"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şûra düşünceleri

M. Latif SALİHOĞLU
03 Kasım 2018, Cumartesi
Ehil kimselerin, bir veya birkaç meselenin konuşulması, müzakere edilmesi maksadıyla toplanmalarına “şûra” denir.

Kurân’da “şûra” emredilmiştir. Buna mutlaka riayet etmek gerekiyor. Şûrasız olmaz.

Şûrâ’nın, ayrıca bir esas yönü, bir de usûl ciheti vardır. Özellikle usûl cihetine ne derece riayet edilirse, neticesi o nisbette güzel, verimli ve huzur verici olur.

Ne var ki, fertler ve gruplar gibi geniş topluluklar da “tekâmül kànunu”na tâbi olduğundan, ihdas edilen bir şûranın işleyişi de zamanla tekâmül ede ede gelişip güzelleşir.

Reddü’l-Evhâm:

Meşrûtiyetin devamı, ruhu, nokta-i istinadı ve mürşidi, şeriat ve milliyetimiz olan İslâmiyet olduğundan, gayr-i müslimler, bu ittihaddan ürkmek değil, takdis ve ünsiyet etmek lâzımdır.

(Bediüzzaman, Hutbe-i Şâmiye)

Şunu da hiç hatırdan çıkarmamalı ki, şûra gerçeği, aynı zamanda hürriyet hakikatini, meşrûtiyet sistemini ve içtimaî meselelerin bir “meclis-i âliyye” marifetiyle görüşülüp halledilerek yürütülmesini gerektiriyor.

Şûrâ olmadan asla...

Hutbe-i Şâmiye isimli eserin Altıncı Kelime faslında şu hakikatli ibareleri görmekteyiz: Müslümanların hayat-ı içtimaîye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı, meşveret-i şer’iyedir. “Veemrû şûra beynehûm” âyet-i kerimesi, şûrayı esas olarak emrediyor.

Esas olarak emredildiğine göre, sizin bağlı olduğunuz, yahut sizi bağlayan bir şûrânın olması adeta kaçınılmaz bir hâle geliyor.

Âyet-i kerîme, meşveret ve şûrayı emrettiğine göre, arada bir hatalı duruş veyahut yanlış bir karara rastlanılsa bile, şûrânın işleyişine yine de karşı gelmemeli, meşvereti terk etmemeli. Zira, haklı şûra ve meşveret-i şer’iye hatada karar kılmaz ve sürekli şekilde yanlış karar almaz.

Kaldı ki, böyle bir şûrânın yanlış kararına (ki, ona uymanın da bir sevabı var; doğru ise şayet, sevap iki misline çıkıyor) fert bazında yine de muhalefet etmemeli, ona mukabele, onunla muaraza cihetine gitmemeli. 

Daha açık bir ifade ile “emredilen şûra”nın ruhunu incitmemeli, onu zaafa uğratacak söz ve davranışlardan imtina etmeli.

“Daha iyisi” var mı, yok mu?

Fertler, bir şûraya uyup uymamak noktasında, elbette ki hür ve serbest iradesiyle hareket eder. Kezâ, şûranın kararına riayet edip etmeme hususu da öyle...

Ne var ki, millet, memleket ve umuma bakan kudsî hizmetler noktasında, yanlış yapmamak, hatalı bir yola girmemek ve en mühimmi “mânevî mesuliyet”ten kurtulabilmek için, bilhassa şu müşevveş asırda illâ ki bir şûrâya bağlanmak, böyle metin bir şahs-ı mânevîye istinad etmek gerekiyor. Aksi halde, münferit kalır ve bu sebeple aldanmaktan, sarsılıp yanılgıya düşmekten kolay kolay kurtulamaz olur. Zira, fırtınalar şiddetli.

Bütün eksik ve kusurlarıyla birlikte teşekkül etmiş-ettirilmiş bir şûrayı beğenmeyen kimse, yine de meşveretsiz ve şûrâsız kalmamalı: Hakta sebat ve isabet için, ya daha iyi bir meşveret, daha tekâmül etmiş bir şûra bulup göstermeli, ya da çâr-nâçâr mevcut şûrâya kanaat etmeli.

Şayet, bunların hiçbirini takmayıp tanımayarak hodserâne (kendi başına) gidiyorsa, yine de kendi bilir; ama, fikir ve kanaatimiz odur ki, böyle yapmakla daha iyi bir formül bulmuş, daha kârlı bir yol seçmiş olamaz.

Hülâsa

“Şûra” aynı zamanda toplanmayı, yani “içtima” etmeyi gerektiriyor. O halde, içtimaî meselelerin mutlaka meşveret edilmesi ve şûrâda konuşulması lâzım, hatta elzemdir. Evet, adı üstünde “içtima”î... 

Dolayısıyla, içtimaı ilgilendiren konuları ferdî çerçevede tutup halline çalışmaları; zira, doğru ve isabetli şekilde hallolmaz. 

Bir başka ifade ile, ferdin meselesini içtima (şûrâ) görüşüp halledebilir; ama, içtimaî konuları ferdin tek başına ve doğru şekilde halledebilmesi mümkün görünmediği gibi, mâkul da görünmüyor.

Okunma Sayısı: 919
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı