"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Üç konu: Yıldırım Bayezid, Kadınlar Günü, işgal provası

M. Latif SALİHOĞLU
08 Mart 2024, Cuma
Günün tarihi itibariyle, önümüzde üç önemli konu var. Bunları sırasıyla ve kısaca takdim edelim.

Kahrından ölen padişah

Niğbolu Fatihi (25 Eylül 1396) olarak da yâd edilen Sultan Bayezid Han, 28 Temmuz 1402’de Ankara’daki Çubuk Ovası’nda Timur’un kuvvetlerine mağlûp olup ellerine esir düştü. 

Savaş esnasında, Osmanlı ordusu da perişan halde geri çekilerek mağlûbiyeti kabul etti. Daha da acıklı olan hususu, Osmanlı’da on yılı aşkın süreyle bir “fetret devri” yaşandı.

Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid Hâna, esaret hayatı haliyle çok ağır geldi. Öyle ki, esaretin kahrına bir sene bile dayanamayarak, henüz 40’lı yaşlarında iken 8 Mart 1403’te ve­fâ­t etti.

Esaret hayatı ile ilgili olarak nakledilen son derece trajik bazı hikâyeler var ki, onları burada anlatmamız doğru olmaz.

Kadınlar Günü

8 Mart günü, uluslararası çapta her yıl “Dünya Kadınlar Günü” şeklinde bir kutlama yapılır. Bunun elbet bir hikâyesi var. Burada biraz işin o tarafına bakalım.

Soru şu: 8 Mart’ın Kadınlar Günü olması durumuna nasıl gelindi?

Kadınlara mahsus bir günün belirlenmesi düşüncesi, ilk kez 27 Ağustos 1910’da Kopenhag’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında ortaya atıldı ve hemen oracıkta kabul edildi.

Ardından, bir çok ülkede her yıl kutlanmaya başlandı. Meselâ, İsveç’te 1912 yılından itibaren kutlanmaya başladı. Keza, 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı tarafından da 8 Mart gününün Rusya ve bağlı ülkelerde kutlanması uygun görüldü.

Daha sonra, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de kutlanılmaya başlamasıyla birlikte, konu BM gündeme getirilmiş oldu. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu da, 1977 yılında 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etti.

Türkiye’de 8 Mart’ta Dünya Kadınlar Günü 1975 yılında kutlanmaya başlandı.

Anadolu'yu işgal girişimi

İstanbul'daki işgal politikalarını sertleştiren İngilizler, Anadolu'nun muhtelif bölgelerine asker çıkararak diğer şehirleri de işgale başladı.

İngilizleri Fransızlar ve İtalyanlar takip etti.

Fransızlar, 8 Mart 1919 günü Zonguldak ve Ereğli'yi işgal ederken, İngilizler de Antep'te bildiri dağıtarak halkın elinde bulunan bütün silâhların teslim edilmesini istedi.

İngilizler, bir gün sonra ise Samsun'a 200 kadar asker çıkardı. Şehri işgal eden bu askerî birliğin bir bölümü Merzifon'a doğru harekete geçti.

Bölgedeki Müslüman ahalinin galeyana gelmesine yol açan bu durum, özellikle Merzifon'daki Rum ve Ermeni kesim tarafından sevinç gösterileri ile karşılandı.

Anadolu'daki işgal hareketinin başını, İngiliz birlikleri çekiyordu. Tıpkı İstanbul'da olduğu gibi...

İşgal güçleri, bu yaptıklarını 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi şartlarına bağlıyordu.

Oysa, o antlaşmanın metinleri arasında herhangi bir yeri "işgal etme" maddesi yoktu. Sadece "güvenliği sağlama" gerekçesi vardı. Zaten, yapılan işgallere de hep bu gerekçe ile bir nevi kılıf geçirilmeye çalışılıyordu.

Okunma Sayısı: 1524
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı