"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Emperyalistlerin Kürtler’e bakışı

M. Latif SALİHOĞLU
18 Kasım 2017, Cumartesi
Gerek Türkiye’de ve gerekse komşu diğer ülkelerde yaşayan Kürtler’in yöneticisi konumundaki siyasiler, şimdiye kadar hangi ecnebi güce inanmış veya onlara güvenerek hareket etmiş ise, her defasında yanılmış, aldatılmış ve sukût-u hayale uğratılmışlardır.

Bundan yüz sene önceki (1918) işgalci İngiliz destekli “Kürt-Teâli Cemiyeti” hareketinden tutun da, geçen ay Kuzey Irak’ta yapılan işgalci İsrail destekli “Bağımsızlık Referandumu” hadisesine kadar, benzer gelişmelerin tamamı, hep aynı “müflis tecrübe” ile sonuçlanageldi.

* * *

Sovyetler Birliği’nin desteği ile 22 Ocak 1946’da İran’da “Mahabad Kürt Cumhuriyeti” kuruldu. Bu hükûmet, daha bir senesini bile dolduramadan, İran, SSCB ile anlaştı, Kürtler’in üzerine orduyu sevk edip Mahabad Cumhuriyetini yıktı, ele geçirdiği kurucu kadronun hemen tamamını idam ederek o sayfayı bütünüyle kapattı.

Bu fâcianın arkasındaki yerel aktör durumundaki Mustafa Barzanî, canını zor kurtararak Moskova hükümetine sığındı. Uzun müddet Rusya’da ikamet etti.

* * *

1955’te İttihad-ı İslâmın “nüvesi” mahiyetinde ve Türkiye, İran, Irak, Pakistan’ın iştirakiyle Bağdat Paktı kuruldu. Birliğin üyeleri, S. Arabistan, Suriye, Mısır’ı da üye olmaya dâvet etti. Fakat her nasılsa, İngiltere gidip 5. üye oldu.

Bir yıl sonra (1956), yüzlerce kilometrelik Türkiye-Suriye sınırına boydan boya mayın döşendi. Zahirî sebep kaçakçılığın önlenmesi; gerçek sebep ise, iki tarafın birleşip kaynaşmalarına darbe vurmaktı.

1957’de, M. Mustafa Barzanî, Moskova’dan “paraşütle” Irak’a nakledildi. Bir bakıma, Türkiye-Irak sınırına da “siyasî mayın” döşenmiş oldu. 

1958’de, çok kanlı bir darbe (Kral ile Başbakan vahşice öldürüldü) sonucu sarsıntının bütün şiddetiyle devam ettiği bir  hengâmede, Mustafa Barzanî, tutup “Irak Kürdistanı”na adeta monte edildi.

Bu montajlama işine Rusya, ABD, İsrail, İngiltere, hatta İran bir şekilde razı olduğu gibi, özellikle emperyal hevesli ecnebilerin her biri Kürtleri kendi menfaati istikametinde kullanma politikaları geliştirdi.

Yıllarca Irak merkezî hükûmeti ile mücadele eden Mustafa Barzanî, gerek SSCB’den, gerek ABD’den ve gerekse diğer ecnebilerden umduğu desteği alamayarak, bir kez daha hezimete, dolayısıyla sukût-u hayale uğradı. 1979’da tedâvi gördüğü Amerika’da vefat etti. Bilâhare, ABD’ye sitem yüklü mektupları yayınlandı.

* * *

Emperyalistler, Irak’taki menfaatleri istikametinde Barzanileri kullandığı gibi, Türkiye ve bölge üzerindeki menfaatleri için de PKK, PJAK, PYD gibi örgütleri kullanıyor, kullanmaya el’an devam ediyor.

Mesut Barzanî, birkaç kez bağımsızlık referandumuna ciddî ciddî niyetlendi. Teorik planda, böylesi bir niyet ve arzuyu her unsur yaşayabilir ve  taşıyabilir. Normaldir.

Meselenin pratik ve reel-politik yönüne bakıldığında ise, siyaseten bağımsız bir Kürdistan’ın kurulmasına imkân ve ihtimal görünmüyor. Zira, İsrail dışında bölgedeki ve çevrelerindeki hiçbir ülke, başka hiçbir unsur veya topluluk, buna razı olmuyor, olamıyor.

Küresel güçler ise, gerçekte Kürtleri değil, kendi hasis menfaatlerini düşünür ve Kürtlerin hatırına bölgedeki hiçbir devlet ile durup dururken rizikoya girip de karşı karşıya gelmez, gelmeyi tercih etmez.

Onların menfaati ise, Kürtlerin bağımsız bir devlet kurup rahata kavuşmalarında değil; tam aksine, ezelî-ebedî menfaatlerini, Kürtlerin daima rahatsız, daima sıkıntılı ve hatta isyankâr bir ruh haleti içinde olmalarında görüyor.

Nitekim, yakın geçmişte IŞİD’in Musul’u işgal etmesi bile, tam tamına Barzanî’nin bağımsızlık referandumunu yüksek sesle dillendirdiği ve “Bekleyin, pek yakında” dediği günlere denk getirildi.

Bağımsızlık kararından vazgeçen, geri adım atan Barzanî, Kürtleri ateşler içinde bırakarak yönetimi bıraktı ve şunu söyledi: “ABD bizi sırtımızdan vurdu!” Öyle olacağı, tecrübeler ışığından da belliydi zaten. Ama...

* * *

Türkiye’nin Kürtlere yönelik emperyal, ırkçı ve asimileci yüzünü ise, Kemalizm temsil ediyor.

Kemalist Türkçü rejim anlayışı, Üstad Bediüzzaman’ın Es’ile-i Sitte’deki ifadesiyle, bin yıllık vatandaşı ve cihad arkadaşı olan Kürtlerin dillerini unutturmaya ve milliyetini inkâr etmeye yönelik politikaları, tedâvisi çok zor dinî, sosyal ve kültürel yaraların açılmasına sebebiyet verdi. Türkçü Kemalistlerle iyice haşır-neşir bir duruma gelen şimdiki hükümet de, ne yazık ki o derin yaraya tuz-biber ekmeye yönelmiş veya buna mecbur edilmiş gibi görünüyor.

Sosyokültürel ve temel insan hakları üzerindeki Kemalist baskılar, maalesef siyasî ve ideolojik Kürtlüğü hem tetikliyor, hem de beslenip boy vermesine yardımcı oluyor. Bu ise, öncelikle Kürtlere zarar veriyor; onları cayır cayır yakan bir ateş topuna dönüşüyor.

Üstad Bediüzzaman’ın hiçbir şekilde doğru bulmadığı “Siyasî ve ideolojik Kürtlük” yerine, devlet Kürtlerin sosyal, kültürel ve sair temel insanî haklarına hizmet etmeli; Kürtler de, vargücüyle hürriyetin, demokrasinin, hukuk ve adaletin ülkemizde ve bölgemizde yeşermesine, ikamesine, kuvvet kazanıp hakimiyet kurmasına yardımcı olmaya çalışması lâzım, hatta elzemdir. Zira, istibdat ve diktacı yönetimlerden, en çok onlar zarar görüyor.

@salihoglulatif: Bediüzzaman: Emin olunuz, biz Kürtler başkalara benzemiyoruz. Yakînen biliyoruz ki, içtimaî hayatımız Türklerin hayat ve saadetinden neş’et eder. (Münâzarât)

Okunma Sayısı: 3806
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdurrahman KOÇAK

    18.11.2017 12:30:09

    Çok yerinde ve bölgenin reel sorunlarının tam tespiti.Bediüzzamana kulak verilse idi bu kaos ortamı meydana gelmeyecekti.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı