"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrat misyon AP’de devam ediyor

M. Latif SALİHOĞLU
14 Şubat 2018, Çarşamba
Yeni Asya’nın kuruluş safhası (8)

Yeni Asya’nın 1970’teki ilk sayılarında olduğu gibi, 1977’de ilk kez çıkan Gazete Yıllığı’nda da, “Demokrat Parti misyonunun Adalet Partisi’nde devam ettiği” hususu, hiç şüpheye, tereddüde mahal bırakmayacak şekilde izâh ile ifade ediliyor.

İşte, bu iki kaynaktan yansıyan Yeni Asya ailesinin müşterek duygu ve düşünceleri.

* * *

Yeni Asya, bir siyasî buhran içinde doğdu. Burada biraz geçmişe dönelim.

1950’ye kadar devam eden CHP iktidarı, Demokratların seçimleri kazanmasıyla sona eriyordu. DP, takip eden 10 yıl boyunca, bu millete hizmet etti ve 27 Mayıs’ta (1960) yapılan darbe ile iktidardan uzaklaştırıldı. Parti kapatıldı ve mensupları yıllarca süründürüldü. Biri Başbakan, ikisi bakan, üç kişi idam edildi.

(NOT: İçişleri Bakanı Namık Gedik ile Yassıada’daki 11 mazlûm da işkence çektirilerek, ayrıca katledildi. MLS)

1960’tan sonra, o güne kadar seçimle iktidara gelememiş olan CHP ve onun şahsında İnönü hükûmet olmuştu.

Bir grup Demokrat, bütün aleyhteki şartlara rağmen Adalet Partisi’ni (AP) kurdu. Genel Başkanlığa Ragıp Gümüşpala seçildi. İki-üç yıl derken, 1964’te Gümüşpala vefat etti.

Parti başkanlığına adaylığını koyanlar, aynı devrin çocuklarıydı. Seçimi Sadettin Bilgiç’in kazanacağı tahmin edilirken, başkanlığı rakip aday Süleyman Demirel kazandı.

1965 seçimlerinden sonra iktidara gelen AP’nin kabinesinde Bilgiç ve partiye gönül vermiş, hatta kuruluşunda emeği geçmiş diğer politikacılar da vardı.

(NOT: Bununla beraber, parti içinde gruplaşmalar, çekişmeler başladı. “Demirelciler” ile “Bilgiççiler” diye isimlendirilen grupların birbiriyle rekabetkârâne faaliyetleri, bir süre sonra onları karşı karşıya getirdi. 41’ler hadisesi patlak verdi. Bilgiç yanlısı 41 milletvekili, 1970’teki 3. Kabineye güvenoyu vermedi. Bu esnada, Erbakan başkanlığında Millî Nizam Partisi kuruldu. Adalet Partisi, bu dönemde çok büyük badireler atlattı. MLS)

* * *

“Bozuk düzen değişmelidir” sloganı, CHP’nin 1970’lerde ağzından düşürmediği sözlerin başında geliyordu.

1968’den itibaren bütün dünyayı, bu arada Türkiye’yi de istilâ eden anarşinin, mevcut hükûmetler tarafından önlenemediği öne sürülüyor ve bu sebeple “Bozuk düzen değişmelidir” deniliyordu. Ancak, Yeni Asya, CHP’nin kendisini değiştirmesiyle, bozuk düzenin değişmesinin aynı şey olduğunu söy- lemekteydi. İşte, Mustafa Polat’ın 11 Haziran 1970 tarihli yazısından bazı bölümler:

“Anayasa’dan tutun da, devlet mekanizmasının, hükümet statüsünün en basit noktasına varıncaya kadar her şey CHP markasını taşımaktadır ve o zihniyetin mahsulüdür.

“Bütün bunlarla beraber, dikkate değer bir nokta vardır, o da CHP’nin kendi kendini tenkit etmesidir. Bu parti, bugün eliyle kurduğu, yaşattığı, hatta yaşatılması için kan döktüğü sistemin hatalarını ispat ve ilân etmiştir: Anayasadan, plansızlıktan, prog-  ramsızlıktan dem vuran CHP, bütün bu cinayetlerin faili olarak “Bozuk düzen” demekle, aslında kendini suçlamakta ve harakiri yapmaktadır.

“Yeni Asya, 10 Haziran’da (1970) milleti vazife başına çağırdı: Cinayetler devam ediyor. Türkiye’yi kızıl bir rejimin ağına düşürmek için elden gelen arda konmuyordu. Üniversite işgali, fabrika tahribi almış yürümüştü... Halk, vatanın batmasına asla rıza göstermeyecekti.

“En büyük buhranı, şüphesiz adâlet müessesesi geçirmekteydi: Anarşinin yayılmasında, kızıl ihtilâlcilerin cinayetlerinde, emniyet ve asayişin ortadan kalkmasında, adâlet müessesesinin oynadığı rol, ne polisin, ne jandarmanın, ne de hükûmetin acz ve zaafı kadar basit bir meseledir.

“Esasen, icra organlarının tesirsiz hale gelmesine, otoritenin sarsılmasına, başıbozukluğun hükümrân olmasına da sebep budur: Polisin yakalayıp adâlete teslim ettiği suçlunun serbest bırakılması, anarşistlerin müsamaha görmesi ve seyyar cephanelik haline gelen kızıl mili- tanların ellerini kollarını sallayarak aramızda serbestçe gezebilmesi bundandır.

“Şunu da ifade edelim ki, artık hak ve hukuk, kànun maddelerine göre değil, hâkimlerin siyasî düşünce ve kanaatlerine göre değerlendirilmekte ve şekil değiştirmektedir. Kànunun suç saydığı bir fiilin, Danıştaydan, Yargıtaydan, Anayasa Mahkemesi’nden beraatle geçmesi karşısında, hiçbir müeyyide mevcut değildir. Buhranın vehameti de buradan doğmaktadır.

“Evet, adâlet buhranı içinde çalkalanan Türkiyemiz, Anayasa felâketine uğramıştır. Bu felâketin bertaraf edilmesinden başka çıkar yol yoktur.

“O halde yapılacak iş, muvakkat tedbirler ve tenkitlerle meseleyi geçiştirmek, halkı aldatmak değil; köklü ve müessir tedbirlerle, buhranın asıl kaynağını kurutmaktır.” (Yeni Asya 77 Yıllığı: 79)

(Devamı var)

***

@salihoglulatif:

Anadolu, inşaallah meydân-ı harp olmayacak; fakat, riyâkârlık, ihlâssızlık ve sadâkatsizlikle, Nur ve Gül Fabrikalarını başkalarının nâm-ı hesabına çalıştırma hatasına-zehabına-gafletine düşenler, o fabrikanın büyük zarar görmesine sebebiyet verebilirler. Hafazanallah.

 

Okunma Sayısı: 4716
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı