"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İlk Meclis’te büyük kavga-4

M. Latif SALİHOĞLU
02 Eylül 2018, Pazar
Yaklaşık yüz yıl önce Said Nursî ile bağlantılı olarak Ankara’da yaşanan önemli bazı gelişmelerin daha yeni yeni gün yüzüne çıkmaya başladığını görmekteyiz.

Bu gecikmenin birinci sebebi, gerek Said Nursî’nin ve gerekse eserlerinin uzun müddet yasaklı ve sakıncalı olarak addedilmesidir.

Bir diğer sebep ise, Kemalizm diye de isimlendirilen “resmî görüş” despotluğunun her sahada hâkim kılınmaya çalışılmasıdır. Zira, Bediüzzaman Said Nursî, talebeleri ve eserleri, Kemalizm ile olduğu kadar resmî bakış açısıyla da muhalif olup, fikren ve mânen köklü ve daimî sûrette çatışma halindedir.

Bir asırlık süre içinde hemen herkese ve her fikir hareketine baş eğdirmede başarı sağlayan Kemalizm, bir tek “Nur cereyanı” karşısında duraksamış, tökezlemiş ve milletin vicdanında, âfâkında büyük ölçüde gerilemek durumunda kalmıştır.

Şimdi de Kemalizmi temsil eden M. Kemal ile Nur hareketini temsil makamında olan Said Nursî’nin, Ankara’daki ilk Meclis dönemindeki karşılaşma, tartışma ve zıtlaşma hallerine deliller ışığında bir nazar gezdirelim.

Kaynak ve hatıra notları

Üstad Bediüzzaman’ın altı ay kadar süren Ankara günleri ve M. Kemal ile olan görüşme ve münakaşalarına dair, bizim açımızdan en sağlam, en güvenilir kaynak, bizzat kendi söz ve beyanlarıdır... İkinci derecedeki kaynak, bazı arşiv bilgileri ile gazeteci-yazar Eşref Edib, Ankara’da memur Vanlı Tevfik Demiroğlu ve Siverek mebusu Yüzbaşı Abdülgani Ensarî Bey gibi dostlarının anlattıkları... Üçüncü derecedeki bir kaynak ise, Meclis’teki I. Gruptan M. Kemal yanlısı Şebinkarahisar mebusu Ali Surûrî (Tönük) Beyin hatıra notlarıdır.

Şimdi “üçüncü” derecedeki kaynaktan başlayarak birinciye doğru gidelim.

* * *

İlk Meclis’te önemli görevler de üstlenen 1888 doğumlu Ali Surûrî Bey, 30 Eylül 1926’da vefat etti. M. Kemal ile Said Nursî arasındaki hararetli tartışmaların en yakın şahitlerinden biridir. Duyduklarını, tuttuğu “Günlük Defteri”ne not etmiştir. 

Yakın zamanda Ankara’daki “Millî Kütüphane”de bulunan bu orijinal defter, 2018 yılı başlarında Hitabevi Yayınları arasında neşredildi. Dr. Niyazi Ünver tarafından yayına hazırlanan 96 sayfalık bu kitap “Yakın Tarihe Tanıklığım; Atatürk-Bediüzzaman Görüşmesi” ismiyle piyasaya sürüldü.

İşte, Ali Sururî Beyin hatıra notlarından, konuyla ilgili Miladî takvimle yaptığımız kronolojik sıralamaya göre bazı bölümler:

9 Kasım 1922

Bediüzzaman Saîd-i Kürdî Efendiye, Meclis alkışlarla Hoşâmedî etti. ...Meclis’te Birinci Reis Vekilliği için 3. defa olarak yapılan intihâb (seçim) neticesinde, grubumuzun namzedi Gàlib Bey kazanamadı; Hüseyin Avnî Bey kazandı.

25 Kasım 1922

Takrîben akşam namazı sıralarında Meclis dağılırken, baktım Divân-ı Riyâset’te Kemal Paşa ile Bediüzzaman arasında bir mübahase (tartışma) var. Ben de dinledim. Bir saat kadar imtidâd etti (sürdü). Mübahasenin ibtidâsı, Bediüzzaman’ın Kemal Paşaya ve bazı arkadaşlara yazdığı mektupta namaz kılmalarını tavsiye etmiş. Ve Mezheb-i Şâfiî’de târik-i salâtın (namazı terk etmenin) şehâdeti kabul edilmeyeceğine nazaran, Meclisin ekseriyeti târik-i salât ise, Meclis’in hükümlerinin medhûl (ayıplı) ve gayr-i nâfiz olması lâzım geleceğini beyân eylemesinden dolayı imiş. Kemal Paşa, mektubun yalnız kendisine yazılsa idi, mahzûrun o kadar vârid olmayacağından bahisle Bediüzzaman’a darıldı. O da bu mahzûru düşünemediğini itirâf etti. Bediüzzaman, evvelce biraz haşince söylüyor ise de, sonra te’vîl ve tahfîf etti. Ve aralarındaki kırgınlık zâhiren zâil oldu gibi ise de, her halde iki taraf da birbirine muğber (kırgın) kaldılar zannederim. Kemal Paşa, çok mühim mes’elelere temâs etti ve hakikaten zekâsını gösterdi. Bediüzzaman’ı yalnız şu mubahasede dinleyenler şöhretini pek de hakikate muvâfık bulmadılar sanıyorum. Maamâfih yine güzel cevaplar verdi. Bilhassa Kemal Paşa’ya hitâben: “Siz Kur’ân’ı ve İslâmı kurtardınız. Kurân’ı omuzunuza kaldırdınız. Kur’ân ise, her sahifesinde Salât ile emrediyor. Madem ki, Kur’ân’ı böyle muhâfaza ettiniz, onun emri olan salâta (namaza) da beyne’l-müslimîn te’mîn-i müdâvemet için teşebbüs etmemiz lâzımdır. Ve o mektubu size onun için yazdım...” meâlinde güzel sözler söyledi. Bir aralık Bediüzzaman (akşam namazına) çıkmıştı. Kemal Paşa, Bediüzzaman’ı beğenmediğini söyledi.

Okunma Sayısı: 2276
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Bilâl Tunç

    2.9.2018 10:03:29

    TASHİH İkinci "9 Kasım 1922"de kalem sürçmesi olmuş.. Doğrusu; "25 Kasım 1922"..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı