"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokratların sahip çıktığı devlet adamları

M. Latif SALİHOĞLU
05 Şubat 2018, Pazartesi
GÜNÜN TARİHİ 5 Şubat 1877

Yakın tarihimiz, ne yazık ki hâlâ sis perdesi altında. Birçok hadise gibi, pekçok tarihî şahsiyet de hakikî vechesiyle bilinmiyor. Hatta, bir kısmı tamamen yanlış biliniyor.

İşte, yanlış bilinen ve çok farklı şekilde tanıtılan o şahsiyetlerden biri de Mithat Paşa’dır. Bir diğeri Enver Paşa, bir diğeri Prens Sabahaddin Bey’dir.

İmza atmış olduğu bazı hizmet ve faaliyetlerin etkisi, yansıması günümüzde de devam edegelen Mithat Paşa, 5 Şubat 1877’de Sadrâzamlık makamından azledildi, yani Başbakanlık görevinden uzaklaştırılmış oldu.

Mithat Paşa’yı vazifeden azleden, henüz genç bir padişah olan Sultan Abdülhamid. Azil gerekçesi ise, Sultan Abdülaziz’e darbe yapılması ve hemen ardından katledilmesinde etkin rolü olması ihtimaliydi.

Bilâhare, darbecilerle birlikte Yıldız Mahkemesi’nde yargılanan Mithat Paşa, önce idama mahkûm edildi; ardından “müebbed cezası” olarak Taif Zindanı’na gönderildi. Zindanda iken de boğulmak suretiyle öldürüldüğü anlaşıldı. (Mayıs 1884)

Mithad Paşa’nın bir hayli çekindiği veya sakındığı anlaşılan Sultan Abdülhamid, onun öldüğünden emin olmak için, başını kestirip Yıldız Sarayı’na getirtti. Paşa’nın gövdesi ise, uzun yıllar sonra Taif’ten alınarak İstanbul’a getirildi. (Haziran 1951)

* * *

Sultan Abdülaziz’in başına gelen elim hadisenin üzerinden neredeyse yüz elli yıllık bir zaman silindiri geçti. Hadisenin içyüzünün anlaşılması ve asıl faillerin günyüzüne çıkartılması, bugün itibariyle imkânsıza yakın bir mesele.

Yine de, şayet Mithat Paşa’nın bu işte bir dahli oldu ise, dünyada çektikleri ile kalmayacak, bir de Mahkeme-i Kübrâ’da yargılanıp ceza alacak ki, esasen iş bütünüyle oraya kalmış durumda.

Bununla beraber, Mithat Paşa’nın dünyevî ve siyasî işler itibariyle de bilinmesi gereken önemli yönleri ve icraatleri var.

Bu icraat ve faaliyetlerinin başında, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren adına “Danıştay” denilen “Şûrâ-yı Devlet”in tesis edilmesidir.

Mithat Paşa’nın kurulmasında öncülük etmiş olduğu Şûrâ-yı Devlet, Sultan Abdülaziz'in de iştirak etmiş olduğu bir büyük merasimle açıldı ve 10 Mayıs 1868 tarihinde ilk toplantısını yaptı.

Mithat Paşa’nın kurulmasında öncülük ettiği diğer bazı kurum ve hizmetler ise şunlardır: Emniyet Sandığı, Ziraat Bankası, I. Meşrûtiyetin ilânı, Kànun-i Esasînin (ilk Anayasa) hazırlanması ve tesis edilmesi.

Mithat Paşa’yı daha ziyade bu yönüyle tanıyan ve benimseyen Demokrat Parti, iktidara gelişinin hemen birinci senesinde S. Arabistan ile kurmuş olduğu diplomatik çabalar neticesinde, onun naaşını Türkiye’ye getirtti. 

1951 yılı Haziran’ında İstanbul’a getirilen Paşa’nın tabutu, önce idam cezasına çarptırıldığı mahkemenin bulunduğu Çadır Köşkü’nde katafalka konuldu.

Ardından, Şişli’deki Hürriyet-i Ebediye Tepesi’ne götürülen Mithat Paşa’nın cenazesi için resmî tören yapıldı ve devlet erkânının da hazır bulunduğu bir merasimle buradaki mezarına defnedildi.

Midhat Paşanın mezarı üzerine, Anayasa kitapçığı şeklinde ayrıca bir hatıra anıt yapıldı.

* * *

Demokrat misyonun temsilcileri, Mithat Paşa dışında, sahiplenmiş olduğu daha başka şah- siyetler için de benzer teşebbüslerde bulundu. Bunlardan iki tanesini daha kısaca hatırlatmaya çalışalım. 

İsmail Enver Paşa

Bu zat, hem Osmanlı Harbiye Nazırı, hem Serasker, hem Padişah Vekili, hem de Saray’a damat olan cevval ve takvâ sahibi bir şahsiyettir.

4 Ağustos 1922’de, Tacikistan’ın Belçivan bölgesi yakınlarında Rus Kızıl Ordusu’yla çarpışırken şehit düştü.

Yıllar sonra vefat yıl dönümünde, yani 4 Ağustos 1996’da naaşı Tacikistan / Çeğen Köyü’ndeki mezarından alınıp İstanbul’a getirildi ve yine devlet töreniyle Hürriyet-i Ebediye Tepesi’ndeki mezarına tevdi edildi.

Prens Sabahaddin Bey

Saray’a damat olan babası Mahmud Celâleddin Paşa gibi, o da Jön Türk (Ahrar-ı Osmaniye) hareketi içinde yer aldı.

II. Meşrûtiyetin ilânıyla birlikte, aktif siyasetin içinde yer aldı. Ahrar-ı Osmaniye Fırkası’nında, bilhassa fikir planındaki öncü şahsiyetlerinden biriydi.

31 Mart Vak’ası’ndan dolayı o da irticaya destek suçlamasıyla zan ve töhmet altında bırakıldı. 

Defalarca yurt dışına kaçmak-gitmek durumunda kalan Prens Sabahaddin Bey, 30 Haziran 1948'de bulunduğu İsviçre'de vefat etti. Mezarının getirtilmesi ise, ancak 4-5 sene sonra, yani Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle (30 Haziran 1952) mümkün olabildi. Kabri, Eyüpsultan Mezarlığı’nda.

***

@salihoglulatif:

Mâsum-mazlûm-mağdur kimseler, ekseriyet itibariyle melûl ve mahzûndurlar, sessiz ve sâkindirler, hüzünlü ve ıztıraplıdırlar; sabırlı ve mütevekkildirler...

Zalim-gaddar-mağrur kimseler ise, genellikle sıkıntılı ve tedirgindirler, yırtıcı ve agresiftirler, kaba ve asabidiler, sabırsız ve huzursuzdurlar...

Okunma Sayısı: 2463
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali R. Yardimoglu

    5.2.2018 09:01:29

    Rahmetli Enver Pasa, Bz. Said Nursi Ustad'a gayet hurmetkar, her daim takdir ve hayranlik duymus, ve bunu da Ilan etmis olup; simdilerde az1az ilim sahibi diye, gizli eneyle, Ustad'a rekabet besleyen, kendini guya muadil zanneden hoca ve sohretkarlardan asla degildir.....

  • Abdullah TUNÇ

    5.2.2018 08:35:50

    Durum öyle gösteriyor ki tarihimizi doğru öğrenmek önemli bir sorundur. Doğru tarihin yazılmasında sıkıntılar var gibi...Tarihi şahsiyetler ve olaylar farklı farklı anlatılıyor.Bunu farklı tarih kitaplarından anlıyoruz.Tarihi hadiseleri ve şahsiyetleri doğru,objektif olarak öğrensek, hem tarihi hatalar tekrar etmez,hem tarihten ders alıp ileriye daha emin adımlarla ilerleriz.Zihni keşmekeşliklerden de kurtuluruz Millet olarak ta ortak bir tarih bilgisine sahip olur,farklı bilgilerden dolayı birbirimize düşman olmayız. Devleti idare edenler,hükümleri altında cereyan eden hadiseleri her yönüyle bilirler. Bunu nesillere doğru aksettirebilirler. Bugün bir çok tarihi olay ve şahsiyet toplumun değişik kesimlerinde farklı farklı biliniyor. Mesalâ tarihte önemli bir röle sahip bulunan bir şahsı, biri göklere çıkarırken diğeri yerin dibine batırıyor.Yani biri ifrat,diğeri tefrit ediyor. İç barış ve toplum düzeni için vasat, ve doğru tarihe büyük ihtiyaç vardır vesselam....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı