"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Seçim geçici, insanlık kalıcı

M. Latif SALİHOĞLU
12 Haziran 2018, Salı
Sorsanız, şunu herkes bilir ve herkes aynı şekilde cevap verir: Seçim-sandık işleri geçici, insanlık-dostluk ise kalıcı değerlerdir.

Peki, insanlarımız arasındaki uygulama, tatbikat, diyalog ve davranışlar kısmı da öyle midir? Yani, geçici ve kalıcı değerler statüsüne göre midir? Ne gezer...

* * *

Siyasî menfaat beklentisi, yüksek insanî değerlerin önüne geçen kimseler var, ne yazık ki...

Bu sebeple, kendi siyasî hesap ve beklentisine engel olarak gördüğü mükemmel bir insanı dahi rahatlıkla kırabilir, ya da ona kırılıp darılarak uzaklaşma cihetine gidebilir. Üstelik, o insana karşı kin ve intikam duyguları besler ve kendine göre fırsat kollamaya başlar.

* * *

Siyasî hırs, tarafgirlik, kin ve intikam duyguları iyiden iyiye kabarmış öyle kimseler var ki, ne kadim dostluk-ahbaplıklar umurunda onun, ne hısım-akrabalık, ne komşuluk-arkadaşlık... 

Gözünü kırpmadan bir çırpıda hepsini tarumar edebiliyor. Öyle ki, yirmi-otuz yıllık dostlukları bile bir oturumda, hatta ayaküstü bir lâhza içinde def’aten yıkıp yerlebir etmekten çekinmez hale gelebiliyor.

Çünkü, seçimi kazanmak hırsı, onun için bütün bu değerlerin önüne geçmiş, üstüne çıkmış vaziyette. Gözü-gönlü başka bir şey görmüyor, esasen görmek de istemiyor.

Yukarıda verdiğimiz misâller, kesinlik hayalî-farâzî değiller. Bütün bunları ve hatta daha fazlasını bizzat yaşadım, tecrübe ettim ve bir kısmını da yakînen müşahade etme imkânını, fırsatını buldum.

* * *

Şimdi, siz böyle insanlara ne diyebilir ve ne yapabilirsiniz? Onlarla nasıl çalışır ve hangi yola birlikte gitmeyi göze alabilirsiniz?

Mümkün değil. İyisi mi, böyle ayarı kaçmış, terazisi bozulmuş kimselerle münakaşa etmemek. Onlarla sohbeti-muhabbeti uzatmamak. Her taraflarına bulaşmış olan siyaset balçığına karşı kendini muhafaza etmek. Ve nihayet, bu tür bir siyasî bağnazlıktan, “Şeytandan kaçar gibi” kaçıp Allah’a sığınmak...

Cenâb-ı Hak, âdil-i mutlaktır; hiçbir şeyi karşılıksız bırakmaz. Yeter ki, biz kendi vazifemizin dışına çıkma, O’nun vazifesine karışma hatasına düşmeyelim...

***

GÜNÜN TARİHİ: 12 Haziran 1966

Keban Barajı

Türkiye’nin en büyük ve en bereketli akarsuyu olan Fırat Nehri üzerinde Keban Barajının temeli atıldı: 12 Haziran 1966.

Başbakan Süleyman Demirel tarafından temeli atılan Keban Barajı, Türkiye'deki barajlar zincirinin en önemli halkalarından biridir.  

Elazığ ili, Keban ilçesi sınırları dahilinde, 1966-1975 yılları arasında inşa edilmiş olan bu baraj, elektrik enerjisi üretimi amaçlıdır.

Bununla beraber, baraj gölü havzası içinde yer alan bağ-bahçe sulamasına da büyük faydası dokunan Keban Barajının, bölgedeki iklim ve nem oranına da büyük etkileri var. 

Keban hidroelektrik santralı, enerji üretimi noktasında, ülkenin çok mühim bir ihtiyacını karşılamaktadır. Barajın sekiz tribünlü toplam gücü 1330 Megawatt olup yıllık enerji üretimi 6 Milyar kWh’dir. İlk yıllarda Türkiye’de üretilen elektriğin % 20’sini tek başına karşılayan Keban, günümüzde tüketilen toplam elektriğin yaklaşık % 8’ini karşılamaya devam ediyor.

***

@salihoglulatif:

Bir tarafgirlik MARAZına dönüşen siyaset, bilhassa son yıllarda: Milletin ağzını bozdu; dilini-dengesini bozdu; mizacını-ahlâkını bozdu; akrabalık bağlarını bozdu. Her şeyi berbat eden bir tahrip kalıbına döndü.

* * *

Siyasî bağnazlar, kendi lehlerine şeytandan, fâsıktan, münâfıktan bir haber-fikir gelse, hiç tahkik etmeden hemen inanırlar. Aleyhlerine bir haberi melek, mümin, mübarek biri getirse, yüz tevil ile tevil ettirip yine de inanmak istemezler. Neuzubillah...

Okunma Sayısı: 4280
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah TUNÇ

    12.6.2018 10:30:04

    Siyasi tarafgirlikle akıl,kalb ve fikrini dağıtmış insanlar için arkadaşlık kardeşlik,vefa hak,hukuk, insanlık geçmişteki beraberlik,temel fikir ve düçünceler,prensip ve kaideler bir anlam ifade etmiyor.Bunların tamamı mını bir kalemde silebiliyorlar.Elli senelik şerefli mazilerini unutup bilmezden, görmezden gelebiliyorlar. Muhakeme ve muhasebe yetenekleri kaybolmuş gibi...Bu tiplere akli ve mantiki deliller,belgeler bir anlam ifade etmiyor.Bunlar tek taraflı ve yanıltıcı televiyon yayınlarının etkisi altında adeta hipnoz olmuş durum dalar. Bu yayınları mutlak doğru kabul ediyor ve bunun dışında bir şey kabul etmiyorlar. Bu noktada sanki akli melekeler durmuş;çalışmıyor.En kat-i ve parlak deliler,bilgi ve belgeler hava gibi esip gidiyor...Bunlara hiç etki etmiyor.Bu durumun bire bir şahidi olduğum için yazıyorum. Yalnız şunu merak ediyorum...Tarihte böyle bir hal yaşanmış mı?

  • Ali Tam

    12.6.2018 01:46:05

    Türk vatandasligindan cikip yabanci uyruga gecen kisi secme ve secilme hakkini da vatandasliktan cikarken kaybeder. Iste böyle birisinin karldan daha kralci olup secim hengamesinde siyaset yapmasi ve kendi siyasi fikrinde olmayani vatan haini ilan etmesini dahi yasiyoruz Avrupa'da. Demek ki siyaset hastaligi secimlerde nüksettiginden secim de bir maraz oluyor ki gecici bir maraz degil esseklikle beraber baki kaliyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı