"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tehirli müjdeler

M. Latif SALİHOĞLU
17 Mayıs 2018, Perşembe
Bir önceki yazıda, Münâzarât isimli eserde bahsi geçen müjdelere temas etmiştik.

Şimdi de, peşisıra telif edilen Hutbe-i Şâmiye isimli risâledeki müjdelere bir nazar gezdirelim.

Bu her iki risâlede de dikkat çeken bir nokta şudur: İstikbâlde tahakkuk edeceği ümid edilen o müjdeli gelişmelerin vukuu tarihlerinde bazı gecikme ve tehirlerin sebebi üzerinde duruluyor. Yani, önceden hesaba katılmayan bazı mühim mânilerin, o haber verilen müjdelelerin vukua geliş tarihlerinde bir ertelemeye sebebiyet verdiğinden söz ediliyor.

Bu kaydı da koyduktan sonra, şimdi yüz yıllık seyahat-i fikriyeye başlayalım.

* * *

1910 yılı sonlarında Şarkî Anadolu’dan sonra Şam'a giden Bediüzzaman Said Nursî, oradaki meşhûr Emeviye Camii’nde vermiş olduğu Hutbe-i Şâmiye dersinde, pek mühim, hakikatli ve sevindirici müjdelerden söz ediyor.

Haber verdiği müjdelerin doğru anlaşılması için ise, 40 sene sonra Türkçe’ye tercüme ettiği eserin yeni “Mukaddime”sinde şu hatırlatmada bulunuyor: "Aziz, sıddık kardeşlerim! Kırk sene evvel Şam’daki Camii Emevîde, Şam ulemasının ısrarıyla, içinde yüz ehl-i ilim bulunan on bin adama yakın bir azîm cemaate verilen bu Arabî ders risâlesindeki hakikatleri, bir hiss-i kablelvuku ile Eski Said hissetmiş, kemâl-i katiyetle müjdeler vermiş ve pek yakın bir zamanda o hakikatler görünecek zannetmiş. Halbuki iki harb-i umumî (I. ve II. Dünya Savaşı) ve yirmi beş sene bir istibdâd-ı mutlak, o hiss-i kablelvukuun kırk-elli sene tehirine sebep olmuş. Ve, şimdi o zaman verdiği haberlerin aynen tezahürleri âlem-i İslâmiyet’te başlamış. Demek, bu pek ehemmiyetli ders, zamanı geçmiş eski bir hutbe değil, belki doğrudan doğruya, 1327’ye (1910) bedel 1371’de (1950) ve Camii Emevî yerine âlem-i İslâm camiinde, üç yüz yetmiş milyon bir cemaate hakikatli ve taze bir ders-i içtimaî ve İslâmîdir diye, tercümesini neşretmek zamanıdır tahmin ederim." (Hutbe–i Şâmiye: 14)

O müjdelerden biri şudur: 1950 öncesi ve sonrasında, Afrika ve Arap ülkeleri başta olmak üzere, Avrupa’lıların sömürgesi durumundaki Müslüman ülkelerin pekçoğu yeniden istiklâline ve “yarı hürriyet”lerine kavuşmaya başladı. Aynı şekilde, Türkiye'de de pek mühim gelişmeler yaşandı. 18 yıldır yasaklanan Kur'ân ve Muhammedî Ezan, yeniden hürriyetine kavuştu. Keza, otuz seneye yakındır süregelen tek partili mutlak istibdat devresi, Mayıs 1950’de sona ermiş oldu.

* * *

Hutbe-i Şâmiye'nin başlarında ayrıca şu müjdeli ifadeleri yer alıyor: "Ey İslâm cemaati! Müjde veriyorum ki: Şimdiki âlem-i İslâmın saadet-i dünyeviyesi, bâhusus Osmanlıların saadeti ve bilhassa İslâmın terakkisi onların intibahıyla olan Arabın saadetinin fecr-i sadıkının emâreleri inkişafa başlıyor. Ve, saadet güneşinin de çıkması yakınlaşmış. Ye’sin burnunun rağmına olarak, ben dünyaya işittirecek derecede kanaat-i kat’iyemle derim: İstikbal, yalnız ve yalnız İslâmiyetin olacak. Ve hâkim, hakaik-i Kur’âniye ve imaniye olacak." (Age, s. 27)

* * *

Aynı isimli eserde aynı minval üzere zikredilen bir müjdeli haber de şudur: "Hem de İslâmiyet güneşinin inkişafına ve beşeri tenvir etmesine mümanaat eden perdeler açılmaya başlamış. O mümanaat edenler çekilmeye başlıyorlar. Kırk beş sene evvel o fecrin emâreleri göründü. Yetmiş birde (1371/1950) fecr-i sâdıkı başladı veya başlayacak. Eğer bu fecr-i kâzip de olsa, otuz-kırk sene sonra fecr-i sâdık çıkacak." (Age, s. 39)

Üstad Bedizzaman’ın vefatından (Mart 1960) hemen sonra, kanlı 27 Mayıs (1960) Darbesi yapıldı. Ondan 11 sene sonra 12 Mart (1971), ondan 9 sene sonra da 12 Eylül (1980) Darbesi yapıldı... Kuvvetle muhtemeldir ki, bu tür hadiselerin de, o müjdelerin tehir olmasında tesiri olmuştur. Yoksa, şimdiki hal-i âlem çok farklı olurdu diye tahmin ediyoruz.

Üstad Bediüzzaman'ın bu gibi meseleler hakkındaki genel yaklaşımı, "Te’hire yol açan sebepler" perdesini te'vili ile "Gaybı Allah'tan başka kimse bilemez" hükmüne olan teslimiyetini de mutlaka nazar-ı itibara almak gerekiyor. Aksi halde, hem hadden tecavüz etme, hem de yanlış te'vile sapma tehlikesiyle karşı karşıya kalınmış olur.

***

@salihoglulatif:

Filistin ve Kudûs dâvâsı için icraat-müeyyide-yaptırım noktasında ciddî adımlar atmak yerine, ekranlarda ve miting meydanlarında atılacak hamaset nutuklarıyla, işi yine iç siyasete dökmeye, hatta bunu 24 Haziran seçimlerine tahvil etmeye meyletmiş kimseler var ne yazık ki.

Okunma Sayısı: 4002
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı