"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nurcular, Kemalizm ile barış(a)maz

M. Latif SALİHOĞLU
16 Kasım 2017, Perşembe
Risâle-i Nur hareketi ile Kemalizm, birbirine taban tabana zıt iki cereyandır.

Nur hareketi yüzde yüz yerli olmasına karşılık, Batı menşeli “inkılâplar”a bakıldığında, Kemalizm için aynı gerçekliğin söylenemeyeceği apaçık ortada.

Bu iki farklı cereyana objektif nazarla bakan, gören, mahiyetlerini anlayan hiçbir akıl ve insaf sahibi, tutup bunları bağdaştırma cihetine de gitmez, gidemez. Dolayısıyla, aşağıdaki hususları tereddütsüz şekilde ifade etmek mümkün: 

* M. Kemal ile B. Said Nursî, yekdiğeriyle asla uyuşmayan bir fikir ve itikad sahibi idiler. Dünya görüşleri tamamen farklı idi.

* Onların fikriyatını takip edenlerin düşünce ve kanaatleri de aynı şekilde, kalın ve kırmızı çizgilerle birbirinden ayrı sûrette devam edegeldi.

* Bu fikrî ve itikadî ayrılığı, gerek Kemalistler, gerekse Nur Talebeleri her defasında ve hiç tereddütsüz şekilde hep deklare edegelmişlerdir.

* Söz konusu iki şahsiyet ve iki görüş hakkında başka türlü yazıp konuşanların fikirlerine hiçbir şekilde itibar edilmez ve edilmemeli.

Nitekim, son zamanlarda bazı dindar siyasilerin “Atatürkçülük” lehindeki beyanlarına karşı, yıllardır onları destekleyen Nurcular tarafından da şiddetli itirazların yükseldiğini görmekteyiz.

Demek ki, onların siyaseten farklı tercihlerde bulunması, Kemalizm ile yakınlaşma ve bu cereyana müsamaha ile bakmalarını gerektirmez ve gerektirmemeli.

* * *

Öte yandan, Nurcular ile Kemalistlerin bâriz farkını bundan tâ 57 yıl evvel görüp yazıya dökenlerden biri de, eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’tir. CHP’nin 3. Genel Başkanı da olan Bülent Ecevit, hem mebusluk, hem de gazetecilik yaptığı dönemde, 12.01.1960 tarihli ULUS (M. Kemal’in sahibi olduğu eski ismiyle Hakimiyet-i Milliye) gazetesindeki “Nurcular ve iktidar” başlı yazısında, baştan sona yapmış olduğu karalamanın dışında, ölçü ve baz olarak alınabilecek tek gerçek şudur: Devrimci Atatürkçüler ile Demokrat Nurcular arasında dağlar ve uçurumlar kadar büyük bir fark var.

(NOT: Söz konusu yazıyı, bundan 11 yıl evvel köşemize taşımış ve gerekli bazı cevapları vermiştik. Meraklılar için, o yazının linki: http://www.yeniasya.com.tr/2006/11/16/yazarlar/lsalihoglu.htm)

* * *

Ecevit gibi “Said Nursî ve M. Kemal” konusunu lâfı dolandırarak ve meseleyi büsbütün çarpıtarak anlatanlar hiç eksik olmadı hayatımızda. Benzerlerine günümüzde de rastlamaktayız ne yazık ki...

Oysa, fikir ve itikat zıtlığı, kişiyi yalan-yanlış şeyleri sıralamaya sevk etmemeli. Herkes kendi görüş ve kanaatini hasbî ve harbî şekilde anlatmalı, anlatabilmeli. Mertlik bunu gerektirir.

İşte, o mertçe anlatımlardan biri Aziz Nesin’e ait. Onun, dindar Müslümanlar ile Atatürkçülük arasındaki “zıtlığa parmak basan” gayet açık ve net tesbitleri var.

Yazımız, o tesbitlerden bir misâl ile noktalayalım. Nesin’in ifadeleri şöyle: “Atatürk, Müslümanlar açısından sevinilecek bir şey yapmadı. Dolayısıyla, Türkiye’de yaşayan ve Atatürk’ü sevdiğini söyleyen dindar Müslümanlar yalancıdır, omurgasızdır...”

GÜNÜN TARİHİ 16 KASIM 1869

Süveyş Kanalı, savaş kanalı oldu

Osmanlı’ya bağlı Mısır topraklarında inşasına 1861'de başlanan Süveyş Kanalı, 8 yıl süren hummalı çalışmalar neticesinde, nihayet 16 Kasım 1869’da hizmete açıldı. Bu sûretle, Akdeniz ile Kızıldeniz birleştirilmiş oldu.

Kanalın uzunluğu 160 kilometreden fazla, genişliği 70-120 metre, derinliği 11-12 metre arasında idi. Zamanla daha da geliştirildi.

Kanalın işletme idaresi, 99 yıllığına bir şirkete verildi. İngiltere, 1875'te bu şirketin yüzde 44'üne sahip oldu. II. Dünya Savaşı sonlarına kadar da İngiliz hakimiyetinin sürdüğü bu bölgede, 1945'ten itibaren dengeler değişmeye başladı. İngiltere, Fransa ve İsrail'in kanal üzerindeki müşterek hakimiyet çabası, Rusya ve ABD’nin destek vermemesi üzerine boşa çıkıyordu.

1945'te İngiliz hakimiyetinden kurtulan ve bağımsızlığını ilân eden Mısır, 1956'da Süveyş Kanalı’nı da millileştirdiğini ilân etti. İngiltere ise, Fransa ve İsrail'in de desteğiyle, Mısır'a savaş açtı. Hatta, bölgede kısa süreli bir işgal vak’ası yaşandı. Ancak, Sovyet Rusya’nın tehditleri üzerine, işgalciler tası-tarağı toplayıp gittiler.

@salihoglulatif: BSN: Bu zamanda enaniyet çok ileri gitmiş. Herkes, bir buz parçası olan enaniyetini eritmeyip bozmuyor, kendini mâzur biliyor; ondan nizâ (ayrılık) çıkıyor. Ehl-i hak zarar eder; ehl-i dalâlet istifade ediyor.

Okunma Sayısı: 9168
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı