"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Adalet savunucuları avukatlar

M. Said ZEKİ
12 Mart 2018, Pazartesi
İnsanlar yaşadığı sürece adalet mücadelesi hep var olacaktır. Adalet sac ayağının birisi de savunmadır.

Hukuk tarihi yiğit ve cesur avukatların destansı savunmaları ile doludur. Savunma bizzat yapılacağı gibi vekil aracılığı ile de yapılabilir. Bu gün avukatlık mesleğine bir göz atalım. Günümüzde savunma görevi Barolara kayıtlı olarak görev yapan hukuk tahsili yapmış avukatlar tarafından yerine getirilmektedir. Bir ülkedeki Barolar bir birlik oluşturduğu gibi, milletler arası birlikler de oluşturmuş; avukatlık mesleğinin prensipleri tüzük ve belgelerle tesbit edilmiştir.

DEMOKRASİ, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE AVUKATLIK

Avrupa’da Avukatlık Mesleğine İlişkin Temel İlkeler Tüzüğü (Charter of Core Principles of The European Legal Profession)’ün önsözünde:

“Hukukun üstünlüğüne saygı esasına dayalı olarak kurulmuş bulunan bir toplumda; avukat özel bir role sahip bulunmaktadır. Avukatın göre- vi, yasaların izin verdiği sınırlar içinde verilen talimatları yerine getirmekle başlayıp sona ermemektedir. Bir avukat, kendisine hak ve özgürlüklerinin savunulması ve sağlanması görevini verenlerin çıkarlarına ve adaletin sağlanmasına da hizmet etmek zorundadır. Bu bağlamda avukatın görevi sadece müvekkilinin dâvâsını takip etmek olmayıp aynı, zamanda müvekkiline danışmanlık hizmeti vermektir. Bir toplumda avukatın meslekî faaliyetine saygı göstermek, o toplumda demokrasi ve hukukun üstünlüğünün varlığı için bir mecburiyettir” denilmektedir. Türkiye Barolar Birliği’nin de kabul ettiği bu tüzük bütün üye ülkeleri bağlayıcıdır. 

Tüzükte avukatın toplumdaki göre-vi, mesleğin nitelikleri sayıldıktan sonra; bağımsızlık, güven ve dürüstlük, sır saklama, diğer Baro ve Meslek Örgütlerinin kurallarına uyma, avukatlıkla bağdaşmayan faaliyetler, reklâm yasağı gibi temel ilkeler vur- gulanmıştır. Ayrıca müvekkillerle, mahkemelerle ve kendi aralarındaki ilişkileri düzenleyen prensipler kabul edilmiştir.

Avukatın bağımsız ve özgür oluşu hukukun üstünlüğü demokrasi ile yakından alâkalıdır. Tüzük’te yer alan ilkelerin, Avrupa İnsan Hakları Bildir- gesi’nin öngördüğü gibi adaletin adil yönetimi, adalete erişimin ve adil yargılanma hakkı için zorunlu olduğunu ileri sürmektedir. Gerek Avrupa’nın yeni gelişmekte olan demokrasileri, gerekse daha oturmuş demokrasilerinde icraî faaliyet gösteren avukatlar ve mensubu oldukları barolar, bu hakların tehdit altında olması durumunda, bu hakları en ön sırada savunmaya devam edeceklerdir.

AVUKATIN BAĞIMSIZLIĞI

Avukatın bağımsızlığı ve müvekkilinin dâvâsını takip etme özgürlüğü mesleği lâyıkıyla yapmak açısından da çok önemlidir. Bir avukatın, müvekkilini temsil etmesi ve danışmanlık hizmeti faaliyetlerini sürdürebilmesi için; politik açıdan, ekonomik bakımdan ve fikri anlamda hür olması gerekmektedir. 

Diğer bir ifade ile avukat; devletten ve diğer güçlü otorite kaynaklarından bağımsız olmalı ve bu bağımsızlıktan kendi iş ortaklarının uygunsuz baskısı ile taviz vermemelidir.

YANLIŞ VEYA YALAN BEYANDA BULUNMAMALI

Bir avukat mahkemeye asla bilerek yanlış veya yalan beyanda bulunmamalı, meslekî faaliyetleri kapsamında üçüncü şahıslara yalan söylememelidir. Bu yasaklamalar müvekkilin güncel çıkarlarına aykırı olabilir. Ancak çok hassas bir sorun olan adaletin/yargının çıkarı ile müvekkilin çıkarı konusundaki çatışmalar avukatın aldığı eğitim sayesinde çözülecektir. Bu gibi konularda avukat baro veya hukuk birliğinden yardım talep edebilir.

AVUKATA ULAŞMA HAKKI

Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler (Havana kuralları) da; avukata ulaşmanın bir hak olduğunu, hükümetlerin bu hakkı kullanmak için gerekli mekanizmayı kuracağını vurgular.

“Herkes haklarının varlığını tesbit ettirmek, korumak ve ceza muhakemesinin her aşamasında haklarını savunmak için kendi seçtiği bir avukatın yardımına başvurma hakkına sahiptir.

Hükümetler, ırk, renk, etnik köken, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir fikir, ulusal ve toplumsal köken, doğum, ekonomik veya başka bir statüye dayanan bir ayrımcılıkla hiçbiri ayrım yapmaksızın, egemenlik yetkisine tabi olan ve ülke içinde bulunan  herkesin, avukata etkili bir biçimde ve eşit olarak ulaşma hakkını sağlayan etkin usûlleri ve ihtiyaçlarına karşılık verebilecek mekanizmalar kurar.”

“SİZİ Mİ SAVUNAYIM, DÂVÂNIZI MI?

Nur dâvâlarının yılmaz savunucusu Avukat Bekir Berk, Nurlar’ı tanımadan önce; 1958 yılında, dâvâlarına yapılan iftira ve isnatlara, bir bildiri neşrederek cevap verdikleri için Ankara zindanlarına atılan Nur Talebelerinin savunmalarını yapması için Isparta milletvekili Tahsin Tola’dan dâvet geldiği anda, bunun sıradan bir dâvâ olmadığını anlamıştı. 

Yine de Ankara’ya gelip maznunlarla görüşmek istediğinde, karşısında ‘bizi buradan kurtar’ dercesine yalvaran bakışlarla, kendisinden imdat isteyen çaresiz insanlar göreceğini zannetmişti. “Sizi mi savunayım, dâvânızı mı?” diye sormuştu. 

Onların, ‘Yeter ki siz bizim dâvâmızı müdafaa edin, biz gerekirse burada yıllarca kalmaya razıyız’ demeleri üzerini çarpılmış, dâvâya konu eserleri hemen o akşam okumaya başlamıştı. O artık Bedüzzaman’ın avukatı ve Risale-i Nur hakkında açılan dâvâların efsanevî savunucusuydu!

Ne mutlu hakkı ve adaleti savunan avukatlara!

Okunma Sayısı: 2650
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı