"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hâkim ve savcılar cesur ve tarafsız olmak mecburiyetindedir - 2

M. Said ZEKİ
04 Aralık 2017, Pazartesi

MECELLE VE YÜCE DİVAN

Hukukçuların vasıflarına göz atmaya devam ediyoruz.

Mecelle Ahmet Cevdet Paşa (1822-1895) başkanlığında kurulan komisyon tarafından hazırlanmış devrine göre bir hukuk şaheseridir. Asıl ismi ‘Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye’ yani Adlî Hükümler Mecmuasıdır. Dağınık hükümler toplanmış, hukukî tabirle kodifikasyon yapılmıştır.  16 kitap ve 1851 maddeden oluşur. 1863 - 1869 yılları arasında hazırlanmıştır. Komisyonun kuruluşu, çalışması, karşılaştığı zorluklar, tartışmalar, kanunun hazırlanması, Nizamiye Mahkemeleri’nin kuruluşu ilgilenenler için ilginç bir araştırma konusudur.

Fransa kendi medeni kanununu –Code Civil- kabul ettirmek için Osmanlı’ya baskı yapmaktadır. ‘Ahkâmda Avrupa’ya dilencilik etmek’ yerine millî bir kanun hazırlama düşüncesinin ürünüdür. Yazı konusu bu mesele olmadığından teferruatına girmeyelim. Konumuz açısından hâkimin özelliklerine bir göz atalım.

MECELLE DE HÂKİMİN VASIFLARI 

Hâkim; hakîm, fehîm, müstakîm, emîn, mekîn ve metîn olmalıdır. (M. 1792)

Bu kavramlara yakından bakacak olursak;

Hakîm; âlim, bilgin hikmet uzmanı, herkesçe bilinmeyeni bilen, kâinatın sırlarını bilen kişi, iş ve emirleri hikmetli ve yanlışsız olan, haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden demektir.

Fehîm; akıllı, zeki, anlayışlı anlamındadır. Hâkim, hukuk kurallarını çok iyi anlamalı, kavramalı ve bilmelidir.

Müstakîm; doğru, namuslu, eğri olmayan, dik, hilesiz, temiz, dürüst anlamları taşır.

Emîn; emniyetli, kendine inanılan, itimat edilen, güvenilir. Ayrıca sağlam, tehlikeden uzak, güvenlik altında, kendisine emanet edilebilen kişi, inanılır.

Mekîn; vakarlı, temkinli, yerleşmiş, oturmuş, sakin, telâşsız.

Metîn; sağlam, kendine güvenilir olan, hilekâr olmayan, metanet sahibi, dayanıklı, dışarıdan gelebilecek baskılara direnç gösteren.

Görülüyor ki hâkimin özellikleri bir vecize altında kapsamlı şekilde ifade edilmiştir. Bu vasıflar farklı kelime ve manalarla olsa bile, her hukuk sisteminde ifade edilmiştir.

BERÂET-İ ZİMMET ASILDIR

Mecellenin girişinde vecize niteliğinde 100 madde yer alır. 

Bir kaç tane zikredelim:

- Şekk (şüphe) ile yakîn (kesin bilgi) zail olmaz (yok sayılmaz).

- Berâet-i zimmet asıldır. (Aksi sabit olununcaya kadar insanlar suçsuz ve borçsuz kabul edilir.)

- Meşakkat teysiri celbeder. (Zor ve takat getirilemeyecek işlerde kolaylık yolu aranır. ‘Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Allah size kaldıramayacağınız yükü yüklemez’)

- Zarar ve mukabele bi’z-zarar yoktur. (Bir kimseye zarar vermek caiz olmadığı gibi, kendisine zarar verene de zararla karşılık vermek de caiz değildir.)

- Ehven-i şerreyn ihtiyar olunur. (İki kötülükle karşı karşıya kalındığında daha hafif ve ehven olan seçilir.)

- Def’i mefâsid celb-i menâfi’den evlâdır. (Kötülüklerin giderilmesi ve ortadan kaldırılması, iyilik ve güzelliklerin elde edilmesinden daha önce gelir.)

*** 

OSMANLI’DA BOZULAN ADALET 

Hâkimlerle ilgili modern belgelere geçmeden önce Osmanlı dönemine kısa bir göz atalım. Osmanlı’da adaleti tesis için sadece son zamanlarda değil, hemen her döneminde çaba gösterilmiştir. Sıkıntıları teşhis için çalışmalar yapılmış, çözümler önerilmiştir. Son dönemlerde sıkıntılar artmıştır.

Meselâ Koçi Bey tarafından yazılıp Sultan IV. Murat’a arz edilen risalelerde de, Osmanlı İmparatorluğu yargı sistemindeki bozulmalara ilişkin ilginç tesbitler bulunmaktadır. Koçi Bey, Kadı’ların da mensubu olduğu ilmiye sınıfı içerisinde, eskiden en bilgili olanların yükseltildiğini ve işinin ehli olan hâkimlerin sebepsiz yere azlolunmadığını ifade etmektedir. 

Koçi Bey’e göre daha sonra, giderek her işe hatır karışmakla ve her işe göz yummakla hak sahibi olmayanlara hadden aşırı mevkiler verilip, eski kanunlar bozulmuştur. Adaleti dağıtan Kadı’lar ehliyetsiz kişilerden atanmaya başlayınca adalet yara almış, adaletin terazisi bozulmuş, Kadı’ların üzerinde eşrafın,  zalim idarecilerin baskısı dolayısıyla adalet dağıtılamaz olmuştur.

Koçi Bey tarafından işaret edilen, merkezi ve mahalli idarecilerin baskıları dolayısıyla devlet erkânının taraf olduğu dâvâlarda yargı organının bağımsız karar verebilmesini sağlamak açısından başvurulan tedbir, bu dâvâların sıradan Kadı mahkemesinde görülmesi yerine, özel yetkili olarak kurulan mezalim divanlarında karara bağlanmasıdır. 

MEZALİM DİVANI / ANAYASA MAHKEMESİ / YÜCE DİVAN

Güçlü idareciler dolayısıyla Kadı’ların bağımsız ve tarafsız karar vermekte zorlanmaları sonucu, idarî faaliyetlerden kaynaklanan işler ile üst düzey kamu görevlilerini yargılamak üzere mezalim divanları kurulmuştur. 

Osmanlı uygulamasında Kadı aynı zamanda vermiş olduğu kararın infazından da sorumlu olduğundan, dâvâlıların nüfuzlu olması dolayısıyla vermiş olduğu hükmü Kadı’nın infaz edemeyeceği durumlarda da, uyuşmazlığı divan karara bağlamıştır. 

Bu divanların görevleri arasında, normal mahkemelerin karar vermekte zorlanacakları ceza ve hukuk dâvâları hakkında karar vermenin yanı sıra, idarecileri denetlemek, idarî nitelikteki şikâyetleri karara bağlamak da vardır. Anayasa metinlerinde de bu yüce divana yer verilmiştir.

Günümüzde de Mezalim Divanı görevini Anayasa Mahkemesi icra etmektedir.

Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı’nı Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Bakanlar, Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar. 

Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar. Yüce Divanda, savcılık görevini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar.

İnsanların bütün çabası adaleti tesis ve temin için. ‘İnsaniyet-i Kübrâ olan İslâmiyet’ adaleti emrederken, ‘insaniyet-i suğra olan medeniyet’ adaleti temin için var gücüyle çalışır. Adaletsizlikten canı yanan biri ‘Bırakın adalet yerini bulsun. İsterse kıyamet kopsun’ diye feryat ederken; diğeri ‘Bir yerdeki haksızlık, adalet için her yerde tehlikedir’ diye haykırır.

Okunma Sayısı: 2933
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • demir can

    4.12.2017 08:31:09

    adil olsalar hemen khk ile atılırlar. yargının neredeyse yarısını sorgusuz sualsiz ihraç ettiler

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı