"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir ileri, iki geri adımlar

M. Latif SALİHOĞLU
21 Kasım 2017, Salı
Mevcut siyasî iktidarın her geri adım atmasına, her U dönüşü hareketine kendince bir yorum getiren, bir kılıf uyduran gönüllü meddahlar tayfası, son iki gelişme karşısında, sağa-sola savrulan Sonbahar yapraklarına döndüler.

Anaforlu rüzgarlar, önüne kattığı o kof meddahları, şakşakçıları, trol ve troliçeleri, kuru yapraklar misâli alıp farklı yönlere doğru sürükleyip götürdü.

O iki konudan biri, Reis’in geçen 10 Kasım vesilesiyle yaptığı “Gerçek Atatürkçü biziz; bundan böyle onu daha kimseciklere kaptırmayız” çıkışıyla başlayan tartışmalar;

Diğer konu ise, MEB tarafından Tokat’taki bir imam hatip lisesine “Mustafa Sabri” isminin verilmesine karşı şiddetlenen Kemalist tepikler üzerine, siyasî iktidarın geri adım atılmasıyla ilgili yaşanan tuhaf gelişmeler...

* * *

“Atatürkçülüğün sahiplenilmesi” konusunda, türlü teviller yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Bu sırıtkan ve zorlamalı tevilleri şöylece özetlemek mümkün: Şimdiye kadar istismarcı CHP ile Faşist ve Marksist fikirli çevreler, Atatürk’ü farklı amaçlarla kullandı. Oysa, bunların hepsi de sahte Atatürkçü. Bundan sonra, bu istismarın önüne geçmeli, M. Kemal’i sahiplenmeli ve anmanın ötesinde onu doğru şekilde anlamaya çalışmalıyız. Çünkü, biz daha çok Atatürkçüyüz ve onu diğerlerinden  daha çok seviyoruz. Vesaire...

İktidar cenahından yapılan bu tür yorumlar, “Laikçi Kemalistler” tarafından zerrece itibar görmediği ve inandırıcı bulunmadığı gibi, daha çok alaycı bir üslup ile adeta ti’ye alındı.

Buna rağmen, siyasî iktidarın kurmayları, Reislerinin göstermiş olduğu “Yeni Atatürkçülük” istikametinde dolu dizgin gitmeye devam ediyor.

Bakalım, bu gidiş nerede kadar sürecek...

* * *

İkinci meseleye gelince... Bir önceki yazıda da temas ettiğimiz gibi, iktidar tarafı, resmen ve alenen “Mustafa Sabri” isminden ferâgat etti; yani, zaman zaman nükseden o “Kemalist refleks” karşısında açıkça geri adım atmaya mecbur oldu.

İşte, meddahlar ile şakşakçı tayfası, siyasilerin bu U dönüşü ve geri adım atması karşısında fena halde çuvalladılar. Adeta şoke olup dumura uğradılar. 

Zira, gelişmelerin böyle U dönüşlü bir seyir takip edeceğini önceden düşünemediler, kestiremediler, hiç tahmin etmediler. Bu sebeple, ilk başlarda acayip şekilde horozlandılar ve Laikperestlerle ortalığı toza-dumana boğan bir kapışmanın bir kör dövüşünün içine sürüklendiler.

Aradan birkaç gün geçip “Mustafa Sabri” isimli o tabelanın indirilmesiyle de, adeta grogi bir duruma düştüler. Ardından, nakavt, yani kesin bir mağlubiyet...

* * *

Bütün bu tuhaf gelişmelerden sonra, şunları düşünmeden edemedik:

1) Aslen Tokatlı olan son Osmanlı Şeyhülislâmı Mustafa Sabri Efendiye sahip çıkamayan, onun isminin yazıldığı tabelayı sökmek ve kelimenin tam anlamıyla geri adım atarak Laikperest Kemalistleri daha da şımartanlar, hiç olmazsa bundan sonra bu tarz zilletli durumlara düşmesinler. Geri adım atacakları herhangi bir icraatta bulunmasınlar. Gereksiz yere gerilimli polemiklere sebebiyle vermesinler. Kısaca, ya riskli konularda ileri doğru adım atmasınlar, ya da attıkları adımların arkasında dursunlar, devamını getirsinler.

2) İşgal dönemindeki bir Osmanlı Şeyhülislâmına sahip çıkamayanlar, benzer durumlarda, Sultan Vahdeddin ile onun dönemindeki sâir devlet adamlarına da bihakkın sahip çıkamazlar. Oysa, işgal altında iken bazı hususlarda ideal mânâda icraat yapamayan bütün ulemâ ve umerâyı “hainlik” ile damgalamamalı; onları, dönemin şartlarına göre yeni bir değerlendirmeye tabi tutmalı.

3) M. Kemal ile zıt fikirde olduğu için Mustafa Sabri Efendiye sahip çıkamayan, onu savunamayan, dolayısıyla Atatürkçülerin hücûmuna karşı dik duramayanlar, acaba aynı durumdaki diğer zâtlara sahip çıkabilir mi? Hepsinde önemlisi, şaibeli de olsa “Atatürk” imzasıyla müzeye çevrilen Ayasofya Camiini ibadete açma cesaretini, yahut iradesini gösterebilir mi?

Bilvesile, bütün bunları bir paket halinde iyiden iyiye düşünmek lâzım gelir.

@salihoglulatif: Seni çekiştirenlere aldırış etme; yoluna kuyu kazanlara da... İşine odaklan, gayret et, tedbir al... Sonra tevekkül ile sabreyle. Gün gelir, kuyu kazan, kendi ağayıyla gider düşer içine. Zirâ, Rabbim imhâl eder; lâkin, asla ihmâl etmez.

Okunma Sayısı: 3693
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı