"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İlk Meclis’te büyük kavga-2

M. Latif SALİHOĞLU
31 Ağustos 2018, Cuma
Kemalist jakoben takımı, İstiklâl Harbi’ndeki şehit sayısının en az on katı kadar bu ülkenin sâdık, mâsum, fedakâr vatandaşını katlederek öldürdü.

1920-23 yılları arasındaki muharebelerde verdiğimiz şehitlerin yekûnu 9 bin civarında iken, rejimin madrabazları tarafından bu tarihten sonra “kànun-inkılâp perdesi altında” katledilen insanlarımızın sayısı en az 90 bindir.

Söz konusu kànun ve inkılâplar ise, hiç şüphe yok ki “Gizli Lozan görüşmeleri”nde ecnebi kâfirlere gönüllü olarak verilmiş sözlere ve taahhütlere istinaden, yeni Türkiye’de cebren ve hile ile gerçekleştirilmiştir.

Yine hiç şüphe yok ki, Hilâfetin kaldırılması, Medreselerin kapatılması, Şer’iye Vekâleti’nin lağvedilmesi, dayatmalı Şapka-Kıyafet mecburiyetinin getirilmesi, Latincenin ikamesi ile Kur’ân harflerinin yasaklanması, İslâm fıkhı ve Mecelle’nin terki ile İtalya ve İsviçre Kànunlarının yürürlüğe konulması, Anayasa’dan “Din-i İslâm” tâbirlerinin dahi çıkarılması, Muhammedî Ezân’ın yasaklanması, Laikliğin dinsizlik mânâsında-mahiyetinde tatbik edilmesi ve bütün bu icraatlara karşı gelenlere en ağır şekilde bir takım müeyyidelerin uygulanmış olması, bazen kurşunla taranması ve özellikle İstiklâl Mahkemeleri marifetiyle idama kadar varan ağır cezalarla cezalandırılması ve daha bir çok melânetin irtikâp edilmesi, hep “Gizli Lozan Antlaşması”nın belirtisi ve neticesidir.

Evet, bu icraatlerin hiçbir tanesi “yerli ve millî” ihtiyaçtan kaynaklanmış falan değildir. Hepsi de Avrupa menşeli ve Batı patentli inkılâplar, icraatler ve faaliyetler cümlesidir.

Bu arada, şunu da hatırlatmakta fayda var: Kasım 1922’de, yani Lozan’dan evvel yapılan köklü, radikal bir tek değişiklik var ki, o da Saltanatın kaldırılmasıdır.  

Evet, daha I. Lozan heyeti yola çıkmadan evvel Millet Meclisi’nin hür iradesi ile gerçekleştirilmiş olan bu değişiklik, o tarihte artık zaruret derecesinde bir ihtiyaç olmuştur. 

Bu mukabil, yine de, tüm Osmanlı Hanedanı mensuplarının Mart 1924’te tam bir perişaniyet içinde hudut harici edilmesi ve gittikleri yerlerde onlara hiç sahip çıkılmaması, hiç yardım dahi edilmemesi, insaniyet noktasından olduğu kadar İslâmiyet itibariyle de savunulacak, tasvip edilir hiçbir tarafı yoktur. Bu, esasen ayrı bir değerlendirme konusu.

“Lozancılar”ın intikamı

Bir önceki yazıda üzerinde durduğumuz “Men-i Müskirat” meselesinde olduğu gibi, Meclis’teki “I. Lozan görüşmeleri” esnasında da çok sert tartışmalar ve ciddî bir gruplaşma hali yaşandı.

I. Grup, gizli celselerde Lozan görüşmelerini, gelinen noktayı ve ileri için yapılması gereken anlaşmaları hararetle savunurken, II. Gruptakiler ise tam tersi bir kulvarda fikir ve kanaat izharında bulunuyordu.

Muhalif grubunun lider kadrosu konumunda olan Trabzon mebusu Ali Şükrü ile Erzurum mebusu Hüseyin Avni Beyler, “Siz Mehmetçiğin kanıyla kazanılmış olan bir zaferi, gidip orada masa başında ucuza satıyorsunuz” diyerek, İsmet Paşa ve taraftarlarına yüklendikçe yükleniyorlardı.

1923 yılı özellik Şubat ve Mart aylarında Ankara’da yaşanan bu şiddetli ve hiddetli münakaşaların siyasî faturası çok ağır oldu. Şöyle ki: 27 Mart günü, Ali Şükrü Bey, birden bire ortadan kayboldu. 4-5 gün sonra anlaşıldı ki, Çankaya Muhafız Komutanı Topal Osman tarafından tertipli bir sûikast sonucu katledilmiş ve cesedi bir bağ evinin yakınlarına götürülüp oraya gömülmüş.

Bütün dikkatler, âkıbeti henüz meçhul durumda olan Ali Şükrü Bey hadisesi üzerinde toplanmışken, Meclis Başkanı M. Kemal, aniden “erken seçim” meselesini gündeme getirdi ve 1 Nisan günü itibariyle de “seçim kararı”nı aldırdı. Böylelikle, bütün mebuslar seçim telâşına düştü; Ali Şükrü Bey cinayeti ise gündemin geri sıralarına düşmeye başladı.

M. Kemal ve arkadaşları, seçilecek milletvekili listesinin tamamını kendi taraftarlarından oluşacak şekilde tanzim etti. Bu sebeple, Lozan muhalifleri büyük ölçüde tasfiye edilirek Meclis dışında bırakıldı. 23 Ağustos 1923’te Millet Meclis’te yapılan oylama sonucu “Lozan Antlaşması” bir bütün halinde onaylanarak kabul edilmiş oldu.

Okunma Sayısı: 1571
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali R. Yardimoglu

    31.8.2018 00:39:42

    ..tam tamina yugoslavya titosu misal, merkez politburo partisi (chfirkasi partisi) ve genel sekreteri misal 1 bolsevik turevi (derived) jakoben bohemian elitist idaredir; ileride kafasini kuma gommusler cikardiktan sonra, tum dunyanin gordugu ve literaturune gecirdigi bu ucuz sahteligi anlar.....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı