"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Canbulat’ı da mahvettiler

M. Latif SALİHOĞLU
14 Nisan 2018, Cumartesi
Nisan’ın 13’ünde başlayan ve bir kaç gün devam eden kanlı 31 Mart Vak’ası nümâyişlerini Selânik’teki 3. Ordu merkezine “Meşrûtiyet mahvoldu” diye ihbar edenlerin başında İzmit Milletvekili İsmail Canbulat gelir.

Tarih kayıtlarında, bu mânadaki ihbarnâmeyi “Selânik İttihat-Terakki Cemiyeti” kanalıyla yaptığı ifade ediliyor. Ama, işin detay kısmından ziyade, asıl önemli olan İstanbul ile Selânik arasındaki bilgi ve haberleşmeyi sağlayan kilit adamlardan biri olmasıdır.

* * *

Evet, 1880 İstanbul doğumlu Canbulat, M. Kemal ile hem yaşıt, hem de askeriyeden grup arkadaşı (İttihatçı) olduklarından olsa gerek, sürekli şekilde onunla temas halindedir.

Dolayısıyla, hükümet merkezinde meydana gelen 31 Mart patentli “irticâî ayaklanma”yı da o esnada Selânik’te bulunan M. Kemal ve ekibine bildirmeyi bir vazife addeder.

Zira, hemen aynı gün veya 14 Nisan (1909) günü “Hareket Ordusu” ismiyle yeniden şekillendirilen Selânik merkezli 3. Ordu, İstanbul üzerine yürümek üzere hazırlık çalışmalarına başladı. M. Kemal, işte silâhlı asker sayısı 40 bine ulaşan bu tuhaf ordunun 5 kişilik “Kurmay Heyeti”nin başkanı konumundadır.

Öyle ki, ordu komutanlarından H. Hüsnü Paşa ile M. Şevket Paşa bile, hepsi de Selânik doğumlu olan bu kurmay heyetin tesiri, hatta kontrolü altında birer kukla gibidirler.

İşte, o tarihten tâ 1924’e kadar M. Kemal ve ekibi ile gayet samimî ve yakın münasebet hali içinde olan İsmail Canbulat, 1926’da yine M. Kemal’in inisiyatifi ile İzmir’de dârağacında sallanarak idam edildi.

Peki, kim bu İsmail Canbulat? Gelin, onu biraz daha yakından tanımaya çalışalım.

Canbulat: Su yolunda kırılan testi

Asker kökenli olan İsmail Canbulat (İstanbul 1880-İzmir 1926), Harp Okulunu bitirdikten sonra Selânik’e giderek İttihat-Terakki Cemiyetine girdi, hatta kurucular listesinde yer aldı. 

Zamanla, bu cemiyetin fedâilerinden biri haline geldi. Öyle ki, Sultan Abdülhamid yanlısı olarak bilinen Albay Nazım’ın vurulmasında aktif rol aldığı gibi, kendisini tutuklamaya gelen bir polisi de vurarak resmen kàtil oldu.

Temmuz 1908’de II. Meşrûtiyet’in ilân edilmesiyle birlikte, askeriyeden ayrılarak siyasete adım attı. Yılsonu yapılan seçimlerde, İzmit mebusu olarak Meclis’e girmeyi başardı.

İttihatçı İsmail Canbulat

Canbulat’ın yıldızı hızla parladı: 1914’te Polis Şefi oldu. 1915’te İstanbul Valiliği, 1916’da ise İstanbul Belediye Başkanlığı makamına getirildi. 1917’de Stockholm (İsveç) Büyükelçiliği, 1918’de İçişleri Bakanlığı görevlerinde bulundu. 

İttihat ve Terakki Fırkası’nın kendini feshetmesi üzerine yerine kurulan Teceddüt Fırkası’nın kurucuları arasında yer aldı; kısa süre sonra Yunus Nadi ve Muhittin Üstündağ ile birlikte partiden istifa etti.

Meclis-i Mebûsan’ın kapatılmasından (Nisan 1920) sonra ise, İstanbul’u işgal eden İngiliz Komiserliği tarafından tutuklanarak Malta Adası’na sürgün olarak gönderildi.

Sürgün dönüşü Ankara’ya geldi ve M. Kemal ile yeniden buluşarak yakın arkadaşlığa devam etti. Hatta, 1923 seçimlerinde İstanbul milletvekili sıfatıyla Millet Meclisi’ne girdi. Ne var ki, 17 Kasım 1924’te kurulan Terakkiperver Cumriyet Fırkası’na girdikten sonra, İ. Canbulat ile M. Kemal’in yolları ayrıldı. Dostluğun yerini, bu kez kin ve intikam duyguları almaya başdı.

Nihayet, 1926'daki İzmir Sûikastı’na ismi karıştırılan eski İttihatçı Canbulat, eski arkadaşı M. Kemal’in inisiyatifi ile sevk edildiği İstiklâl Mahkemesi tarafından idam cezasına çarptırılarak vücudu ortadan kaldırıldı.

Aynı gerekçe ile idam edilen ve fakat “İzmir Sûikastı” ile hiçbir alâkası bulunmayan “Eski İttihatçılar”dan daha başka isimler de var. Dolayısyla, idamların zahirî sebebi siyasî ve zulümlü iken, “kaderin fetvâsı” cihetiyle bakıldığında ise, adaletin tecellisi görünüyor.

Vakıayı halk diliyle söylemek gerekirse “Su testisi su yolunda” kırılmış oldu.

Netice itibariyle şunu ifade edelim: 31 Mart Vak'ası, kimin işine yaradıysa ve kim bu kargaşayı kendi menfaati için fırsat telâkki ettiyse, meşrûtiyeti mahveden de, dökülen kanların en büyük günahkârı da odur. Yani, bu ve benzeri hadiselerde, karartılan delillerden çok, âkibet noktasına odaklanarak tahlil ve yorumda bulunmak gerekiyor.

Okunma Sayısı: 3119
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı