"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dürrizâde ve Mustafa Sabri Efendiler

M. Latif SALİHOĞLU
20 Kasım 2017, Pazartesi
Geçen hafta, kapkara-kopkoyu bir cehalet yarışı vardı “Atatürk Türkiyesi”nde...

Son Şeyhülislâmlardan Dürrizâde Abdullah ile Mustafa Sabri Efendi ismi etrafında, hem bilgisizlik, hem şuursuzluktan kaynaklanan bağnazca bir kıyamet kopartıldı âdeta...

Tartışmaların odağındaki Tokat merkezli haberin özeti şudur: Bu ilimizdeki bir imam-hatip okuluna “Mustafa Sabri Anadolu İmam Hatip Lisesi” ismi verildi.

Aslen Tokatlı olan Mustafa Sabri Efendi, aynı zamanda son Osmanlı Şeyhülislâmıdır.

Resmî görüş itibariyle sakıncalı olan bu ismin bir resmî kuruma verilmesi, şiddetli, hiddetli, öfkeli tartışmalara yol açtı.

Hem, öylesine bir hiddet ve öfke ile yapıldı ki, tartışmanın her iki tarafı da “cehalet kuyusu”nun tam ortasına düştüler. Yukarıda ismi zikredilen her iki Şeyhülislâmın isimleri de, icraatları da, sakıncalı yönleri de birbirine iyiden iyiye karıştırıldı gitti.

Tartışmanın bir tarafında “Laikçi Kemalistler” duruyordu, diğer tarafında ise “Dinci Kemalistler” yer alıyordu. Meseleyi bilenlere de hiç sormadan, hiç danışmadan, kafadan bodoslamasına bir kapışmanın içine girdiler.

“Al birini, vur ötekine” demek lâzım belki de. Ne var ki, “Dinci Atatürkçüler” bu kavgada karşı tarafa mağlûp düştü; geri adım attı ve okulun ismini taşıyan tabelâyı indirerek, lisenin ismini de değiştirmek zilletini irtikap etti.

Bir tâlihsiz dönem ki...

Osmanlı’nın son Şeyhülislâmlarından olan gerek Dürrizâde ve gerekse Mustafa Sabri Efendilerin her ikisi de, hiç şüphe yok ki âlim ve fâzıl şahsiyetler idi.

Onların en büyük talihsizliği, Osmanlı’nın son deminde ve özellikle İstanbul’un İngiliz işgali altında olduğu, dahası, Damat Ferit hükûmetinin iş başında bulunduğu hengâmede vazife başına gelmiş olmalarıdır.

Bu talihsiz dönemde, sadece dört ay kadar Şeyhülislâmlık yapan Dürrizâde Efendi (1869-1923), Anadolu’da başlatılan Millî Mücadele hareketi aleyhinde 10 Nisan 1920 tarihli idam cezasına kadar varan bir fetva neşretti. En önemli gerekçe “Padişaha itaat edilmeyip isyana kalkışıldığı” şeklindeydi.

Aynı yılın Temmuz ayı sonunda bu makamdan ayrılan Dürrizâde, Ankara hükûmetinin gözünde, haliyle bir “hain” olarak görülüyordu. Bu sebeple, Eylül 1922’de önce Rodos’a, oradan İtalya’ya ve oradan da Hicaz’a gitti. Hac fârizesini edâ etmek üzere bulunduğu Kâbe’de vefat etti. (30 Nisan 1923)

* * *

Cahilce yapılan tartışmanın en önemli noktası, Dürrizâde’nin vermiş olduğu o talihsiz fetvânın, birçok kimse tarafından Mustafa Sabri Efendiye mal edilmeye çalışılmasıydı.

Şüphesiz, Dürrizâde gibi Mustafa Sabri de Ankara merkezli yeni Türkiye Hükümeti’nin nazarında sakıncalı olup “hain” diye damgalananlardan biriydi.

Hatta öyle ki, 1924’te son şekli verilen “150’likler” listesine onun da ismi dahil edildi.

Bu listeye dahil edilenler, vatan ve millet haini olarak görüldükleri için, nerede yakalanırlarsa idam edileceklerdi.

Son Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi (1869-1954), bu sebeple Türkiye’yi terk ederek Mısır’a (Kahire) gitti ve ömrünün sonuna kadar da orada kaldı. Mezarı da oradadır.

Ona atfedilen en büyük suç, İngiliz Muhibbân Cemiyeti’ne olan yakınlığı ile Sevr Antlaşmasını kabul edip onu imzalamasıydı.

Resmiyeten ve siyaseten affı kabil görülmeyen bu hatalarına rağmen, Mustafa Sabri Efendi, yetişmiş bir âlim ve fâzıl bir şahsiyet olduğu muhakkaktır.

* * *

Talihsiz bir dönem dedik; zira, kesinlikle hain olmayan Sultan Vahdeddin ve maiyeti ile birlikte, pekçok Saray ve Sadaret yetkilisi de hain kategorisine dahil edilerek, yurda girişleri men’edildi.

Dolayısıyla, yakın tarihin yeniden gözden geçirilmesinin faydalı olacağı kanaatindeyiz.

@salihoglulatif: Eğer mahiyetini bilirsen, kat'iyyen anlarsın ki: Türkiye’de "Dindar Kemalist" olunmaz; "Dinci Kemalist" olunur, ancak...

Okunma Sayısı: 4383
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Özdemiroğlu

    20.11.2017 12:20:43

    Burada tutarsız davranan MEB, daha doğrusu hükümettir. Madem ki Merhum Şeyhülislam'ın bir okula adını verdin,arkasında duracaksın. Duramayacaksan o İsmi vermeyeceksin. Bir ileri, iki geri adımlar azgın güruhu çıldırttı.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı