir sahibi olduğunu söylemek mümkün.

Okunma Sayısı: 1199
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Latif Salihoğlu

    21.11.2018 12:14:25

    Muhterem M. Zeki... Sa'd bin Sayyad hakkındaki sahih rivayetlerin mühim bir kısmı 5. Şua'da toplanmış olup ayrı ayrı yorumlanmış. Bu risâlede geçen özellikle Süfyan sûretindeki Yahudi çocuk + Horasan + Anadolu + Türkçülüğü İslamın yerine ikame+Hz. Ömer'in (ra) şahsı ve sözleri ile olan bağlantılar + TİN ve ALAk Sûrelerindeki komşu ayetlerle ilgili rivayetin yorumu + ve sâir mevzular, meselenin perdelenmiş yüzünü yeterince tarif ve tasvir ediyor. Bunun dışındaki kaynaklar ve bunların üzerinde yapılan çalışmalar, 1350 sene gibi uzun bir zamanı içine aldığından, başlıbaşına bir TEZ çalışması hacmindedir. Bunların burada izharı, şimdilik mümkün görünmüyor. Selamlar.

  • m.zeki

    21.11.2018 10:27:17

    Selamun aleykum geçen gun SAYYAD namlı kabile mensubu o işaret olunan çocugun sonradan göç ile nereye vasıl oldugunu yazmıştınız bende bunu bir yerde tekrarladım bana kaynak sordular ricam, varsa kaynagı iletmeniz. teşekürler

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı